Kitabımızın konusu; tüm dünya da salgın bir hastalık hayvanlara bulaşmış ve bu hayvanların etini tüketen insanlar ölüyor. Bundan dolayı dünyadaki tüm hayvanlar katlediliyor, sadece kuşlar kalıyor onlarda dışkılarıyla virüsü bulaştırabildiklerinden insanlar açık alanlarda şemsiye kullanıyor. Hayvanların yok oluşuyla protein ihtiyacı baş göstermeye başlıyor. Bir grup insan saldırganlaşarak başka insanları canlı canlı yemeye başlıyor.Ve hükumet bu duruma çözüm olarak artık insan eti yemenin serbest olduğunu ancak; yeni kurallara uygun olarak özel besi çiftliklerinde yetiştirilen ve kesimhanelerde kesimi yapılan fabrikalarda işlenerek sunular etler tüketilebiliyor.Hatta bu etlere "Özel Et" ismi veriliyor ve oldukça pahalıya satılıyor.
Bu çiftliklerde yetiştirilen kesime özel insanların ses telleri alınıyor ve insanlıktan uzak şartlarda yetiştiriliyorlar.Baş karakter ne kadar istemese de bu insan-hayvanların yetiştirildiği ve kesildiği bir et tesisinde çalışıyor. Bu yeni düzene tamamen karşı fakat eşi ile arasının bozuk olaması, bebeklerini kaybetmeleri, babasının hastanede bakım görüyor olmasından dolayı para kazanması lazım bundan dolayıda bu işi yapmaya devam ediyor.
Gelelim kendi duygu ve düşüncelerine; hayvansal gıda tüketimi, kesimhaneler, hayvan refahına uygun olmayan yetiştirme koşulları konusunda ciddi bir hassasiyetim mevcut. Bundan dolayıda kitabın bazı noktalarında çok rahatsız oldum( hayvanlar yerinde insanların olmasından değil bir canlının bunları yaşıyor olmasından dolayı) dişlerimi sıka sıka okudum. Ama asıl duygusal olarak yıpratan tarafı baş karakter Marcos Tejo ile kendisine hediye olarak sunulan “dişi” ile aralarında geçenler ve tabi ki kitabın yıkıcı sonu...Kitabı çevremdeki çoğu kişiye tavsiye etmek istiyorum ama sonra "yok