Caine, kumar bağımlılığı nedeniyle parasını kaybettikten sonra Columbia Üniversitesi'nde olasılık kuramı dersi verir.Fakat bir gün sınıfta geçirdiği epilepsi nöbeti hayatının yönünü değiştirir. Bu hastalıktan kurtulmak için, şizofren olma ihtimali bulunmasına rağmen deneysel bir tedavide kobay olmayı kabul eder. Beta deneği olan Caine, bir anda geleceği görmeye başlar. Kitap boyunca Caine 'nin Laplace Şeytanı olabileceği anlatılıyor hep. Ve herkes kendi çıkarları doğrultusunda Caine 'nin peşine düşer.
Caine'in kardeşi Jasper ise akıl hastanesinden çıkmış biridir ve içinde duyduğu bir sesin kardeşine zarar verileceğini söylemesi üzerine bu sesi dinleyerek kardeşinin peşine düşer.
Tommy ise tam intihar etmek üzereyken eski kız arkadaşı Gina'nın yıllardır rüyasında gördüğü sayıların sayısal lotoda çıktığını öğrenmesiyle hayata tutunur.
Nava ise CIA ajanı olarak ABD ve diğer ülkelerin bilgilerini satar, ancak Kore istihbaratıyla ters düşmesi sonucu zor bir duruma düşer ve hayatta kalmanın yolunu arar.
Kitap boyunca bilim, tarih ve felsefeden küçük bilgilerle karşılaşmak mümkün. İlk sayfalarda verilen olasılık ve epilepsi bilgileri başta ilgisiz görünse de ilerleyen bölümlerde olaylarla bağlantısı ortaya çıkıyor. Birçok karakterin farklı hikâyeler içinde ilerlemesi başlangıçta karmaşık hissettirse de zamanla tüm parçalar yerine oturuyor. Kitabı sevdim mi noktasına gelirsek olmasa da olur bir kitap benim için, çünkü kattığı birşey yok. Fakat bilim kurgu,gerilim ve aksiyon sevenler için harika bir seçenek olabilir.Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim. Kitapla kalın.
Powerless serisinin 2. Kitap olan Reckless, açıkçası garipti. Şahsen hep dediğim ve diyeceğim gibi. Sağlıklı ilişki okumayı seviyorum ben. İhanet okumak cidden bana göre değil. Genelde kitaplarda erkek karakterleri sempatik bulurken (çünkü genelde kız çektirirdi.) ilk defa bi başrol erkeği cidden sevmedim. Oda neden biliyor musunuz? Kızın duygularını 1 kerelikte olsa kullandığı için. Ya herşeye varım. Her türlü kaosa olaya girin ama duygusal intikamlardan, duygusal gururlardan, kibirlerden uzak durun abi. Herşeyi yapın ama zarzor kazandığınız şu duygulara zarar vermeyin ya.Tamam görevin, tamam böyle büyütüldün anlıyorum. Ama bu kadar da olmaz ki!
Bulmuşsun Pae gibi birini öp alnına koy. Görevin uğruna,herşeye rağmen yine de görevinden vazgeçmedin ya. Pae sana ne yaptı yaaa..(yeni bitirdim çok duyguluyum spoisiz anca böyle.)
Velhasıl. Kitap cidden çok güzel. Ben çok sevdim sadece son kitap olan 3. Kitabın beni 2. Kitap gibi ağlatmamasını ümit ediyorum.
Ama içimden bi ses....Neyse boşverin.
İyi okumalar.
RecklessLauren Roberts · Beta Byou Yayınları · 2025452 okunma
Herkese yeni haftanın ilk gününden merhabalar.Şu sıralar hem yoğun hemde bol koşturmalı geçsede yinede kitaplarımdan ayrılamam diye heryere benle geliyorlarYinede okuduktan sonrada pişman olmadığım kitaplara denk gelmek bence gerçekten artık büyük ayrıcalık oldu.Çünkü bu kitap büyün tabuları yıkmaya gelmiş adeta.Hadi konusundan bahsedeyim.
Kitabın daha ilk sayfalarından bol aşiret ve töreli bir kitap okuyacağımızı düşündürtüyor evet yok mu tabi var ama bu sefer farklı.Ezman ve Asmin kardeşlerinin kaçması nedeniyle kimseye zarar gelmemesi için berdel kararıyla evlenirler.Ezman ağa aslında törelere baş kaldırmak için memleketini terk etmiş Londra’da yaşamını devam ettirir.Ama annesinin ısrarıyla tatile gelir ve kendini bir anda nikah masasında bulur.
Nasılsa formalite icabı olarak gördüğü evliliği daha karısıyla göz göze geldiği ilk anda vurulmasıyla işler birazcık değişir.Ağa dediysek hani bu öyle sert ağalardan değil bir iç sesi varki evlere şenlik.Mizahı yüksek bol eğlencesi olan bir çatışması vardı.
Ağamızın yaptığı hataları saymakla bitiremesemde Asmin’i bırakıp Londra gittiğinde başlıyor.Ağamızın sevgilisi olsada sevmiyor ama sırf vicdan için gitmeye kalkıyor acı gerçekle birde orda yüzleşiyor.Aslında ters masal olması o zamandan başlıyor ve olayların en başında olması gerekenler sonlara doğru oluyor.Eh Asmin kızım sende bu azimle iyi başardın dedirtti okumak istemesi ve bunu şart koşması çok iyiydi.
Üstüne üstlük Ezman ağanında sürekli annesine Asmini savunması daha da keyfimi yerine getirdi.Birbirlerine karşı hem çekişmeli hemde tutkulu olmalarıysa daha da sevimli oldu bence.
Kavgalarıda stabil olmadı aşklarıda ben özellikle iç sesle yaşanan tartışmalar ve özellikle alışılagelmiş “Ağa” kavramından uzak olmasını daha çok sevdim.
Ters MasalHatice Yılmaz Işıktaş · Kaktüs Sanat Yayınları · 202524 okunma
İyi bir psikolojik gerilim kitabı sessiz bir kafa ile en fazla 3 oturuşta bitirmeli aksi halde konudan koparsiniz. Kişisel puanım 5 üzerine 2 muhtemel genele 5 üzerinden 4 gelir.
Spoiler içerir------
Yazar çok okunabilir bir kaleme sahip, karakter kurgulamasi üst düzey fakat bu iki özelliğini yeterli bulmamış ya da farkın degil ki, okuru sürekli ters köşe yapmak için uğraşmış.
Kısacası: Yüksek IQ'ya sahip muhtemel annesinden genetik olarak şizofreni babasından ise Antisosyal kişilik(psikopat) genetik faktörleri almış üstüne de babasınin küçükken işlediği cinayete tanık olup devamında olumsuz aile ortamında içinde büyüyüp TSSB geliştirmiş.
Kitap baba katil, çocuk ise mağdur diyor. Kitabı adı da buna işaret ama. Ama yazar en popüler modaya katılıp okuru ters köşe yapmak için çok uğraşmış bu bağlamda cinayetlerin bazılarını oğul işledi.
Oğul 3 ağır psikolojik süreç sonunda gerçeklik algısını kaybederken, hafızası da zarar gördü. Amaaaa neden uzun yıllar sonra tetiklendi? Sebebi kendisinin de cinayet işlemesi, aldatmaya yönelik nefret içeren travmatik tutumu, üniversite de ki profesörü öldürmesini(Adam eşini bir öğrenci ile aldatıyor, kız arkadaşını elde etmesi umrunda değil) sağladı bunu anladık yetişkinlik döneminde ise yine bir şeyler yaptı fakat yaşı ilerledi akut şizofreni yaşadı. Kısacası Ted'te babası gibi bir psikopat, çok zengin olması da bunun kanıtı. Kitap üzerine düşüncelerinizi paylaşırsanız seve seve okurum.
Yazar dan brown gibi normal bir zeka için bulunmaz bir yazar olabilecekken bu şekilde ters köşe yapmaya çalışması ile yazık etmiş, hele ted gibi bir psikopatı doğru bir şekilde tanimlayarak Grange, Gerritsen gibi eserler cikaracakken bu şekilde kitap yazması üzücü.
Aslında esere bir romandan ziyade o dönemin balina tanıtım kitabı desem daha yerinde olurdu. Balinaların tarihinin, biyolojik özelliklerinin ve çeşitlerinin ele alındığı kısımların yanında hikayenin kendisi hem sönük hem hacimsiz kalmıştır. Eser balinalarla ilgili İncil ve Kur'an'dan çeşitli kişisel eserlere varan birçok alıntıyla başlar. Anlatıcı eserin baş kahramanı Ishmael'dir. Tam bir klasik özelliği olarak esere hacim yapsın diye tasvir ve tarifler uzun tutulur ancak bunu çok da sıkıcı bir şekilde yapmaz. Denizler ve denizcilikle ilgili döneminin bilinen neredeyse tüm özelliklerini vermiştir diyebilirim. Hâttâ o dönemde çeşitli yanlış balina tasvirleri gerçekmiş gibi kabul gördüğünden dolayı dönemde yaşayıp hiç balina görmeyenler için detaylı bir balina tasviri de yapar. Balinalarla ilgili bir olay geçtiğinde o duruma uygun verilebilecek bir bilgi varsa o dönemki bilgisiyle alıntı yaparak sanki bir dipnot gibi araya sıkıştırır hatta balinanın içini bile tasvir eder. Aslında bunu yaparken balinaları, özellikle de ispermeçet balinasını oldukça över. Eserin yazarı Melville iyi bir Hristiyan'dır, Yunus peygamberin kıssasından bahsederken bunu kendince bilimsel dayanaklara dayandırmaya çalışır ve inanmayanları kınar. Bir kısımda denizciler mürekkep balığı görür ve içlerinden biri "Mürekkep balığı varsa balina da vardır." der. Araştırıldığında bu balinanın temel besin kaynağının mürekkep balığı olduğu görülür yani verdiği bilgiler gerçekten tutarlıdır. Eser aralarında İstanbul'dan, fesli Türk denizcilerden, Osmanlı'dan Tarsuslu Aziz Pavlus'tan, Tatarlardan, Timur'dan bahsedilmesi böylesine meşhur bir klasik olması açısından beni mutlu etti. Davy Jones'tan da bahsedilir. Davy Jones ölen denizcilerin bekçisi ve denizlerin şeytani efendisi olarak adlandırılan mitolojik
Moby DickHerman Melville · Zeplin Kitap · 20207,3bin okunma
David Machado / Gitme
Gitme dostluk, kayboluş, suçluluk, umut ve iyileşme üzerine sıcacık bir hikaye. Bir çocuğun, taşıyamayacağı kadar büyük bir yükü omuzlayıp gidişini ve yaşadığı farkındalıkla dönme yolundaki yolculuğunu konu alıyor.
Tomas, babasının ölümünden kendisini sorumlu tutan ve yanında olan insanların zarar göreceğine inanan on iki yaşında bir çocuk. Bu sebeple annesini ve arkadaşlarını geride bırakıp evden kaçıyor. Giderse sevdikleri güvende olacak ve kimse onun yüzünden acı çekmeyecek diye düşünüyor.
Çıktığı yolculuk düşündüğünden çok daha zorlu geçiyor. Şehri saran kasırga yüzünden bir yandan açlık, susuzluk ve soğukla savaşırken bir yandan da yıkılmış şehirlerde birbirinden farklı insanlarla korkuyu ve çaresizliği tadıyor. Tüm bu karmaşanın içinde yolu hayvanat bahçesinden kaçırılan yavru bir gergedanla kesişiyor. Kurtulmasına yardım eden Tomas, her şey bitti diye düşünürken gergedanının yardımıyla hayata tutunuyor. İkisi yalnızca yol arkadaşı değil birbirlerinin umudu oluyorlar.
Görüntüsüyle ürküten koca bir gergedandan kim çekinmez ki? Oysa Tomas’ın yanında yürüyen gergedan da en az onun kadar kaybolmuş, korkmuş ve korunmaya muhtaç bir yavruydu. Yol boyunca birlikte zorlukları aşıp güven duygusuyla ilerlediler.
Suçluluk duygusu altında ezilen bir çocuğun çıktığı bu yolculukta karşılaştığı insanlar, yaşadığı zorluklar ve kurduğu dostluklar sayesinde her kötü şeyin kendi suçu olmadığını fark etmesi ve yavaş yavaş kendini affetmesini okumak duygu denizinde boğulmak gibiydi.
Çizgi roman olarak yazılan ama sonradan gençlik romanına çevrilen bu kitap benim için unutulmazlar arasında yerini aldı. Her yaşa hitap ettiği gibi özellikle finali ile herkesi etkileyeceğine emin olduğum için kitaplıklarınızda yer ayırmanızı öneririm.
Keyifli okumalar…