Ensar Yılmaz

Ensar Yılmaz
@yilmaz_ensar
Parçalanmış bir satır başı Ve nokta konmuş dizelerin son elvedası, Bugüne bir ithaf... ~Kopya Kalpler~
BEZENMİŞ HAYATLARDA YALIN YALNIZLIK...
İki satırın tek bir sayfaya sığmaması gibiydi yaşanılanlar; Evet, onlarda bir çift omuza ağır geliyordu. Ama insanoğlu kaldırıyordu.  Acı bir kahveye, hisli bir müziğe, iki satır şiire ve tüten bir sigaraya istinat ederek hemde. Ve bunlar için yalnızlık icap eder. Tam da bu sebepten: Yalnızlık paylaşılmaz, Paylaşılsa yalnızlık olmaz... Özdemir Asaf Dokuza Kadar On Yalnızlık Paylaşılmaz
Şiir
Zeynep Ünlü isimli okura yanıt verildi
Ensar Yılmaz
Az kelimeye çok mana sığdıran kitaplar meraka layıktır bencede. Kesinlikle öneriyorum.
Reklam
"Aklı zayıf kimseler insanları gerçeğe göre değerlendirecekleri yerde gerçeği insanlara göre değerlendirip belirlerler."
Sayfa 37
Alıntı
Ensar Yılmaz
Hz Ali(ra):"Gerçeği adama bakarak bilmeye kalkışma. Sen gerçeği öğren, o zaman gerçeğe uymuş olanları da bilirsin."
Bir velinin bir şerire esir olduğunu düşününüz.
"Duygusal hazırlıklari yapılmayan zavallı mâsum ruhlara, alemin bilgilerini doldurmak, onu harap etmekten başka bir şeye yaramaz. Bu hal ruhu tabiata esir etmek gibi bir zulümdür. Kendinden aşağı bir nizama esir olmanın fecaati ise, hiç bir esarette bulunmaz...işte bugünkü ilk öğretim sistemi ve bütün tahsil, tamamen bu fecaatin tablosunu ortaya koymaktadır. Duyguları hiç yoğrulmaya muhtaç değilmiş gibi çocuğa tabiat eşyası tanıtılıyor."
Sayfa 25
Alıntı
Ensar Yılmaz
Muallimin vermesi gerekli bilgiler, ruhi yapının ulaştığı devrede muhtaç olduğu bilgiler; ruhî yapıyı işleyerek ona aşı olacak bilgilerdir; onu olduğu yerden bir adım daha ileri götürebilecek bilgilerdir. Yığın halinde dimağa istif edilen bilgilerle onu harekete sürüklemiyen bilgilerin faydası yok, zararı çoktur. Edebiyat dersinde, zihinlere biyografi ve yalnız edebiyat tarihleri aktarmak, edebî zevki olduğu gibi muttasıl matematik formülleri ezberletmek zekânın mücerred düşünüşünden ibaret olan matematik kabiliyetini körleştiricidir. İlkokul çocuğuna, kendileriyle henüz hissî temasa geçmediği eşyanın bilgisini vermek isteyiş, ondaki hissi yapıyı bozar ve kendini arama işinden onu alıkoyar. Kainat önce muammasını bize sunmalı, meselesini karşımıza çıkarmalı; sonra biz, o muammayı halle çalışmalıyız. Kendi ruh yapısını tahrik etmeyen, nice nice kâinat meselelerini belleyen çocuklar, muhakemesi zayıf, zihinleri âvare çocuklardır. Ama her telden çalarlar. hiç bir sahanın muhterisi değildirler.
"İnsanın batını, zâhirini tamamlamaktadır. Zahir ile batın, birbirinden kıl kadar ayrılmaz. Meselâ, ağız ile yalan söylememek İslâmiyet'tir. Yalan söylemek arzusunu, zahmet çekerek, uğraşarak, kalbden çıkarmak tarikattır. Yalan söylemenin kalbe gelmemesi de hakikattir. Görülüyor ki, bâtın işi, yani tarikat ve hakikat, zahir işini, yanî İslâmiyet'i tamamlamaktadır."
Sayfa 155 - IQ Kültür Sanat Yayıncılık·Kitabı okudu
Tasavvuf
Ensar Yılmaz
İnsân-ı Kamil Bâtîni vahdet, zâhiri kasretdir. Bâtîni hak ve zâhiri halkdır.