Biri beni anlayarak özgürleştirsin. Ruhumu serbest bıraksın alıkonduğu o daracık mahzenden.Biri beni anladığını söylesin ve bir çift kanat taksın yorgun omuzlarıma. Ayaklarımda derman kalmadı çünkü, kalbimde derman kalmadı.
"Yapamam. Senden nefret edemem. Denedim ama bu mümkün değil" dedi Lunu yorgun bir iç çekişle " Ama artık yaptıklarımdan da kaçamam"
"O zaman ben de seninle yüzleşirim" dedi Hodbin "Bu savaşı birlikte çıkardık. Ne olacaksa bedelini de birlikte öderiz"
"Gerçekten mi?"
"Dünyanın daha iyi olacağına söz veremem kalamar. Ama bu dünya başımıza ne belalar örecekse ben ber birinde yanında olacağım."
"Yapamam. Senden nefret edemem. Denedim ama bu mümkün değil," dedi Lunu yorgun bir iç çekişle. "Ama artık yıktıklarımdan da kaçamam."
Hodbin kızın nefretinden arınmasının gelebileceği binlerce anlama odaklanmamaya, bu ihtimallerle heyecanlanmamaya çalıştı.
"O zaman ben de seninle yüzleşirim," dedi Hodbin. “Bu savaşı birlikte çıkardık. Ne olacaksa bedelini de birlikte öderiz."
Lunu'nun gözleri parladı. "Gerçekten mi?” dedi kız yalnız kalmaktan korkan bir çocuk gibi. Hodbin kıza bir adım daha yaklaştı ve parmakları yanaklarındaki yaşları silerken gülümsedi. Çok güzeldi.
"Hayat bizden her gün bir şeyler koparıyor. Önce çocukluğumuzu alıyor, sonra saflığımızı, en sonunda da o hiç kaybetmem dediğimiz umutlarımızı... Geriye sadece bu yorgun gövde kalıyor."