Yaklaşık iki yıldır okumayı düşündüğüm fakat bir türlü fırsat bulamadığım kitabı bugün itibariyle okuyup bitirmiş bulunmaktayım. Kitap hakkında çok detaylı bir inceleme yazmayacağım basit bir şekilde bahsedeceğim. Basit bir nükleer bomba yapımının tarifi gibi gözüken, İran'ın, Amerika'nın, İsrail'in sahip olmak istediği bu belge aslında Einstein'in şifreleyerek sakladığı Tanrı'nın formülüdür. İnançlı bir insan olarak kafamda kurduğum bir tanrı yapısı yıllardır var. Bugün bu kitabı okuduğumda ise yıllardır düşündüğüm şeyin zamanında Einstein tarafından düşünülmüş olması beni çok mutlu etti. Bu kitap size gerçek Tanrı hakkında bilgiler verecek, paradokslar ve formüllerle kafanızı karıştıracak, heyecanlı ilerleyen kurgusuyla aynı zamanda sizi romantik ve aksiyon dolu bir yolculuğa sokacak. Ayrıca bu kitabı okumanız (kendi fikrim) sizi Tanrı inancından uzaklaştırmayacak, aksine bir Tanrı'nın varlığının olmasını mantıklı kılacaktır. Heisenberg'in "Doğa bilimleri bardağından içilen ilk yudum insanı ateist yapar. Ama bardağın dibinde Tanrı sizi beklemektedir!" sözüyle kitap hakkında düşüncelerimi yazdığım bu incelemeyi sonlandırıyorum. Artık benim favori kitabım. Şiddetle tavsiye ederim.
Tanrı'nın FormülüJose Rodrigues dos Santos
Bu kitabı okurken kendimi görmüş gibi hissettim. Hatta çoğu zaman korkuya kapılıp: "Bu, bu gerçekten benim! Bu kadar benzerlik olamaz beni yazmış adeta!" dediğim bile oldu. Genelde herkesin sıkıcı bulduğu o Rus edebiyatı kitaplarından değildi benim için. Yemek yerken, gece yatarken veya bir işle uğraşırken keşke her işim bitse de bir an önce kitabıma dönsem dediğim oldu. Çünkü bir kitap okuyor gibi değil, kendi hayatımın kurguda nasıl devam edeceğini merak ediyor gibiydim. Bence herkes bu kitapta kendinden bir parça bulacaktır. Oblomovluk hepimize bulaşmış bir hastalık aslında ama hiçbirimiz bunun farkında değiliz.
Başlangıçta hep böyle sıkıcı mı ilerleyecek dediğim halde ilerleyen bölümlerde gerek şaşkınlıktan ağzımın açık kaldığı, gerek konuşmalara güldüğüm, gerekse karakterlere acıdığım bu kitap kesinlikle bir başyapıt niteliği taşıyor. (Sonunu çok beğendim)
Oblomovİvan Gonçarov
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
İki gün önce Instagram'da dolaşırken çok abartılan kitaplar diye bir gönderiye rastladım. İçlerinde şuan incelemesini yazmış olduğum kitap vardı. Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna adlı kitabı. Ben de dedim ki bu kitap benim kitaplığımda var. Neden hiç okumadım? Gerçekten çok mu abartılıyor diye düşündüm ve dün alıp okumaya başladım. Şuan üstünden 23 saat geçti (bir gün bile değil) ve ben kitabı bitirdim. Oturduğum yerde boş boş duvarlara bakıyorum. Etkisini atlatabilmiş değilim. Kesinlikle okuduğum en güzel kitaplar arasına alırım. Size kitaptan bahsedip okuma zevkinizi azaltmak istemiyorum. Uzun zaman sonra bir Türk yazarın kitabını okudum ve aşırı etkilendim. Kesinlikle abartılmayı hak eden bir eser. Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 2023376,3bin okunma
Öncelikle bu kitabı tamamen farklı düşüncelerle aldım. Nasıl desem basit bir hikaye gibi beklemiştim. Kitabı okuduktan sonra Albert Camus'u tanımadığımı fark ettim. Kitapta karakterin etrafta yaşanan tüm her şeye kayıtsız olması, annesinin ölümü gibi büyük bir olayı bile umursamaması bir bakıma insanların arasında ölü gibi dolaşmasını ilginç buldum. Genel anlamda baktığımda yazarın absurdizm akımını kullandığı. Yaşamın tamamen boş olduğunu düşündüren bu kitabı keyifle okudum. Sonuna doğru kitabın karakterini kendime daha yakın hissetmeye başladım. Başlarda bu ne biçim adam ya derken, sonradan neden böyle olduğunu anladım. Yaşadığımız hayata hepimizin uzak olduğu, ölüm gerçeğinin kapımızı bir guny çalacağı bilincini yeniden zihnimde uyandırdı. Bence etki bırakan ilginç bir kitap. Okunmalı! YabancıAlbert Camus
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
Nietzsche’nin de dediği gibi, “Bu küçük kitap, büyük bir savaş ilanıdır,” doğa, akıl ve ahlaktan bahsederken kendini kutsallaştıran bütün putlara savaş açar. Öncelikle bu kısacık kitabı okumam yaklaşık 20 günümü aldı. Konu Nietzsche olunca biraz daha ağır ve yavaş ilerliyorum. Bana kendi doğrularımı bile sorgulatan bir yazardır kendisi. Genel anlamda bu kitap kendi felsefesinin en özet hali diyebilirim. İnsanın aslında bildiği ama asla kabul etmediği şeyleri yüzümüze vuruyor. İnsanların ahlak kavramı, temelde ahlaksızlık ile aynı şey. Yalan olmasın bir kısmı anlayamasam da ileride daha çok anlayabileceğmi düşünüyorum. Hristiyanlığa bakışını da ilginç buldum. Kendisinin gecmişine bakarsak bu konuda ona rahatlıkla hak veririz. Çoğunlukla yazar felsefecileri ve düşüncelerini eleştirirken bazen de destekliyor. Ahlak, din, Hristiyanlık, insanın varlığı, akıl, bilinç, gibi konular hakkında düşüncelerini ve eleştirilerini dile getiriyor. Bu eleştirileri kitabın her sayfasında görmek mümkün. Bazı kısımlarda da o dönem ki Almanya'nın içinde bulduğu felsefe ve düşünce yapısını eleştiriyor. Kendisini toplumdan soyutlamış olup, bunu kabullenmesi ve kendiyle barışık olması kitabı daha bir okunur kılıyor. Putların AlacakaranlığıFriedrich Nietzsche
Putların AlacakaranlığıFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20218,3bin okunma