1- Muayene, müşahede mertebesi: Bu mertebede bilinen, görülene ters düşmez; Allah’ı bilen kimse O ’ndan en iyi haber verendir. Bu yakîn mertebesi, sıddıklar ve şehidlere hastır.
2- Tasdik ve teslim mertebesi: Bu, haberlerde kendisini gösterir. Bu mertebede Allah’ı bilen kimse, O’ndan haber veren bir müslümandır. Bu, müminlere ait bir yakîn mertebesidir. Onlar ebrar sınıfıdır. İçlerinden bir kısmı sâlih, bazısı da daha aşağı bir hâldedir. Ayet-i kerimede:
“Bu onların ancak iman ve tesllmiyetlerini arttrdı." [Ahzab 33/22] buyrularak imanın
artması ve eksilmesi yönüne işaret edilmiştir.
Bu mertebede bulunanların iman ve yakîni bazen onu takviye edecek sebeplerin bulunmayışı ve ihtiyaç duyulan şeylerin noksan olmasıyla zayıflar. Sebeblerin bulunması ve normal seyrin devamıyla da kuvvetlenir.
Onlar, vasıtalara bakıp onlarla fazlaca ilgilenmeleri sebebiyle perdelenirler aynı zamanda onlar sayesinde gerçeği keşfederler. Halkla içiçeyken ünsiyet ve gayret içinde; onlardan ayrı iken yalnızlık ve noksanlık hâlindedirler. Aralarında çeşitli ihtilaflar ve değişik görüşler bulunabilir. Bu, onların eşyaya ve olaylara değişik bakışlarından ileri gelmektedir.
3-Yakînin üçüncü ve en alt derecesi zan mertebesidir. Bu, ilim, doğru haber ve alimlerin sözleriyle kuvvet kazanır. Bu gruptakiler, Allah-u Teâlâ’nın özel yardımı ve nasibi ile imanlarını kuvvetlendirirler. Delillerin yok olması ve söz sahiplerini susmasıyla zayıflar. Bu, istidlale, aklî ilim ve izahlara dayanan bir anlayıştır. Müslüman kitlede, rey, aklî ilim ve kıyasa
dayanan kelamcıların yakîni bu kısma girmektedir.
Sayfa 33, 34 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Rabbimiz hakkında besleyeceğimiz en büyük zan, kaybettiklerimizden daha hayırlısını bize vereceğine inanmaktır.
Dünya, tüm mübahları tatmak için hırsla çalışmamıza değecek bir yer değil ki.
Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: "Sizden birisinin cennette elde edeceği yay veya kırbaç kabzası kadar yer, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır."
Hiç yanlış bir şey yapmamışken, inancıma göre yaşamak isterken, her gün kendimi savunmak zorunda kalıyorum. (...) Dünyanın bir köşesinde ne idüğü belirsiz birileri korkunç bir şey yapıyor; bu sefer bütün Müslümanlar zan altında kalıyor. Olacak iş mi?