"İnsan iyilikle kötülüğün, melekle şeytanın çatışma alanıdır, bunlardan hangisi üstün gelirse insan onun istediğini yapar. Bundan dolayı iyiliğin de, kötülüğün de kaynağı insanın özüdür."
Ben, esas itibariyle dünyadan nefret etmiyorum. Bilâkis dünyayı güzel, hem de pek güzel buluyorum. Şu kadar var ki, her güzel şeyin, iğrenç cepheleri de olması tabiîdir, işte ben, dünyanın bu mülevves [kirli, bulaşık. ] kısmından istikrah [Bir şeyi kötü ve kerih görmek. Beğenmemek, nefret etm- ek. Bir şeyi cebir ve ikrah ile işlemek. ] ediyorum. İşte ben bundan tiksiniyor, bu taşkın, yorucu ve manasız hayattan uzak olmaya çabalıyorum.
-lpekkurdu, diye hor gördüğünüz o böceğin koza iç inde geçen mahbus hayatı, manada azadlıktır. Zira göklere uçmaya müstaid [istidat ve kabiliyet sahibi olan. Zeki ve akıllı kimse, uyanık, anlayışlı. ] kanatları o, bu esarette tedarik eder. Onun için bu tecerrüde, esaret değil, hürriyet demelidir.
Böylece, tıpkı vebada olduğu gibi, artık harap olmuş ve hastalık sebebiyle yanmakta olan bedenlere yakın oturmamalıyız, yoksa tehlikelerin ardından gidiyor oluruz ve soluk alıp vermede güçlük çekeriz; arkadaşları seçmede, olabildiğince az kirli olanları kabul edecek şekilde, zeki olanlara önem veririz; sağlıklı olanları hasta olanlarla karıştırmak hastalığın başlangıcıdır. Akıllı olmadıkça, hiçbir kimseyi izlemeni veya kendine çekmeni, sana salık vermemişimdir...