Kardeşi Bayezid -en büyük rakibi- İran'da idam edilmiş, böylece
Selim yegâne vâris kalmıştı. Bu durumun onu memnun etmesi
beklenirdi. Halbuki içine dert olmuştu. Madem şehzadelertereyağından kıl çeker gibi kolayca ve en ufak bir vicdan azabı
hissetmeden öldürülebiliyordu, o halde Selim kime itimat edecekti bu
âlemde? Bol bol içiyordu. Yemeye meraklıydı. Kadınlara da. Ve ava
çıkmayı, geyik, yeşilbaş, keklik, yabandomuzu avlamayı seviyordu.
Bunların boynuzlarını, dişlerini, tırnaklarını biriktirir, sonra sıkılıp
hepsini atardı. Susuzluğunu hiçbir şey söndürmüyordu. Babasından
ne kadar farklı olduğunu görmek için kılığına göz atmak kâfiydi.
Gösteriş müptelası olduğundan ipek kaftanlara bürünür, nadir taşlar
ve sırmalı işlemelerle süslenir, baş döndürücü kokular sürerdi.
Gözlerine çektiği sürme, şahsiyetine uymayan bir sertlik verirdi
nazarına. Renkli kuş tüyleriyle bezenmiş sarıklarının, Sultan
Süleyman'ınkilerden daha büyük olduğu kimsenin dikkatinden
kaçmazdı.
Son vadi olan Fena vadisinde kuşlar,sonsuz bir teslimiyet içerisinde kendilerini yeniden var ederler.Kendi sınırlarını ve benliklerini aşarak bütünün parçası olduklarını farkederler.