"Sırat köprüsünden nasıl geçeceğini bilmek istersen, camilere gitmede acele edip etmediğine bir bak!
Camilere daha ezan okunmadan gidenler, sıratı şimşek hızıyla geçerler.
Namaz vaktinin başında camiye gelenler de sıratı cins atların hızıyla geçip giderler."
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ehemmiyetsiz bir insanında bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş bir ruh bulunuyor!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyoruz ve insanı, haksızlıklar karşısında çaresiz bir gölge gibi görmeyi tercih ediyoruz?
Eğer Tanrı varsa ve bu dünyayı o yarattıysa, bir çocuğun haksız yere akıttığı tek bir gözyaşının bedelini hangi yüksek adalet ödeyebilir? Ben bu dünyanın adaletine de, onun vaat ettiği teselliye de biletini iade edenlerdenim.
Eğer bir insan karanlıkta kalmışsa, suç o karanlıkta kalanda değil, onu karanlığa iten, orada bırakan ve o karanlığı aydınlatmayan toplumundur. Adaletsizliğin en büyüğü, çaresiz bırakılmış bir ruhun mahkûm edilmesidir.