“Ali, yar oldu peygamber çiçeğine. Bir Zülfikar’ı vardı, bir de gönül çiçeği Fatıma’sı. Ellerini kılıcına, kalbini karısına kilitledi. Babası, Resul’ü (sav) için sevdi onu. İmanı için sevdi. Kalbi için sevdi. Fatıma’dan başkasını kendine haram belledi. Fatıma öldü, Fatıma’nın Ali’si onunla gömüldü.”
Gülümsüyordu, tüm dikkati üzerimdeydi. Sanki en sevdiği dizisini izliyormuşçasına gözleri parlıyordu ve bin tane farklı alaycı yorum yapmamak için kendini tutuyor gibi duruyordu.
Woody Herman'ın orkestrasını hatırlıyorum.
281
Piyade birliğindeki çavuş ve albay rütbelerinin topçu, tank ve ulaştırma sınıflarında brigadier ve maréchal-des-logis'ye tekabül ettiğini hatırlıyorum.
282
Maurice Chevalier'nin Marnes la Coquette'te arazi sahibi olduğunu hatırlıyorum.
283
Cezayir Savaşı'nın sonunda yerleştirilen plastik patlayıcıları ve Saint-Germain Bulvarı'nda terzi olan Jack Romoli'nin birçok defa bu patlayıcılarla yaralandığını hatırlıyorum.
284
George Cukor'un Girls filmindeki üç kadın kahramanı hatırlı- yorum: Taina Egg (Finlandiyalı), Mitzi Gaynorve Rex Harrisson'ın filmden kısa süre sonra ölen eşi Kay Kendall.
Gel anla ve yaşa doğusal hüznü
Acılar güvence ölümsüzlüğe
Senden her kaçtıkça sana yaklaştım
Göç nasibim özlem kanımdır benim
Bu tenha dünyanın ürküntüsünü
Ekledim gövdeme bir parça gibi
Bir sözdür susuşun bir ince fikir
Bin yorum getirir aklıma birden
Gövdemi kurşunlar sererse yere
Kırgın bakışların değdi sanırım
Ve ölüm konuğum olduğu zaman
Duyduğun vicdanın ayak sesidir
Her şey bitti ondan mı gidiyorum? Hayır!
Şimdi her şey için ne bir söz, ne bir yorum:
Şu: “Hayat” diye bir şey anımsıyorum!
--------------------
Ek:
Giderayak boktan şarkılara dayanıyorum