Yüksel Yüksel

13.Yüzyıl İngiliz entellektüel'i Roger Bacon bir çevirinin doğru olabilmesi için, çevirmenin hem kaynak dili hem de Hedef dili hakkında derin bilgiye sahip olması gerektiğini savunmuştur. Dahası Bacon'ın savun'a göre çevirmen, metnin ele aldığı bilim Dalını da tam olarak anlamalıdır. bu tür entelektüellerin yok denecek kadar az olduğu düşünüldüğünde çevrenin bütünüyle ortadan kaldırılması gerektiği çağrısında bulunmuştur.
Sayfa 112
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir generalden diğerine gidiyordum, Böylece cephe komutanı Rokosovski'ye kadar vardım. Önce reddetti... hasta mısın nesin ! toplu mezarları kaç kişi gömüldü, el toprağında yatıyorlar... Bir kez daha randevu almayı başardım: "Önünüzde diz çökmemi ister misiniz ?" "Ben sizi anlıyorum... fakat o artık ölü... "Ondan çocuğum yok. Evimiz yandı. Fotoğraflar bile kayboldu. hiçbir şeyim yok. Memlekete götürürsem Hiç değilse mezarı kalır. Benim de savaştan sonra dönecek yerim olur." Susuyordu. Dolaşıp duruyordu odada. "Siz hiç sevdiniz mi, Mareşal yoldaş? Ben eşimi değil, aşkımı gömüyorum." Susuyordu. " O zaman ben de burada ölmek istiyorum. Onsuz ne diye yaşayayım ?" Uzun süre konuşmadı. Sonra yanıma geldi, elimi öptü. Bana bir geceliğine özel uçak tahsil ettiler. Uçağa bindim...tapuda sarıldım... ve kendimi kaybettim...
Sayfa 294
Lady Bradshaigh'in 1748'de Richardson'a yazdığı ilk mektuplar isimsizdi. bu mektuplardan birinde yazarın 'clarissa' adlı eserini okurken yaşadığı abartılı deneyimi nefes kesici bir üslupla anlatıyordu. " Halimi görseydiniz Bana kesinlikle acırdınız. Yalnızken, Acılar İçinde kitabı bir yere bırakıyor bir elime alıyor, orada voltalar atıyor, sel gibi gözyaşları akıtıyor, gözyaşlarımı silip tekrar okumaya başlıyor, belki 3 satır bile okumadan kitabı fırlatıp atıyor, -- Kusura bakmayın Richardson Beyciğim, devam edemeyeceğim; Bu sizin suçunuz, dayanabileceğinden fazlasını yaptınız, diye haykırarak kendimi koltuğuma atıyorum.
Sayfa 80
Tam da bizi unuttu derken !!
Askeri diktatörler tarafından uygulanan katı basın sansürünün 20 yüzyıldaki en kötü örneklerinden bazıları . İspanya (1936-1939 İspanya iç savaşı ,1936-1975 rejimi) Yunanistan (1967-1974) Şili (1973-1990) ve Nijerya'da (1966-1969) görülmüştür. Uluslararası toplumdan gelen sayısız çağrıya rağmen Türkiye'de 1991 tarihli terörle mücadele yasası ile içerideki düşmanlara karşı ulusal güvenliği sağlama bahanesiyle katı sansürü sürdürmektedir.
Sayfa 99
Füze Atsaydın Bari !!!
Güney Afrika doğumlu yazar J.M.Coetzee, sansüre karşı en zihin açıcı mücadelecilerden biridir. 'Giving offense' adlı kitabında şöyle yazar : Yasağı ilan eden kişi (...) fiilen gözleri bağlı olan kişi, körebe oyununda halkanın merkezindeki kişi haline gelir kısa bir süreliğine onu hem dinleyen hem yücelten hem de güçsüzleştiren göz bağı el değiştirene kadar, tökezleyen dalga geçilen ve kaçınılan ahmak olmak onun kaderidir. Eğer oyunun ruhu çocuk ruhu hüküm sürecekse sansürcü gözü bağlı krallığa eşlik eden Soytarılığı da kabul etmelidir. Palyaço olmayı reddeden gözbağını çıkarıp atan, kendine gülenleri suçlayan ve cezalandıran sansürcü, oyunu kuralına göre oynamıyor demektir. O bir budaladır. Çünkü Budala olduğunu bilmez Çünkü halkanın merkezinde olduğu için Kral olduğunu sanır.
Sayfa 98