Euripides /Orestes
Puan vermedi·104 syf.··
2026 33. kitabı
Euripides /Orestes Aiskhylos Antik Yunan trajedisinin babası olarak bilinir. Bahsettiğiniz "Orestes" konusu, onun tiyatro tarihinin en büyük şaheserlerinden biri kabul edilen "Oresteia" üçlemesini (trilogogy) ifade eder. Bu üçleme; Agamemnon, Adak Sunucuları (Choephori) ve Eumenidler (Eumenides) adlı üç oyundan oluşur. İşte bu devasa mitolojik ve hukuki trajedinin devamına Euripides daha modern ve psikolojik bir yaklaşım getirmiştir. oyunu, adeta antik bir trajedi olmaktan çıkarıp modern bir psikolojik gerilim ve politik hiciv halini alır. Euripides, hikayeyi Aykilos’un bıraktığı yerden —yani Orestes’in annesi Klytaimnestra’yı öldürmesinden tam 6 gün sonrasından— başlatır. Orestes, babası Agamemnon’un annesi Clytemnestra ve sevgilisi Aegisthus tarafından öldürülmesinin intikamını almak için annesini öldürür. Ancak oyun, bu cinayetten sonraki günlerde geçer. Apollo, Orestes’e babası Agamemnon’un intikamını almasını emreder. Orestes, gereğini yapar , annesini öldürdüğü için vicdan azabı çekmekte ve Erinysler (intikam tanrıçaları) tarafından takip edildiğine inanmaktadır , Halk meclisi onu ölüm cezasına çarptırmak ister. Kız kardeşi Electra ve sadık dostu Pylades ona destek olur. Halk orestes ve Electrayı dışlar lanetler toplumsal linçe uğratır Çaresiz kalan Orestes ve Pylades, Menelaos’tan yardım isterler; fakat bekledikleri desteği göremezler. Bunun üzerine daha radikal bir plan yaparlar: Menelaos’un kızı Hermione’yi rehin alırlar ve Helen’i ( Truva savaşının nedeni , aynı zamanda orestes ve Electranın teyzesidir) öldürmeye kalkışırlar. Acaba başarır mı ? :) Apollon orestese intikam almasını söyler Kehanet tanrısı olarak, eğer bu görevi yerine getirmezse ağır cezalar göreceğini söyler. Bu nedenle Orestes bir ikilem içinde kalır: * Bir yandan babasının
OrestesEuripides · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021546 okunma
İyi ki okudum dediğim bir dost: Don Quijote
8/10
·910 syf.··
2026 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:53
Bazı kitaplar vardır; sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz, insanın kendi içine dönüp bakmasını, kalbinde sakladığı o hem güçlü hem de kırılgan yerleri fark etmesini sağlarlar... Don Quijote (Don Kişot), ilk bakışta şövalye romanlarının bir yergisi gibi görünse de, sayfalarda ilerledikçe insan ruhunun en saf, en idealist ve belki de en yalnız yanıyla karşılaştırıyor bizi. Alonso Quijano, okuduğu hikayelerin büyüsüne kapılıp zırhını kuşandığında, aslında modern dünyanın o katı, rasyonel ve tekdüze gerçekliğine karşı ilan edilmemiş bir savaş başlatır. Onun yel değirmenlerini devasa devler olarak görmesi bir akıl tutulması değildir... Dünyayı olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi görme arzusudur. Bu yönüyle Don Kişot, edebiyat tarihinin en samimi seyyahıdır. Klasik eserleri okumayı, onların o kendine has dünyasında kaybolmayı hep çok sevmişimdir. Klasik eserlerin zamana meydan okuyan bu güzelliği de hayatın o katı dürüstlüğüne ve kalbimizin görünmez yaralarına zarafetle dokunabilmelerinden geliyor aslında. Yüzyıllar geçse de değişmeyen sancılarımızı ve hayallerimizi bir ayna gibi bize yansıttıkları için her dönemde taze kalmışlardır. Romanı asıl zamansız kılan unsur ise şüphesiz ki Don Kişot ile sadık yoldaşı Sancho Panza arasındaki o muhteşem tezat ve bu tezattan doğan sıcak dostluktur. Biri başı bulutlarda gezen, ruhunu tamamen asil duygulara, aşka ve adalete adamış bir hayalperest; diğeri ise gözü toprakta, akl-ı selimi ve dünyanın tüm çıplak gerçekliğini temsil eden bir halk adamıdır. Cervantes bu iki karakteri yan yana yürütürken bize adeta şunu fısıldar: İnsan, ne sadece gökyüzüne bakarak yaşayabilir ne de sadece ayağını bastığı toprağın sınırlarına sıkışıp kalarak... Hayat, bu iki uç arasındaki o ince çizgide, yani Don Kişot’un delice cesareti ile Sancho’nun
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Homo Ludens
Puan vermedi·288 syf.··
2025 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 00:00
Modern kültür tarihi kurucularından Kültür tarihçisi Johan Huizinga’nın eseri Homo Ludens’ten bahsedeceğiz. Bu kitabı ilginç yapan çok detay var, ki sanırım en önemlisi insanın varoluşunu yansıtma biçiminin oyun oynama eylemine dayanması. Diyebilirsiniz ki oyun, rahatlama için,enerji boşaltmak için hatta çocukların daha çok yaptığı bir şey olduğunu düşünüp yetişkinliğe hazırlanma, bir eğitim şekli olduğunu söyleyebilirsiniz.Veya zararlı dürtülerden kurtulmak için bir yöntem olduğunu. Ancak tüm bu hipotezler belirli bir fayda güdüyor.Ama oyun öyle bir etkiye sahiptir ki istemsizce bir bebeğe çığlık attırır,kumarbazı tutkuya boğar. Bir fayda gözeterek bunun istemsizce nasıl yapabilirsiniz? içgüdüsel dediğimizdeyse cevapsız bırakmış olursunuz sebebini. Eğer içgüdüsel ise; bu defa da nasıl fayda gözettiğini söyleyebiliriz? Huizinga der ki ‘Bir çocuk fayda gözetmeden oyun oynar,tıpkı hayvanlar gibi. yavru köpeklerin birbirlerini oyuna davet edişi,birbirlerinin kulaklarını ısırmamaya riayet edişi bir fayda bir neden gözetilmeden yapılan bir eylem olduğunu gösterir. İnsan alet yaptığı,aklını kullandığı kadar,özgürce beklentisizce oyun oynar. Ve bunu oyun oynadığını bile bile yapar.Herhangi bir mantık onu oyuna sürüklemez. İnsan mantıkdışı doğayı teyit eder oyunla.bu durum bizi salt rasyonel varlıklardan daha fazlası olduğumuzu gösterir.yani oyun oynama eylemi İrrasyoneldir. Huizingaya göre insan; dış dünyayı açıklarken Mitleri kullanır,imgeleştirme yapar,ritüeller ve ayinler ile hayata anlam katar,şiirsel bir dünya yaratır metaforlarla.Bu bir oyun eylemidir. Elbette Shakespeare’in Dünyayı bir oyun sahnesi olarak tanımladığı bir perspektiften bahsetmiyoruz. Oyunun; medeniyeti, kültürü nasıl inşa eden bir eylem olduğundan bahsediyor olacağız. Oyunun özelliklerine bakalım.
Felsefe ve Düşünce
Homo LudensJohan Huizinga · Ayrıntı Yayınları · 2021428 okunma
Savaşın Ortasında Anlam Arayışı
10/10
·624 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 17:15
Hemingway’in Çanlar Kimin İçin Çalıyor romanı savaşın anlamsızlığını anlatmakla yetinmez; insanların bu anlamsızlığa tutunabilmek için nasıl anlam ürettiklerini, kendilerini nasıl kandırdıklarını gösterir. İspanya İç Savaşı’nda sosyalistlerin tarafındayız. Küçük bir grup: Robert Jordan, Pablo, Pilar, Anselmo ve Maria. Görevleri nettir: Faşistlerin geçişini sağlayan köprüyü havaya uçurmak. Her şey ilk bakışta açık ve basit görünür. Ancak sayfalar ilerledikçe bu açıklığın bir yanılsama olduğu ortaya çıkar. Asıl mesele görevin başarıyla tamamlanıp tamamlanmaması değil, bu görevin içinde insanların neye dönüştüğüdür. Robert Jordan, ABD’de İspanyolca öğretmeniyken İspanya’ya sempati duymuş, sosyalist ideallerle savaşa katılmıştır. Eşitlik ve adalet uğruna verilen bu mücadele, onun gözünde erdemli bir zorunluluktur. Birçok operasyona katılmış, liderlik konumuna gelmiştir. Ancak köprüyü patlatma göreviyle birlikte bu idealler sarsılmaya başlar. Az sayıda insanla bu görevin başarı şansı düşüktür; daha da önemlisi, başarılsa bile geri dönüş neredeyse imkânsızdır. Komuta kademesi bunu ya hiç düşünmemiştir ya da bilerek göz ardı etmiştir. İnsan hayatı, uğruna savaşılan “yüce amaç” karşısında kolayca gözden çıkarılabilir hale gelmiştir. Jordan bütün bunların farkındadır. Görevin mantıksızlığını görür, hatta bunun bir çıkmaz olduğunu bilir. Buna rağmen devam eder. Çünkü savaşın içinde kalmış biri için geri dönüş, en az ilerlemek kadar imkânsızdır. Bu noktada Maria’nın varlığı devreye girer. Maria, savaş öncesi hayatın, yani başka bir ihtimalin hatırlatıcısıdır. Jordan’ın ona duyduğu şey yalnızca aşk değildir; aynı zamanda kaybettiği hayata duyduğu özlemdir. Ancak bu özlem bir çıkış değil, tersine bir araç haline gelir. Maria ile kurduğu gelecek hayali, onun göreve devam
Edebiyat
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 202514,6bin okunma
Seküler Mit, Apokaliptik Din Ve Ütopyanın Ölümü
Puan vermedi·268 syf.··
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 11:31
Ütopya; Kusursuz bir dünya kurulabileceği düşüncesi Apokaliptik Din; Hristiyanlıkta bulunan kıyamet (apokalips) ve kurtuluş fikridir. Kara Ayin, John Gray’in modern dünyaya yönelttiği en sert ve sarsıcı eleştirilerden birini içerir. Bu eser, yalnızca bir siyaset teorisi metni değil; aynı zamanda modern insanın kendine dair kurduğu en temel anlatının —“ilerleme” mitinin— felsefi bir teşhiridir. Modernitenin Gizli Teolojisi Gray’in temel iddiası şudur: Modern dünya kendisini seküler olarak tanımlar; ancak bu sekülerlik, dinin ortadan kalkması değil, biçim değiştirmesidir. İnsanlık, dinlerden kurtulduğunu sanırken aslında onların gölgesinde yaşamaya devam eder; ve bu yanılsama, en büyük siyasi felaketlerin kaynağıdır. Özellikle Hristiyanlıkta kök salmış olan “tarihsel kurtuluş” fikri, modern ideolojilerde yeni bir dil ile yeniden üretilmiştir. Bu bağlamda Liberalizmden Marksizme kadar birçok düşünce sistemi, insanlığın nihai bir kurtuluşa ulaşacağına dair inancı sürdürür. Gray’e göre bu, rasyonel bir çıkarım değil; sekülerleşmiş bir iman biçimidir. Yani modern insan, Tanrı’ya olan inancını kaybetmiş; fakat “kurtuluş fikrine” olan inancını korumuştur. İlerleme Miti ve İnsan Doğasının Direnci Kitapta en güçlü eleştirilerden biri, ilerleme fikrine yöneliktir. Aydınlanma düşüncesinin temel varsayımı olan “insanlık sürekli daha iyiye gider” önermesi, Gray’e göre tarihsel gerçeklikle örtüşmez. Bilimsel gelişmeler, teknik ilerlemeler ve ekonomik büyüme, insanın doğasını dönüştürmez.
Felsefe ve Düşünce
Kara AyinJohn Gray · Yapı Kredi Yayınları · 201325 okunma
6/10
·196 syf.··
2026 546. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 00:32
Eric Hoffer’ın 1951 yılında yayımlanan "Kesin İnançlılar (The True Believer) adlı eseri, kitle hareketlerinin psikolojisini ve bu hareketlere katılan bireylerin ortak özelliklerini inceleyen bir yapıttır. Hoffer, bir liman işçisiyken edindiği gözlemlerle akademik olmayan ama son derece keskin bir dille toplumsal değişimlerin "neden"lerini sorgular. İşte kitabın temel argümanlarını içeren özeti: 1. Kitle Hareketlerinin Doğası Hoffer’a göre dini, siyasi veya sosyal tüm kitle hareketleri (Hristiyanlık, İslam, Komünizm, Nazizm vb.) özünde aynı psikolojik mekanizmayla çalışır. Bu hareketlerin başarısı, sundukları öğretinin doğruluğundan ziyade, bireyin kendinden kaçma ve bir bütünün parçası olma ihtiyacına cevap vermesinden gelir. 2. "Kesin İnançlı" Kimdir? Kitabın merkezindeki figür, hayatından memnun olmayan, hayal kırıklığına uğramış kişidir. Hoffer bu kişileri şu gruplara ayırır: * Yoksullar:Ama özellikle "yeni yoksullaşanlar". Gelecekten umudunu kesmiş olanlar değişime en açıktır. * Uyumsuzlar: Topluma entegre olamamış, yeteneklerini sergileyememiş kişiler. * Bencil Olmayanlar:Kendi hayatını değersiz görenler, kendilerini yüce bir dava uğruna feda ederek anlam bulmaya çalışırlar. 3. Özveri ve Birliğin İnşası Bir kitle hareketinin hayatta kalması için bireyin bireyselliğini yok etmesi gerekir. Hoffer bunun için şu araçların kullanıldığını belirtir: * Nefret: Ortak bir düşman, farklı insanları bir arada tutan en güçlü yapıştırıcıdır. "Nefret, sevgiden daha birleştiricidir." * Taklit: Birey kendi kararlarından kaçıp lideri veya grubu taklit ederek sorumluluktan kurtulur. * İnanç:Gerçeklere dayanan bilgi şüphe uyandırırken, "kesin inanç" (dogma) sorgulamayı bitirir. 4. Hareketin Aşamaları ve Liderlik Hoffer, kitle hareketlerini yöneten üç tip lider tanımlar: 1. Kelâm
Kesin İnançlılarEric Hoffer · Plato Film Yayınları · 20073,721 okunma