Köyün bütün kızları gibi, Fehime de bir çift gözden ibaretti. Doğunca açılan, ölünce kapanan bir çift göz. Ne ağzı bir işe yarayacaktı, ne de ses telleri.
“ Buradan gitmek istediğini biliyorum oğlum. Kendime hakim olabilseydim belki de seni, çoktan içine girdiğin bu maceraya bırakmazdım. Sana olan sevgim biricik olan oğlumu tehlikeye atmama engel oluyor. Ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O’nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim. Kendi payıma ben, dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir. Aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum. Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın acı çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun binbir halinden korkma!”
Eğer çoğunluktan farklı düşünen ve farklılığını yaşamak isteyen biriysen, seni mutlaka herkese benzetmeye azimli insanlar tarafından sahiplenirsin! Bunu sadece yardımsever oldukları için yaptıklarına kendileri bile o kadar inanırlar ki, sonunda o yardım denizinde boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını anlarsın!
Milliyet, din, tarikat, cinsiyet farkları yapay ayrımlardır. İnsana sadece ve tek başına bir canlı olarak değer veren siyaset ve siyasetçileri yetiştirmeden bu gezegeni kurtaramayız!
Şiir, insanın en büyük icadıdır. Şiir mucizedir, şiir dertlere deva ve ruhlara şifadır. Şiir yatıştırıcı hapların anasıdır. Zaten bu yüzden bütün Kamlar ozandır, bütün ozanlar doğuştan sihirbazdır.