Tarih kitapları okumayı seven ve özellikle Türk Tarihine meraklı birisi olarak bu kitaba gerçekten bayıldım. Birkaç sayfa okuduktan sonra tarihi bir savaşı bir tarihçiden ve gerçek bir komutandan okumanın farkını hiç şüphesiz fark edeceksiniz. Osman Pamukoğlu'nun Plevne'yi anlatırken savaş hatlarını çizmesi, Plevne çevresindeki stratejik yerlerin ve köylerin Plevne'ye olan uzaklığını belirtmesi gerçekten mükemmel olmuş. Kendimi Osman Paşayla beraber savaş planlarını tartışıyor gibi hissettim.
Plevne savunmasına ve Osman Paşa'ya gelecek olursak 19 tabur ve 54 top mevcuduyla 192 kilometre katederek Plevne'ye gelmesi, yorgun olmalarına rağmen mükemmel bir şekilde savunması gerçekten takdire şayan. İlk 3 saldırıyı üstün başarıyla savunmasına rağmen 4. saldırıda çaresizce teslim olması ise yürek burkucu. Bundan sonra Osman Paşa denince aklıma sadece Plevne gelmeyecek çünkü o düşmanlarının bile büyük saygı duyduğu bir komutandı. Bulgar ve Ruslar'da sözüne güvenilecek insanlar değilerdir. Rusları zaten sevmezdim ama bu kitap sayesinde Bulgarlara karşı da bir nefret oluştu. Bulgarlar verdikleri söze rağmen köyde kalan bütün Türkleri hasta, yaralı,kadın, çocuk dinlemeden katletmesi, Rusların ise esir aldığı 43.000 Türk'ü sadece 15.000'ini Rusya'ya sağ salim götürmesi alçaklıklarının en büyük kanıtıdır.
Abdülhamid'in daha sonrasında yaptığı yanlış atamalar ve saçma sapan imzaladığı sözleşmeler ise gerçekten çok can sıkıcı. Bir kez daha anladım ki İttihatçılar gerçekten Osmanlı'nın şerefini kurtarmıştır.