Carlos Drummond De Andrade

Carlos Drummond De Andrade

9.7/10
3 Kişi
·
10
Okunma
·
2
Beğeni
·
130
Gösterim
Adı:
Carlos Drummond De Andrade
Unvan:
Brezilyalı Şair
Doğum:
İtabira, Minas Gerais, Brezilya, 31 Ekim 1902
Ölüm:
Rio De Janeiro, Brezilya, 17 Ağustos 1987
Carlos Drummond de Andrade (31 Ekim 1902 - 17 Ağustos 1987) Brezilya’nın Minas Gerais eyaletinde, küçük bir madenci kasabası olan Itabira’da doğdu. Çiftçilik yapan babası onu bir Cizvit okuluna yazdırdıysa da, Drummond de Andrade uyumsuzluğu yüzünden okuldan uzaklaştırıldı. Daha sonra öğrenimini eczacılık fakültesinde tamamladı. Genç yaşta ülkesindeki yenilikçi şiir akımının yerleşmesine yayımladığı bir dergiyle katkıda bulundu. Evlendikten sonra 1934’te Rio de Janeiro ’ya yerleşti ve 1966’da emekli oluncaya kadar Eğitim Bakanlığı’nda çalıştı. Çok sayıdaki şiir kitaplarının yanı sıra öykü ve roman yazdı, dünya edebiyatından çeviriler yaptı, gazete ve dergilerde yazılar yayımladı. 1987’de Rio de Janeiro’da öldüğünde Brezilya’nın uluslararası üne kavuşmuş en önemli şairlerinden biri sayılıyordu.
Benim ağzımdan adaletin görmezden geldiği insanlar
konuşuyor,
garibanlar, paryalar, batıklar, sakatlar, özürlüler, yalnızlar,
ezilenler,
düşçüler, kararsızlar, duygulular, umutsuzlar, çocuksu
sorumsuzlar,
temiz yürekliler, deliler ve umutsuzlar.
Şimdi n'olacak, José?
Parti bitti,
ışıklar söndü,
herkes gitti,
gece soğuk,
şimdi n'olacak, José?
Ne diyorsun ha?
adsız José,
başkalarını kızdıran
şiir yazan,
kavgadan hoşlanan
şimdi n'olacak Jose?
Kadının yok,
ne söyleyecek sözün,
ne sevgin kaldı,
ne içki içebilirsin artık,
ne de cıgara,
tüküremezsin bile,
gece soğuk,
gün doğmadı,
ne otobüs geldi,
ne de ütopya,
gülen kimse yok,
her şey sona erdi,
her şey çekip gitti,
her şey çürüdü,
şimdi n'olacak, José?

Şimdi n'olacak, José?
Tatlı dilin,
şölenlerin, perhizlerin,
o ateşli anların,
raflardaki kitapların,
altın çıkan madenin,
camdan giysilerin,
anlaşılmaz sözlerin,
nefretin, şimdi n'olacak?
Elinde anahtar
kapıyı açmak istiyorsun
kapı yok
denizde boğulmak istiyorsun,
deniz kurumuş;
Minas'a gitmek istiyorsun,
artık Minas yok;
José, şimdi n'olacak?
Bağırabilsen,
inleyebilsen,
bize bir Viyana valsi
çalabilsen,
uyuyabilsen,
yorulabilsen,
ölebilsen...
Ama ölmezsin sen,
Sapasağlamsın, José!
Karanlıkta tek başına,
vahşi bir hayvan gibi
kafa yormadan tanrılara,
dayanabileceğin
bir duvar bile olmadan,
dörtnala kaçabileceğin
bir kara attan yoksun
yürüyorsun, José!
José, nereye?
Tam yeni bir çağ
başlayacakken,
olduğumuz yerde kaldık,
bir yandan
hastalık bahçeleri,
sıkıntı tramvayları,
gözyaşı mağazaları
hep birden zenginleştiler.
Yer dar. Her şey
üst üste yığılı.
Şimdi n'olacak, José?
Tatlı dilin,
şölenlerin, perhizlerin,
o ateşli anların,
raflardaki kitapların,
altın çıkan madenin,
camdan giysilerin,
anlaşılmaz sözlerin,
nefretin, şimdi n'olacak?

Elinde anahtar
kapıyı açmak istiyorsun
kapı yok
denizde boğulmak istiyorsun,
deniz kurumuş;
Minas'a gitmek istiyorsun,
artık Minas yok;
José, şimdi n'olacak?
Bağırabilsen,
inleyebilsen,
bize bir Viyana valsi
çalabilsen,
uyuyabilsen,
yorulabilsen,
ölebilsen...
Ama ölmezsin sen,
Sapasağlamsın, José!

Karanlıkta tek başına,
vahşi bir hayvan gibi
kafa yormadan tanrılara,
dayanabileceğin
bir duvar bile olmadan,
dörtnala kaçabileceğin
bir kara attan yoksun
yürüyorsun, José!
José, nereye?
Bir gün gelir, "Tanrım!" diyemezsin artık.
Toptan bir temizlik zamanıdır.
Artık "Sevgilim!" diyemeyeceğin bir gün.
Çünkü boşunalığı kanıtlanmıştır aşkın.
Ve gözlerden yaş akmaz.
Ve ancak kaba işlere yarar eller.
Ve kuruyup kalır yürek.
Kadınlar boşuna çalarlar kapını, açmazsın.
Tek başmasındır, ışıklar söndürülmüş
ve karanlıkta parlar kocaman gözlerin.
Belli ki acı çekmeyi bilmiyorsundur artık.
Ve hiçbir şey istemiyorsundur dostlarından.

Kimin umurunda yaşlanmak, yaşlılık nedir ki?
Dünyayı taşıyor omuzların
ve bir çocuğun elinden daha hafif dünya.
Savaşlar, kıtlıklar, evlerde aile kavgaları
hayatın sürüp gittiğini kanıtlıyor
ve kimsenin özgürlüğe kavuşamadığını.
Bu gösteriyi acımasız bulanlar (o yufka
yürekliler)
ölmeyi yeğ tutacaklardır.
Gün gelir ölüm de işe yaramaz.
Gün gelir buyurulandır yaşamak.
Yalnızca yaşamak, hiç kaçış olmadan
''....Azıcık bir şey kaldı senin
dobra susuşundan azıcık bir şey
kızgın duvarda, büyüyen
sessiz yapraklarda.


...Her şeyden azıcık bir şey kaldığına göre,
neden benden de
bir parçacık kalmasın? Kuzeye giden
trende, gemide,
gazete ilanlarında, neden
küçük bir parça kalmasın benden Londra'da,
küçük bir parça herhangi bir yerde?
Bir sessiz harfte?
Bir kuyuda?''
Zamanın başlangıcından beri
ben seni sevdim, sen beni.
Ben Akha'ydım, sen Troyalı.
Troyalı ama Helena değil.
Ben tahta atın içinden fırladım
öldürmek için kardeşini.
Dövüştük, öldürdüm, öldük.

Romalı bir asker oldum sonra
Hıristiyanları kovalayan.
Katakombun kapısında
karşıma sen çıktın yeniden.
Ama Koloseumda çırılçıplak
düştüğünü görünce,
aslan üzerine gelirken,
umutsuzca atladım aranıza,
ikimizi de yuttu aslan.

Sonra Mağripli bir korsan oldum
Trablus'un baş belası.
Saldıran guletimden korkup
saklandığın tekneyi yaktım.
Tam seni yakalayıp
kendime köle yapmaya kalkınca,
hemen istavroz çıkarıp
kalbine bir hançer sapladın,
ben de kendi canıma kıydım.

Sonra daha mutlu günlerde,
Versaille'da bir saraylıydım,
anasının gözü ve çapkın.
Sense rahibe olmak istiyordun,
hemen manastırın duvarından atladım.
Politik kargaşa girince araya,
giyotin oldu sonumuz.
Şimdi çağa uydum büsbütün.
Dans eden, koşan, işi tıkırında biri.
Param, bankada hesabım.
Sen de dans eden koşan, işini bilen
sarışın bir bombasın.
Bunlardan hiç hoşlanmıyor baban.
Ama kaderin cilvesine bak ki,
ben Paramount yıldızlarından biri
sarılıp öpüyorum seni, evleniyoruz hemen.
Ben doğduğumda karanlıkta
yaşayan çarpık bir şeytan,
Carlos, dedi, hadi! Sakar ol hayatta.

Bu evlerin gözü adamlarda
kadın peşinden koşan,
Akşam mavi olsaydı eğer,
daha az istek olurdu tende.

Bacak dolu geçen tramvayda:
Beyaz, esmer, sarı bacak.
Tanrım neden bu kadar bacak?
Diye soruyor kalbim. Oysa
bir şey sormuyor gözlerim.

Bıyığının arkasındaki adam
ciddi, basit ve kuvvetli.
Nerdeyse hiç konuşmuyor.
Bir iki seçkin dostu da var,
gözlüklü bıyıklı adamın.

Tanrım beni neden terkettin
Tanrı olmadığımı biliyorduysan,
zayıf olduğumu biliyorduysan?

Dünya dünya, koca dünya,
ne çıkar adım Raimundo'ysa,
olsa olsa bir uyak,
bir çözüm olacak değil ya.
Dünya dünya, koca dünya,
senden büyük benim kalbim.

Sana söylemem gerek ama
şu gökteki ayla
şu konyak
akıl bırakmıyor başta.
Ah o haklı bir öfkede ve köklü bir sevgide dile gelen,
insan ruhunun kökünde, canı yanmış ağaçta,
zorbaların baskısına direnişteki sesin saygınlığı
Ah Şarlo, benim ve hepimizin dostu, kunduraların ve bıyığın
yürüyüp gidiyor tozlu ve umutlu bir yolda.
Cevat Çapan'ın çevirisini yaptığı kitap, benim için yeni bulunan bir hazine gibiydi. Çapan'ın kitabın önsözünde belirttiği gibi şair "gerek çocukluk dönemi yaşantılarından, gerekse ülkesindeki toplumsal adaletsizliğin yarattığı sorunlardan esinlenerek yazdığı şiirlerinde insanlar arasındaki iletişimsizliği ve ilişkilerin saçmalığını ince bir alaycılıkla dile getirmiştir." Brezilya'nın en önemli şairlerinden olan Andrade'yi okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Carlos Drummond De Andrade
Unvan:
Brezilyalı Şair
Doğum:
İtabira, Minas Gerais, Brezilya, 31 Ekim 1902
Ölüm:
Rio De Janeiro, Brezilya, 17 Ağustos 1987
Carlos Drummond de Andrade (31 Ekim 1902 - 17 Ağustos 1987) Brezilya’nın Minas Gerais eyaletinde, küçük bir madenci kasabası olan Itabira’da doğdu. Çiftçilik yapan babası onu bir Cizvit okuluna yazdırdıysa da, Drummond de Andrade uyumsuzluğu yüzünden okuldan uzaklaştırıldı. Daha sonra öğrenimini eczacılık fakültesinde tamamladı. Genç yaşta ülkesindeki yenilikçi şiir akımının yerleşmesine yayımladığı bir dergiyle katkıda bulundu. Evlendikten sonra 1934’te Rio de Janeiro ’ya yerleşti ve 1966’da emekli oluncaya kadar Eğitim Bakanlığı’nda çalıştı. Çok sayıdaki şiir kitaplarının yanı sıra öykü ve roman yazdı, dünya edebiyatından çeviriler yaptı, gazete ve dergilerde yazılar yayımladı. 1987’de Rio de Janeiro’da öldüğünde Brezilya’nın uluslararası üne kavuşmuş en önemli şairlerinden biri sayılıyordu.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 10 okur okudu.
  • 6 okur okuyacak.