İnsanların içgüdüleriyle kavradıkları ama zihinleriyle yorum yapamadıkları durumlar vardır; bu koşullarda en büyük şair en tutkulu ve en doğal çığlığı atan kişidir.
“Bazı insanlar yönetmeye uygun değillerdir,” diye ağır bir yorum yaptı Kalten. “Benim çirkin arkadaşım onlardan biridir. Çok fazla canını sıkar.”
“Bunu sen yapmak ister misin?” diye yavan bir şekilde sordu Sparhawk.
“Ben mi? Ciddi ol, Sparhawk. Bırak bir grup şövalyeyi yönetmeyi, ben kaz bile güdemem.”
Kime sorsam suçlu başkası. Herkes kendini tam, kusursuz ve eksiksiz görüyor. Öğrenciye soruyorum, öğretmen iyi anlatmıyor diyor. Öğretmene soruyorum, öğrenci dersi dinlemiyor diyor. Veliye soruyorum, öğretmen çocuklarımızla hiç ilgilenmiyor diyor. Bir başka öğretmene soru-yorum, çocukla kendi anne-babası ilgilenmiyor, ben ne yapabilirim diyor. Müdüre soruyorum, öğretmenler ruh gibi, ideal-mideal kalmamış diyor.
Bu kaçıncı türkü sana yaktığım
Çıktığım kaçıncı uzun yolculuk
Bu böyle kaçıncı çılgınca yorum...
Bir derviş gönlüyle kırk yıldan beri
Başımı yastığa seninle koyuyorum
Her sabah seninle uyanıyorum
Umurumda değil yasaklar, suçlamalar...
Ben seni seviyorum
"Niyet okumamaya gayret edin Sadberk Hanım," demişti. "Gözümüzle gördüğümüz olayların bile arka perdesinden emin olamazken görmediğimiz olaylar hakkında, görmüş gibi yorum yapmak bizi ziyadesiyle yanlış yollara götürür."
“Tarihsiz insanlar gibi de yaşamayalım. Mars'tan ışınlanmadık, içinden geldiğimiz bir medeniyet var. İç dünyamızı kuralım, gönlümüzü genişletelim, deryadil olalım, yaşadığımız hayata iç dünyamıza uygun bir yorum getirelim.Küçük pencereler açalım hayatımıza. Ve zamanı biraz yavaşlatalım...”