N

N
@zamangemisi
Nereden nereye...
-Ağa, böyle nereden geliyorsun? -Rus gelirken muhacir olmuştum. Çukurova’da idim. Şimdi köyüme dönüyorum. Zaman kötü. Güvenlik yok. Böyle iken kışa doğru buralara neden geldiğini sorar: -Yoksa oralarda geçinemedin mi? -Hayır Paşa… Çukurova cennet gibi yer… Bize tarla da verdiler. Rahattık. Yalnız son günlerde bizim Erzurum’u Ermenilere vereceklermiş sözü çıktı. Geldim ki göreyim, kimin malını kime verecekler. Mustafa Kemal yanındakilere: -Bu milletle neler yapılmaz, dedi.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Damat Ferit’in yeni Divan-ı Harp’i zavallı Kemal’i idama mahkum eder. Boğazlıyan Kaymakamı sigarasını içerek, büyük bir soğukkanlılıkla sehpaya gider ve idam fermanını sükut ve saygı ile dinler: “Evlat ve ıyalimi millete emanet ediyorum,” der ve “Yaşasın millet!” diye haykırarak can verir. Kemal’in cenazesi, İstanbul milliyetçiliğinin, bilhassa gençliğin iç isyanını göstermeye fırsat olmuştur. Tıbbiyeliler, cesaretle öne atılmışlardır.
Sayfa 168·Kitabı okudu
Tarih
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Uzun zamandır duygusal anlamda beni bu kadar çok etkileyen bir kitap olmamıştı. Kitapta hepimizin çok iyi bildiği ve anladığı bir konu işleniyor: Yalnızlık. Etrafındaki kişi sayısından bağımsız olan bu duygu, en çok da kalabalıklar içinde ‘tek başına’ hissettirdiğinde yıpratır insanı. Ve Şermin Yaşar da bunu çok güzel hissettirmiş, iki kadının hikayesiyle. Kitap, kendini yalnız ve kimsesiz hisseden bir anne ile terk edilmiş bir kadının hikâyesi üzerinden ilerliyor. Her iki kadının hissettikleri, düşündükleri kendi bakış açılarından, kendi ağızlarından verilmiş. Bence bu kitabı güçlendiren bir yazım tarzı olmuş, duyguların daha kolay benimsenmesini sağlamış. İki kadın da kendi açısından dik duruş sergilemeye çalışıyor, böylelikle yaralarını herkesten gizlemeye çalışıyorlar. Hani her şeyi, herkesi sessizce dinleyip kendileri konuşmakta güçlük çeken insanlar vardır ya, bu iki kadın tam da o insanlardan; anlayan ama anlaşılamayan, dinleyen ama konuşamayan… Selime Teyze kendisini yalnız, anlaşılamamış, fazlalıkmış gibi hisseden ve bu nedenle de evini terk eden bir anne. Ama sürekli gidip gelmeleri, kararsızlığı; aslında sadece kırgın olduğunu, “görülmek, duyulmak” istediğini gösteriyor. Hatta bunun için de çabalıyor ama sonunda önemsenmediğini fark ettikçe içine kapanıyor. Yalnızlığını bir tercih olarak görmeye çalışıyor. Onun anlattıklarını okurken öyle çok üzüldüm, öyle çok kırıldım ki… Anne olmanın ağırlığını iliklerime kadar hissettim. Bir annenin çocukları için yaptığı fedakarlıkları ve çocukların anneleri için yaptığı ihmalkarlığı görmek çok ağır geldi. Meltem… Annesini tanımayan, yaşıyor mu ölü mü onu bile bilmeyen, babasının ikinci evliliğinden sonra babaannesiyle yaşayan, “dışlanmış ve terk edilmiş” olmanın ağırlığı altında büyümüş küçük kız… Yaşadıkları ne kadar
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma

N

, bir kitap okudu
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Şermin Yaşar
9/10 · 13,8bin okunma
“Benim kanaatim oydu ki ve daima o oldu ki, insan diye yaşamak isteyenler, insan olmak vasfını ve gücünü kendilerinde görmelidirler. Bu uğurda her türlü fedakarlığa göğüslerini germelidirler. Yoksa hiçbir medeni millet onları kendi sırasında ve safında görmek istemez.”
Sayfa 164·Kitabı okudu
Tarih