+Sarışınlara karşı bir zaafın mı var?
-Bu da ne demek?
+Dün geceki eski sevgilin sarışındı ve telefonda bağırdığın her kimse o da sarışın. Sarışınlarla bir derdin olduğu bariz.
-Melda eski sevgilim değil. Telefondaki sarışın ise kadın bile değil. Ve sen sarışın... Seninle bir derdim var ama bu sana özel. Diğer sarışınları kapsamıyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Koyun sürüsüne benzeyen kitleler gazeteler aracılığıyla o kadar kolay kışkırtılabilir ki, iki hafta içinde bazı kesimlerin beş para etmeyen amaçları uğruna üniformalanm kuşanıp taşkın bir öfkeyle öldürmeye ve öldürülmeye hazır hale gelebilirler. Bana göre zorunlu askerlik, uygarlığa zarar veren ve bireysel haysiyeti ayaklar altına alan bir zaafın en yüz kızartıcı belirtilerinden biridir. Uygarlığımızın erken söneceğine dair kehanette bulunanlar açısından hiç kıtlık çekmememize şaşırmamak gerekir. Ben bu karamsarlardan biri değilim, daha iyi günlerin yaklaşmakta olduğuna inanıyorum.
Zaafın sırasıyla sayısız özellikleri vardır, ama bir tek sonucu vardır; kendinden memnun olmamak. Bu, ya arzu ettikleri kadarına cesaret etmedikleri ya da arzu ettikleri kadarına ulaşamadıkları zaman ve tamamıyla umuda bel bağladıkları zaman, ruhun taşkınlığından ve korkakça ihtiraslardan, ya da yok denecek kadar az başarıya ulaşmış ihtiraslardan doğar; hiç yerinde duramaz, hep hareketlidirler, çünkü kararsız kalanlar için, talihsizliğe uğramak zorunludur.
Dizlerinin üzerine çöken insanı ilk önce zaaflarından vururlardı ki yeniden kalkmaya cesareti olmasın. Dizlerinin üzerinde duruyorsan bunun itaat için değil,dinlenmek için olduğunu söylemek gerekirdi ve başı daima dik tutmalıydık. İnanmasalar bile hâlâ direndiğimiz için başka bir zaafımızı bulmaya çalışırlardı çünkü tamamen yıkılış ya da daima dimdik duruş,hiç bir zaafın kalmadığında gerçekleşirdi...
Zaafın en son derecesi. Ölüm, sağken ölüm.
Aa...h, böyle zamanlarda cisim yoktur. Kâinat simsiyah olur, göz ve kulak işlemez, ışık yerine macun gibi uzanıp kısalan garip, müphem, silik parıltılar, ses yerine, bir kubbeye vuran rüzgârın uğultusu kaim olur. Fakat vücudun bu derin bataeti içinde, ruh, kazanını patlatmış bir buhar vüsati kazanarak en uzak maziden en uzak atiye kadar uzanır, sayısız hatıralarla sayısız arzular şuura fırlar, saniyede milyonlarca his, asabın üzerinde bir yıldırım hızıyla kayıp gider. Bunları ifade imkânsızdır, imkânsız!..
Sayfa 137 - bataet: Yavaşlık, ağırlık, ağır davranma.·Kitabı okudu