Kitabımız Matematik felsefesinin en temel tartışmalarından biri olan "Matematik keşif mi, yoksa icat mı? İnsanlar olmasaydı Matematik olur muydu, yani biz bulsak da bulmasak da Matematik evrenin dili midir yoksa evreni anlamak için bu matematiksel kavramları tamamen biz mi oluşturduk?" sorularına ilk dönemden günümüze dek gelen ünlü matematikçilerin düşüncelerinden, matematiğin gelişiminden ve farklı disiplinlerdeki uygulamalarından hareketle bu konu hakkındaki düşünceleri sentezleyen, cevap niteliğinde yazılmış bir kitap.
Matematik tıpkı bir gezegenin hiç keşfedilmemiş olmasına rağmen orada var olması ve gökbilimcilerin onu keşfetmesi gibi mi yoksa Matematik gerçekte yok ve biz matematiği icat mı ediyoruz? Tıpkı uzun mesafeleri katetmek için arabaları icat etmemiz gibi. Bu sorunun kesin bir cevabını vermemiz mümkün değil. Uzun yıllarca tartışılan ilginç bir soru. Fakat gelin, Matematik ve felsefeyi birleştirelim ve birkaç karşılaştırma yapalım. Matematiksel nesneler doğada yoklar. Örneğin matematikte doğrular sonsuza gider fakat doğada sonsuza kadar giden bir şey yoktur. Ayrıca Matematikte doğru bir boyutludur ve üç boyutlu dünyamızda görünür bir şey değildir ya da nokta sıfır boyutludur. Altıgene örnek arı petekleri verilse de gerçek altıgenlerin kenarları doğru parçasıdır ve yine bir boyutludur. Oysa doğadaki arı petekleri öyle mi? Bu örnekler matematiğin, evrenin mükemmelleştirilmiş bir modeli olduğunu gösterir. Yani matematik bir çeşit beynimizdeki mükemmel varlıklardır ama doğada yoklardır. Öte yandan yer çekimi insandan hatta yeryüzünden bağımsız olarak vardır. İnsan olmasaydı yer çekimi yasası bulunamazdı ama bundan yer çekiminin olmadığı sonucu çıkmazdı. Ayrıca fibonacci sayıları, doğada olan matematiği açıklamaktadır. Ayçiçekleri, çam kozalakları,