NASIL YAŞANIR?
7/10
·432 syf.·
2026 14. kitabı
Roger-Pol Droit, 1949 Paris doğumlu, Fransız filozof, gazeteci, eğitmen ve yazardır. École Normale Supérieure de Saint-Cloud'da öğrenim görmüş. Felsefe alanında öğretmenlik yeterliliği derecesine, felsefe doktorasına ve araştırma yönetme yetkisine sahip. İlk makaleleri 1972 yılında, 23 yaşında henüz bir öğrenciyken Le Monde gazetesinde yayımlanmış. Berck ve ardından Honfleur liselerinde öğretmenlik yapmış. 1989'dan itibaren CNRS'te araştırmacı ve üniversite profesörü olarak görev almış. İlk olarak Hegel ve Marx Üzerine Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi'nde, ardından Jean-Pépin Merkezi'nde çalışmış. Ayrıca Le Monde Des Livres, Les Échos, Le Point ve Clés yayınlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Droit’nın araştırmaları, Batı düşüncesinde "öteki"nin temsilleri üzerine odaklanmaktadır. Felsefeyle, edebi ve şiirsel yaratıcılığın kesişim noktasında yer alan alışılmışın dışında, oyunbaz ve kimi zaman şaşırtıcı görünen daha kişisel metinleriyle geniş kitlelerce tanınıyor. Bu tarzın ilk örneği, 24 dile çevrilen ve televizyona da uyarlanan "101 Gündelik Felsefe Deneyimi" adlı eseridir. Droit, bazıları geniş kitleler nezdinde büyük başarı yakalamış olan felsefe ve fikir tarihi üzerine 30’a yakın kitabın sahibi. "Düşünürlerin Eşliğinde (1998)", "Kızıma Dinleri Öğretiyorum (2000)", "101 Gündelik Felsefe Deneyimi (2001)", "Kızıma Felsefe Öğretiyorum (2004)", "Dostlar Arasında Küçük Felsefe Deneyimleri (2007)", "Kısa Felsefe Tarihi (2008)", "Felsefeyle Saadet Olmaz (2015)", "Yalnızca Bir Saatim Kalsaydı (2014)", "Filozoflar Nasıl Yürür? (2016)" ve son olarak "Alice Fikirler Diyarında (2025)" eserlerini yazmış. Droit, geçen yıl yayımladığı bu romanıyla felsefeyi her yaştan okura sevdirmek adına Lewis Carroll'ın klasik kurgusunu felsefi bir zemine taşımış. Harikalar Diyarı’nın yerini kavramların, mantık
Edebiyat
Alice Fikirler DiyarındaRoger-Pol Droit · Domingo Yayınları · 202631 okunma
Körü Körüne Bağlılığın Zehiri
10/10
·272 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 04:19
Bir insanın doğruluğuna körü körüne inandığı fikirler, onu geri dönülmez sonuçlara sürükleyebilir mi? Nicholas Blake'in Kanıt Sorunu isimli eseri bir okulda vuku bulan polisiye olayları ele almakta. Bu inceleme yazımda kitap içeriğine olabildiğince yüzeysel değineceğim (kitabın heyecanının kaçmaması için) ama yer yer spoiler bilgiler yer alabilir. Olay kurgusu çok güçlüydü. Katilin son ana kadar anlaşılamaması, karakter sayısının dengesi kurguyu başarılı kılan unsurlardan bazılarıydı. Bu öğeler eserin her aşamada heyecan, merak seviyemi iyi seviyede koruyabilmesini sağladı. Delillerin bulunması (katilin defteri gibi), deliller ışığındaki minik canlandırma deneyleri ve son kısımda katilin ortaya çıkarılması heyecan, gerilim, tutku, merak gibi duyguları zirvede yaşamamı sağladı. Hem ikinci bir cinayet hem de okulun en tepesindeki kişi olması nedeniyle müdürün ölümü eserde en çok şaşırdığım ve az önce bahsettiğim duyguları hissettiğim andı. Cinayet işlenmesine ek olarak Müdürün karısı ile okul öğretmenlerinden biri olan Michael Evans'ın yasak aşk yaşaması ise insan varlığının karanlık/kötü yönlerini gözler önüne sermekteydi. Romandaki karakter sayısı kurguyla dengeliydi. Eserde gündelik sade bir dil kullanılmıştı. Kanıt bulmadaki titiz yaklaşım ve kanıt bulmadaki yer yer zorluklar nedeniyle başlık seçimi yerinde olmuş. Bölümler ortalama 15-20 sayfa. Bu unsur okurun her bölümde kesintisiz, keyifli ve tam kararında bir okuma deneyimi sunmuştu. Kitap kapağında ormanı andıran ağaçlar yer almakta. Bununla birlikte kırmızı renk resimde hakim. Cinayetler yatılı okulun bahçe ve ormanlık kısmında işlendiği için bu seçimi mantıklı buldum. Cinayet, kan, öfke gibi öğeleri temsil etmesi sebebiyle resimdeki kırmızı temasını da akla uygun buldum. Kapakta herhangi bir sorun
1000Kitap
Kanıt SorunuNicholas Blake · Ayrıksı Kitap · 20243 okunma
Reklam
İnsan Yol'da Olandır
Puan vermedi·184 syf.··
2026 15. kitabı
Elhamdülillah, güzel bir tanışma oldu. İhsan Fazlıoğlu bir şekilde sürekli etrafında dolaştığım; lakin şu ana kadar kendisinden bir şey okumadığım biriydi. Şimdiye nasipmiş ve güzel oldu. Gönlüme değen şeyler oldu kendisinden. Gönle bu kitaptan değenleri bir yekun üzerinde tartışmak çok kolay olmayacak, çünkü eser farklı zamanlarda dergilerde yayınlanan denemelerinden oluşuyor. Fakat İhsan Fazlıoğlu dertli olunması gereken konuları gündeme getirmiş, Allah (cc) kendisinden razı olsun. Bu kitabı okurken, insan tanımı tartışılmaya açılmak zorundadır; İhsan Fazlıoğlu'nun takip ederek ya da etmeyerek. En azından bu coğrafyada kimseler insanın tanımının ne'leri içerdiğini bilmesi gerekir ya da bu tanımların Batı'dan farklılıklarını işitmesi gerekir. Bazı alıntılar ile en azından İhsan Fazlıoğlu'nun işaret ettiği şeyleri aşağıda görmüş olabileceğiz. Bireysellik ve toplumsallık tartışması önemli bir yer tutar, İhsan Fazlıoğlu'nun eserinde. İddia şudur ki; insan başta toplumsal yapı içinde hayat bulur ve sonrasında birey olmayı keşfeder. Bu süreci inşaa eden kavramlar alıntı kısmında ümid ederim ki bulunabilecektir ve kavramlaştırabileceklerdir. Belki tam olarak bu terkip ile söylemese İhsan Fazlıoğlu için insan yol'da olandır (din'i olandır). Ne'reden ne'reye gittiği ile ilgili sürecini manalandırabilene insan der. Her ne kadar sivriltilmiş olsa da yazılardan bunu çıkarıp sloganlaştırdığımda yerleşik hali bir tuğla koymaya yol açıyor benim için. Gönül istiyor ki; dostlara biraz baskı ve naz ile bu kitabı okutturup mütalaa etsek. Lakin dünya dostun dost için kitap okumasının önüne kendini koydu. Alıntılar *** Her ne olursa olsun insan denilen soruya verilen her yanıt, insana öngörülebilir bir hayat sunmak zorundadır. Canı, aklı, soyu, malı ve inancı koruyamayan bir
Kendini Aramakİhsan Fazlıoğlu · Papersense Yayınları · 20142,089 okunma
9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Beğendiğiniz Gibi; sarayın sert taş duvarlarından Arden Ormanı'na uzanan, ormanla medeniyetin aşk ile aklın karşı karşıya geldiği bir kaçış anlatısı, benim gözümde ise insanın kendine dönüş yolculuğudur. Shakespare'in çok sevdiğim ironik üslubu hikayeyi bayağı bir romantik komedi olmaktan uzaklaştırmış, insanı yer yer güldüren yer yer derince düşündüren bir forma bürümüş. Eserde göze çarpan bir detaysa pek çok Shakespare oyununda kadınlar trajedinin kurbanı ya da romantizmin nesnesi olurken Shakespare bu eserde 16. yüzyıl için oldukça cüretkar bulduğum bir şekilde kadın karakterlere büyük ölçüde alan açarak onları tekdüzelikten çıkarmış ve oyunu kadın karakterlerin gözünden yönetmiştir.
Edebiyat
Beğendiğiniz GibiWilliam Shakespeare · Kapra Yayıncılık · 20242,329 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 18:19
"Ben Kojevnikovo'lıyım."diye başlıyor ve devam ediyor.Bir yıl içinde Kazakistan'a taşınmış ailem bu yüzden Kojevnikova ile ilgili hiç anım yok diyor. "Ben Çu'luyum." diye başlıyor ikinci bölüme ve anılarından söz ediyor. Bu sefer devlet eliyle dağıtılan insanlar arasındalar ve yeniden yer değiştiriyorlar. "Ben Surgut'luyum." diyor artık yedi yaşında. "Sahip olduğumuz her şeyi Kazakistan'da(Çu, Kazakistan'da)bırakmış ve buraya hiç bir şeyimiz olmadan gelmiştik."diyor. Kitap dört bölüm ama ilk üç bölüm yazarın doğduğu, çocukluğunun geçtiği köy ve kasaba ya dair anılarını okuyoruz son bölümün adı : Buralı Nasıl Olunur? Anılar ve yaşananlar değil artık kavramlar üzerine felsefi görüşler le yapılan sorgulamalar okuyoruz. Buralı nasıl olunur? Vatan nasıl sevilir? Doğduğunuz andan itibaren sürekli yer değiştirirseniz nereli olursunuz? Bu değişim sizin isteğiniz ve irademizle ya da devlet emriyle olduğunda sonuçları,etkileri nasıl olur? Peki ya dogdugunuz dan beri ülkeniz değişse ülkenizin adı, bağlı olduğu rejim değişse hangi ülkenin vatandaşı olursunuz, Vatanınız neresidir? Vatan nerede başlar? Nerede biter? Ait olmak ne demektir? Bellek nasıl olusur? #alıntılar "Bir yeri tüm ruhunla sevmek ne demektir? Burada, ruh kuramına kısa bir giriş yapmak gerekir. Aristotales,üç tür ruh oldugunu ögretmistir: bitkisel ya da besleyici ruh, hayvansal ya da duyumsayıcı ruh ve akılcı ruh. Ruh, onun için ölümden sonra göğe uçan bir şey degil, yaşayanı canlı yapan şeydi. " "Kisinin bir vatanı tüm ruhu ile sevmesi onun yalnızca duyumsanabilen olanı değil, aynı zamanda ruhunun en mahrem,bitkisel parçasında etkilemiş olması anlamına gelir. Bizi sevdiğimiz toprağa bağlayan kısım budur ama bu bağlılığını mutlak değildir. Eğer ayrılırsak , bir zamanlar o yerde kök salmış
Bir Vatan Nasıl SevilirOxana Timofeeva · Tetes Kitap Yayınevi · 202523 okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Ursula K. Le Guin Yerdeniz Öyküleri yerdeniz serisi bende büyük etkiler bırakan şahane bir seri oldu,her zaman gülümsemeyle hatırlayacağım.. Bu kitap beş farklı öyküden oluşuyor. İlk öykümüzün ismi Bulucu. Bu eserde, diğer kitaplardan da aşina olduğumuz Kapı Ustası’nın, yani Susamuru’nun hikâyesini öğreniyoruz aslında. Her ne kadar bunu serinin sonunda okuyor olsak da, Roke’un kuruluşunu ve Roke Büyücülük Okulu’nun ortaya çıkışındaki itici gücü görmüş oluyoruz. Susamuru genç yaşta, ailesinin evindeyken büyü yaptığı fark edilince Gelluk adlı kötü bir büyücü tarafından kaçırılıyor. Gelluk, kralın karanlık işlerini yaptırdığı, ölü ruhlarla uğraşan tehlikeli ve güçlü bir büyücü. Susamuru onun elinden bir şekilde kurtulmayı başarıyor. Burada özellikle Anieb ismi öne çıkıyor; Anieb’in yardımıyla kurtuluyor ve onu hayatı boyunca unutmuyor. Kurtulduktan sonra gücünün çok fazla olduğunu duyduğu adaya gitmeye karar veriyor ve orada “Elin Kadınları” olarak bilinen kadın topluluğunu buluyor. Zamanla birlikte örgütleniyorlar ve Roke Büyücülük Okulu’nun temellerini atıyorlar. Burada kadınların aslında kurucu bir role sahip olduğunu görüyoruz. İkinci hikâye Karagül ile Pırlanta. Bu hikâye Pırlanta adlı genç bir büyücüyle başlıyor. Çok yetenekli olmasına rağmen hayali büyük bir büyücü olmak değil; şarkı söylemek. Cadının kızı olan Karagül’le çocukluktan beri arkadaşlar ve zamanla aralarında bir aşk başlıyor. Pırlanta büyücülük yoluna girmesi için yönlendirilse de kalbinin müzikte olduğunu fark ediyor. Sonunda Karagül’le birlikte başkalarının onlardan beklediği hayatı değil, kendi hayallerinin peşinden gitmeyi seçiyorlar. Bu hikâye, büyünün bir zorunluluk değil bir seçim olduğunu gösteriyor. Yerin Kemikleri öyküsünde ise Ogion’un gençliğini görüyoruz. Ustası Enhemon ile birlikte büyük bir zelzeleyi
Duygu ve Düşünce
Yerdeniz ÖyküleriUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20202,150 okunma
Reklam
Reklam