Sana Doğru
8/10
·623 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:17
Dünyaya bir çocuk doğdu Avuçlarında ümit, ağızında feryât... Hangi anadan doğarsa doğsun Bu avuçlar sana doğru, bu feryat sana! Sokağa bir hasta çıktı Vücûdünde sızı, bacaklarında yük... Hangi sokağa çıkarsa çıksın Bu vücûd sana doğru, bu adımlar sana!...
Şiir
Hüsran FilizleriCelâl Sılay · Yapı Kredi Yayınları · 200624 okunma
10/10
·596 syf.··
2025 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2025 00:00
Fırtına öncesindeki o son sessizlik, sırlar perdesinin ardındaki karanlık gerçekler ve serinin en ağır trajedisine ev sahipliği yapan o unutulmaz basamak: Melez Prens. Bu kitapta Hogwarts, dış dünyadaki savaşa rağmen kapılarını açsa da artık hiçbir şeyin eskisi gibi güvenli olmadığını iliklerimize kadar hissediyoruz. Harry’nin iksir kitabındaki gizemli 'Melez Prens'in notlarıyla okulda parladığı, bir yandan da Dumbledore ile birlikte Düşünseli'ne dalarak Voldemort'un (Tom Riddle) geçmişine, zaaflarına ve Hortkulukların gizemine doğru çıktığı o yolculuk kitabın edebi omurgasını oluşturuyor. J.K. Rowling bu romanda muazzam bir denge tutturmuş. Bir yanda ergenlik aşkları, Quidditch heyecanı ve gençlik kıskançlıkları varken, diğer yanda Draco Malfoy’un omuzlarındaki çaresiz yük ve karanlığın adeta okulun koridorlarına kadar sızması kurguyu kusursuz bir tezatlıkla besliyor. Ve tabii ki o Astronomi Kulesi’ndeki şok edici, kalbimizi paramparça eden o uğursuz gece... Yeşil bir ışık parlamasıyla çocukluğumuzun ve Hogwarts'ın en büyük koruyucusuna veda ettiğimiz, ihanetle sadakatin birbirine karıştığı o dehşet anı. Bizi doğrudan büyük finale hazırlayan, serinin en melankolik, en derin ve en sürükleyici kitaplarından biri. #HarryPotterveMelezPrens #JKRowling #MelezPrens #HarryPotter #AlbusDumbledore #SeverusSnape #Hortkuluk #Hogwarts #FantastikKurgu #Kitapİncelemesi #KitapAlıntıları #1000Kitap #OkudumBitti #KitapÖnerisi #NeOkudum
Harry Potter ve Melez PrensJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202130bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sadece duvarlara değil, hayatlara da sinen kokular…
8/10
·384 syf.··
2026 36. kitabı
Bit Palas, ilk bakışta bir apartmanın hikâyesi gibi görünse de aslında birbirinden çok farklı insanların hayatlarının kesiştiği bir roman. Elif Şafak, sıradan görünen bir binanın kapısını açıp okuru bambaşka dünyalarla tanıştırıyor. Roman boyunca apartmanın sakinlerini tanırken yalnızca onların bugünlerini değil, geçmişlerini de görüyoruz. Her dairenin kapısının ardında ayrı bir hikâye, ayrı bir yalnızlık ve ayrı bir yük var. Bu yönüyle kitap bana, dışarıdan bakıldığında birbirine benzeyen insanların aslında ne kadar farklı hayatlar taşıdığını hatırlattı. Bit Palas’ın en dikkat çekici taraflarından biri atmosferi. Kitabı okurken apartmanın koridorlarında dolaşıyor, o ağır kokuyu hissediyor ve karakterlerle aynı binada yaşıyormuş gibi oluyorsunuz. Her yazar okurunu bir mekânın içine bu kadar kolay çekemiyor. Elif Şafak’ın güçlü kalemi burada kendini açıkça hissettiriyor. Kitaptaki karakterlerin çokluğu ilk başlarda biraz dikkat istese de zamanla bu kalabalığın romana ayrı bir zenginlik kattığını düşündüm. Çünkü kitap tek bir kişinin hikâyesini anlatmak yerine birçok hayatın birbirine değdiği noktaları gösteriyor. Roman boyunca beni en çok etkileyen şeylerden biri de görünmeyen şeylerin ağırlığı oldu. İnsanlar bazen geçmişlerini, pişmanlıklarını ve sırlarını geride bıraktıklarını sanıyorlar. Oysa bazı şeyler tıpkı o apartmanın içine sinen koku gibi kolay kolay kaybolmuyor. Bit Palas, hızlı ilerleyen olaylardan çok karakterleri ve atmosferiyle öne çıkan bir roman. Bu nedenle aksiyon arayan okurlardan çok, insanların hikâyelerini dinlemeyi seven okurlara daha fazla hitap edeceğini düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey apartmanın kendisi oldu. Çünkü bazen bir bina yalnızca duvarlardan oluşmaz. İçinde yaşayan insanların sevinçlerini, kırgınlıklarını,
Bit PalasElif Şafak · Doğan Kitap · 20234,598 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:24
Okurken beni en çok etkileyen şey, insanın toplum ve ailesi tarafından yalnızca işe yaradığı sürece değer görmesinin ne kadar sert bir şekilde anlatılması oldu. Kitabın başkahramanı Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendisini dev bir böceğe dönüşmüş halde bulur. Ancak hikâyede asıl önemli olan dönüşümün kendisi değil, bu dönüşümden sonra ailesinin ve çevresinin ona karşı değişen tavrıdır. Bana göre Kafka, Gregor’un böceğe dönüşmesi üzerinden insanların yalnızlığını, yabancılaşmasını ve toplumdaki değer anlayışını eleştiriyor. Gregor çalışıp ailesine baktığı sürece sevilen ve ihtiyaç duyulan biriyken, artık bunu yapamadığında ailesi tarafından bir yük olarak görülmeye başlanıyor. Bu durum, insanların bazen bireyi değil, onun sağladığı faydayı önemsediğini düşündürdü. Kitap boyunca Gregor’un yaşadığı çaresizlik ve dışlanmışlık hissi beni etkiledi. Özellikle ailesinin zamanla ondan uzaklaşması, insanın en yakınları tarafından bile anlaşılmayabileceğini gösteriyor. Kafka’nın sade ama yoğun anlatımı sayesinde Gregor’un yalnızlığını ve umutsuzluğunu derinden hissedebildim. Kitabın vermek istediği mesajın günümüzde de geçerli olduğunu düşünüyorum. İnsanlar zaman zaman toplum içinde kendilerini yalnız, değersiz veya anlaşılmamış hissedebiliyor. Bu nedenle Dönüşüm, sadece fantastik bir hikâye değil, insan psikolojisini ve toplumsal ilişkileri sorgulatan güçlü bir eser.
DönüşümFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 2020268,1bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 25. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:22
“Aile” kavramını tekrar sorgulatan bir anlatı oldu benim için. İnsanın seçemediği ailesi bazen yük gibi gelir insana maalesef ve seçme şansı olsa da “emanet” durur işte…
Emanet ÇocukClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20258,3bin okunma
"Hadi Tina, eve dön artık..."
8/10
·150 syf.··
2026 77. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 09:36
"İnsan aşık olduğunu nasıl anlar ?..." “..Ben nasıl anladım söyleyeyim mi sana? Bir gün fark ettim ki her sabah gözümü açar açmaz aklıma gelen ilk şey Kaveh olmuş. Sabahları gözünü açınca birinin varlığına şükran duymak yaşam sevinci veriyormuşsa meğer..” "Allah hiç kimseleri boşuna denk düşürmez, koca dünyada iki insan rast gelip de bunca âşık olabiliyorsa birbirine, hele ki bambaşka diyarlardan iki kişi, mutlaka bir sözü vardır Rabbimin sana bana, duymasını, dinlemesini bilene..." 2020 DUYGU ASENA ROMAN ÖDÜLLÜ Irmak Zileli kaleminden Son Bakış kitabında genç bir kadının ölüme giderkenki son birkaç dakikasından hareketle, geriye doğru hayatlar ve kuşaklar boyunca aktarılan bakışların izini sürüyor. Aynı zamanda insanın hayata, geçmişe, kendi varlığına ya da yokluğuna yönelen bir bakış bu ... "Anahtarı soktuğumuz deliğin bir adının da yuva olması ne tuhaf. İnsan kendi yuvasına girebilmek için anahtarını yuvaya sokup yavaşça döndürebilmeli. Benim anahtarımın yuvası öyle uzakta ki. O yüzden meğer anahtar yuvaya uymadı deda..." (Gürcü dilinde: anne) Yabancılığın ve dilsizliğin nasıl bir şey olduğunu anlamanın ve anlatabilmenin yolunu arayan bir roman. Sevgilisini yitirmiş, Türkiye’ye kaçak yollardan girmiş genç bir kadın göçmenin son bakışına kilitlenirken satırlarda da kadının yürekleri sızlatan iç sesini okurken belki de haklı isyanına altı çizili satırlarla küçük küçük bizden notlarla eşlik ediyoruz. "...sevdiklerine bakarken hiçbir zaman unutma küçüğüm, bu son bakışın olabilir." Zaman o son bakıştan geriye doğru akıyor bu sefer. Nefesleri tutup kurtulmasını beklerken annesine ninesine seslenişleri etkiliyor bizleri... "...Giderken bu dünyadan yaşarken ki gibi yük hissetmemeli insan kendini. Yaşarken olur anlarım da belki, ölürken hiç değilse biraz rahat
1000Kitap
Son BakışIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2026803 okunma