• "Acaba öğretmenler çocukları ezmek, dövmek, ağlatmak için mi öğretmen olmuşlardı?"
  • 312 syf.
    ·Beğendi·5/10
    Annem Alişan Kapaklıkaya'nın konferansına gitmiş ve aldığı kitabı benim adıma imzalatmış. Hep böyle yapar :)
    Yazarı herkes gibi bende Siyah Pantolon hikayesiyle tanıdım. Hatta o hikaye bu kitapta. Ama kendisinden dinlediğimdeki duyguyu yakalayamadım okurken. Hitabeti kuvvetli biri kitabın diliyse çok basit sanırım bu yüzden. Fakat çok içten yazılmış o sebeple de çok keyifli oldu okumak. Zaten başlıklarla ayrılmış kısa anılarından oluşuyor. Doğduğu köyü, yaşadığı zorlukları, ilkokul anılarını ve o zamanlar için kafasındaki cevapsız soruları paylaşıyor bizimle. Toplumsal sorunlara da değiniyor. Bazen güldürdü bazen hüzünlendirdi. Anne babamdan da köy yaşamına dair hikayeler dinlediğim için alışığım, severim de.
    Keşke Savaş öğretmen ve Mahir hoca gibileri olmasa okurken ciddi anlamda öfkelendim. Çocukların hayatına dokunurken bırakacağımız iz güzel mi olacak yoksa yara mı açacak farkında olmalıyız. İsmail hoca ve Melek öğretmen gibi insanlarsa çoğalsa. Hiçbir çocuk böylesine zorluklarla karşılaşmasa. Hayata dair tecrübelerini paylaştığı bu kitabı sevdim.
    Redaksiyon çok sıkıntılıydı belirtmeden geçemeyeceğim.
  • Uygulamalı staj dersim... İlk kez ders anlatacaktım ve bir sınıf, bir ders saati boyunca benim öğretmenliğimde olacaktı..ne büyük bir heyecan, ne tatlı bir mutluluk, ne güzel bir uğraşı! Öğretmenliği (doruk noktasında) ilk kez yaşayacağım o gün... Kapıya yöneldim..tıpkı derse ilk kez giren bir öğretmen edasıyla derse başladım sonunda! Allah'ım o ne güzel heyecan! Hani neredeyse kalbim yerinden çıkacakmış gibi içim kıpır kıpırdı! İsmimi tahtaya yazdım..ufak bir tanışma faslından sonra en çok merak ettiğim konuyu sordum öğrencilere:
    "Büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?"
    Gelen cevaplar hem ilginçti hem umut dolu hem de komik!
    "Öğretmenim, ben iç mimar olmak istiyorum!"
    "Ben büyüyünce pop star olacağım öğretmenim!"
    "Ben avukat olmak istiyorum!"
    "Hemşire olmak istiyorum..."
    ...
    Ön sıralarda minik bir öğrenci dikkatimi çekti. Ona da söz hakkı verdim. Aramızda şu konuşma geçti:
    -Sen büyüyünce ne olmak istiyorsun?
    O kadar tatlı bir heyecanı vardı ki cevabı verince o mesleği icra ediyor zannettim:
    -Ben yazar olmak istiyorum!
    Şaşırmıştım..geçici bir heves olduğunu düşündüm ilkin. Ama sormadan da edemedim:
    -Adın neydi?
    -Elif Gül.
    -Peki Elif Gül, yazarlar ne iş yapar?
    -Öğretmenim yazı yazarlar, şiir yazarlar.
    -Anladım...
    Derse devam ettik sonrasında..dikkatimi çeken nokta Elif Gül'ün ders dışında bir yazı uğraşısı içinde olduğuydu. Tatlı bir sitem ile sordum:
    -Ne o Elif Gül, şiir mi yazıyorsun?
    Yine o tatlı heyecanıyla ve masum sevgisini ileten gözleriyle cevapladı beni:
    -Evet öğretmenim, sizin için şiir yazıyorum!
    Boğazımda bir şeyler düğümlendi o an..gayri ihtiyari ağladım gözyaşlarımı içime akıtarak... Dersin sonunda Elif Gül bana minik bir kâğıtta şiir hediyesini verdi. Bu kadar mı güzel olurdu bir hediye?... Sonraki günlerde benim de ona küçük bir hediyem oldu: Kitap. Stajım bittikten sonra okulu ziyaret ettim. Okula gittiğimde Elif Gül'ün bulunduğu sınıfa geçtim..sınıf, koridorun merdiven tarafından en başındaydı. Büyük bir özlemle sınıfa yöneldim. Teneffüs vaktiydi... Biraz konuştuktan sonra Elif Gül'ü sordum. Dışarıda olduğunu söyleyince bir öğrenciyi çağırması için gönderdim. Bu arada ben de koridora çıktım. Biraz bekleyince Elif Gül'ün sesini duydum! Daha merdivenin aşağısında iken beni gördü ve o saf ve tertemiz mutluluğunu, koşar adımlarla bana doğru gelirken "Öğretmenim!" hitabıyla ifade etti! Koştu ve gelip bana sarıldı Elif'im... Yüreğimdeki tarifi imkânsız umudum, mutluluğum ve heyecanım ile 'bu uğraşının hakkını vererek yapacağım ben!' düşüncem azmimle birleşip her zerremi sevgiyle sardı o an...
    Teşekkür ederim Elif'im, öğretmenliğin özünü bana öğrettiğin için... Öğretmenlerim ve öğretmen arkadaşlarım! Bugün öğretmen olun..bugün bir yüreğe dokunun..bugün öğretmen olun...

    Mahmud KARAKAŞ
    05.07.2018
    ŞANLIURFA
  • 404 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10·
    İyi Geceler Bay Tom yüreğime çok dokunan harika bir kitap. Örselenmiş bir çocuğun sevgiyle nasıl iyileştiğini ve iyileştirdiğini çok güzel bir kurguyla anlatıyor. Kalbinizi sıcacık yaparken bolca iç sızlatıyor. Bir öğretmen olarak bir çocuğun yüreğine dokunmanın kıymetini bu kurguyla tekrar tekrar anladım. Bir köy halkının savaşın en hareretli zamanlarında nasıl birbirlerine destek olduğunu nasıl hayata tutunduklarını görmek çok öğretici bir deneyimdi. Bu kitapibın uzun süre belleğimde yer edineceğine eminim.
  • 240 syf.
    Evvela kitabın yazarından başlamalıyım söze sanırım. Ahmet Naç; gerçek hayatında da sınıf öğretmenliği yapan, ezber bozan fikirleri olan, bu fikirleri uygulamaya da geçiren ve dolayısıyla fark yaratan bir öğretmen...

    Ve Gölge; doğru bildiğim yanlışları keşfettiğim, özellikle çocuk gelişimi konusunda, çocuklarımızı nasıl yanlış yetiştirdiğimizi ortaya koyan, bununla birlikte eğitimin çocuğa ezberle değil, sorumluluk verilerek ve düşünmeye sevk edilerek verilebileceğini belirten, Atamızı ve yaptıklarını farklı bir bakış açısıyla da anlatan bir kitap.

    Her bir cümlesi yüreğime dokunan, elimdem bırakamadan su gibi okuduğum, eğitim sistemiyle ilgili kaybetmek üzere olduğum umudu yeşerten bu roman hakkında daha çok şey yazabilirim ancak Gölge’nin daha çok kişiye ulaşmasını, merak edilerek daha çok okunmasını istiyorum.

    Gölge’yi; Atatürk’çüyüm diyen herkesin, tüm eğitimcilerin, tüm çocuk gelişimcilerin, tüm anne ve babaların okuması gerektiğine inanıyorum.

    “Karanlıktan korkma çocuk“

    Keyifli okumalar...
  • 296 syf.
    ·3 günde·8/10
    294 sayfalık hoş bir sohpet. Yazarın bizzat kendi ağzından üç yıllık ortaokul maceralarını içeren biyografi amaçlı yazılmış ancak karşılıklı iki kişinin keyifli bir sohpeti şeklinde anlatılmış örnek alınası, yer yer kendinizden de bir çok şey bulduğunuz sıcak bir anlatı. Özellikle öğretmen ve öğrenci ilişkileri üzerinde duran Alişan Hocam, aile ve çevresel faktörler tarafından bir çocuğun nasıl bakış açısının yönleneceğine dair yaşanmışlıkları çok güzel betimlemiş. Devamını okumak için "Yüreğime Dokunan Eller " isimli kitabını ilk fırsatta temin edip okuyacağım.