Eda

"Sıcaklığı kalmamış bakışlarım hiçbir şeyi konuk etmiyor kendine, hiçbir şey bana gülünç gelmiyor, eskiden yüzümde canlı hareketler yaratan, bitmez tükenmez biçimde gülmeme, konuşmama neden olan şeyler şimdi gözümün önünden ilgisizce akıp geçiyor, kımıltısız dudaklarım kayıtsızlığını, buz gibi sessizliğini bozmuyor. Ah, benim gençliğim! Diriliğim, tazeleğim, ah!"
Sayfa 132·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Reklam
Bu gözyaşların anlamı neydi? Hasta bir ruh, çektiklerinin acı dolu sırlarını mı açığa vuruyordu? Temellendirmeye çalıştığı içindeki o yüce insanı bir türlü oluşturamadığını mı itiraf ediyordu? Çocukluğundan beri başarısızlıkla mücadelesinde ve engelleri aşmada yetirince başarılı olmadığına mı yanıyordu? Zengin, yüce duygularının da yeterince ısıtılmayan bir metal gibi nihai kızgınlığına ulaşamadığına ve dolayısıyla iradesinin şimdi gerektiğince sert ve güçsüz oluşuna mı kederleniyordu?
Zıtların gerilimi mi ? “Hayat bir dizi ileri ve geri çekilmeden ibarettir. Sen bir şey yapmak istersin, ama başka bir şey yapman gerekmektedir. Bir şey seni üzer, ama üzülmemen gerektiğini bilirsin. Bazı şeyleri elde veri olarak kabul edersin, fakat hiçbir şeyin garantisini olmadığını da bilirsin. Zıtların gerilimi, lastik bir bandı çekmek gibidir. Ve çoğumuz bunun ortasında bir yerde yaşarız.”
Hatırlamayışımın nedeni; felaket üzgündüm. Bir şeylere üzülüyorsam, tuvalete girmem gerekse bile gitmem. Üzülmekten gidemem. Üzülmeyi bırakıp gidemem.
Her insanın kendine daha yakın, daha içsel bulduğu konuşmalar vardır. İnsan genellikle hiç beklemediği bir anda, ıssız ve terkedilmiş bir yerde biriyle karşılaşır ve onun hoş sohbetinin etkisiyle, bütün o kötü yolları da, yatacak yeri olmadığını da, insanların bütün o aptallıklarını da, birbirlerini aldatmalarını da unutuverir.
Reklam