O halde kendi doğasıyla uyumlu olan ve başka hiçbir yolla elde edilemeyen yașam mutludur: Öncelikle zihnimiz sağlıklı olmalı ve kendi sağlığını kalıcı bir şekilde elde etmis olmalı, sonra cesur ve dinç olmalı, dahası en güzel sekilde sabreden, farklı dönemlere ayak uyduran, kendi bedenine ve onu ilgilendiren her şeye dikkat eden ama bunun için dertlenmeyen, yaşamı meydana getiren hiçbir şeye ilgisiz kalmayan ama hayranlık da duymayan, talihin armağanlarından faydalanıp onların kölesi olmayan bir karakterde olmalı.
Anarşizm, Yunanca ‘yönetimsiz’ anlamına gelen ‘an arkhos’ kelimesinden kaynaklanır. Sözlükler, anarşizmin temel olarak, insanların devletsiz olarak hakça ve uyumlu bir düzen içinde yaşayabileceklerini, bir devlet sistemi kurulmasının insanlara zarar verdiğini savunan toplumsal felsefe ve siyasi akım olduğunu yazar. Anarşistler, Marksist ve sosyalistlerden bu temel anlayış yüzünden ayrılırlar.
Anarşist, yalnızca her çeşit otoriteye, yöneten güce ya da yerleşik düzene isyan eden kişi olmasına karşın, günlük yaşamda, teröristle eşanlamlı muamele görür. Oysa, şiddet kullanmadan anarşist olunabileceği unutulmuş, umursanmamış, belki de hiç bilinmemiş ya da kavramlar üzerinde düşünmenin lüks sayıldığı toplumların, sözcük ve kavram hazineleri, bir de bu yolla güdük ve yoksul bırakma toplu kıyımına uğrayarak, katledilmiştir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şimdiye dek hayatın anlamının sürekli değiştiğini ama hiç kaybolmadığını gösterdik.
Logoterapiye göre hayatın anlamını üç farklı yolla keşfedebiliriz:
(1) Bir üretimde bulunarak
veya bir iş yaparak, (2) bir şeyi deneyimleyerek ya da biriyle temas ederek ve (3)kaçınılmaz olan ıstıraba karşı aldığımız tavırla.
Hayatta anlam bulmanın ikinci yolu iyilik, hakikat veya güzellik gibi bir şeyi,doğayı ve kültürü veya en önemlisi başka bir insanı biricikliğiyle deneyimlemek, onu sevmektir.
Unutsa bitecek garipliği ama gariplik unutmamaktır. Hatırladıkça gariptir o. Hafızası olmaktır garip olmak. Yolu, yolculuğu süreklidir. Garip, yolunu yitirdiği anda da yolu şuuruyla yaşadığı için, kendinin kendisinin ötesinde bir anlamının olduğunu hisseder. Arandığı yine Hakk'tır, yâridir ve kendidir. Burada yol yitirme, ermedir aslında. Yolla bütünleşmedir, yani kaybolma. Yolla yekpareleşme... Kaybolduğu zamandır ki; aidiyetin en yalın ve soyut biçimini anlar. Çünkü onlarda ricâlü'l-gayb'dan bir hisse vardır.
Hâsılı garipleri garipsediğimiz bir çağda hâlâ garipleri garipsemekle geçiyor ömrümüz!.. Bunun için de ne garipleri ne garipliği ne garipsemeyi ne de kendimizi bilebiliyoruz...
Safvân bin Ümeyye'den (r.a.) şöyle demiştir: (Bir kere) biz Rasûlullah'ın (s.a.v.) yanında idik. Derken Amr bin Mürre geldi ve: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Allah şüphesiz benim ka-derimde musibet takdir etmiştir. Çünkü ben elimle tef çalmaktan başka hiç bir yolla rızıklanacağımı sanmıyorum. Bu nedenle hayâsızlık durumu olmaksızın şarkıcılık etmem için bana izin ver' dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): 'Sana izin vermem, bunda bir hayır, bir rıza yoktur. Yalan söyledin, ey Allah'ın düşmanı! Allah seni temiz ve helal şeylerle rızıklandırdı, sen ise (kendi iradenle) aziz ve celil olan Allah'ın rızkından sana helal kıldıkları yerine, Allah'ın rızkından sana haram kıldığı rızkı ihtiyar ettin. Eğer bu yasaklama hükmünü daha önce sana ulaştırmış olsaydım şimdi sana hak ettiğin cezayı verirdim. Kalk benim yanımdan ve Allah'a tevbe et. Bilmiş ol ki, bu yasağı duyduktan sonra (bu işi) yaparsan seni fena bir şekilde dövdüreceğim, ibret olarak senin başını saçların kestireceğim, seni aile fertlerinden uzaklaştırıp sürgün edeceğim ve senin (yağmaladığın malını) ganimet olarak Medine gençlerine helâl kılacağım' buyurdu.
Râvî demiştir ki: Peygamber'in (s.a.v.) bu buyruğundan sonra Amr öyle kötü ve rezil bir durumda kalktı ki bunun derecesini ancak Allah bilir. Amr, defolup gidince Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Bunlar âsilerdir. Bunlardan kim tevbe etmeden ölürse aziz ve celil olan Allah, onu kıyamet günü dünyada olduğu gibi muhannes (kadınlaşmış), çıplak ve insanlara karşı bir ince yaprakla olsun örtülmesi vaziyette haşredeçektir, ayağa kalktıkça yere yıkılacaktır.'