Zehra

insan olmaya, çabalamaya ve cesarete dair düşüncelerim
10/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2024 61. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2024 19:02
Hayatta her zaman güzel olaylarla, durumlarla karşılaşmıyoruz ya da güzel bir durumu nasıl kucaklayacağımızı bilemeyebiliyoruz. Bazen sorun tamamen bizle de ilgili olmayabiliyor, durumun içinden çıkmak zorlayıcı olabiliyor. Yine de içinde bulunduğu can sıkıcı durumun değişmesi için çabalayan, kendini keşfeden ve anlayan, arayışta olan, anlamı ve güzelliği inşa eden, cesaret gösteren insanlar gözümde apayrı bir yere sahip oluyorlar. Şu an bahsetmek istediğim cesaret türü, kendine yardım edebilme cesareti. Bir insanın kendine yapabileceği çok fazla iyiliğin olduğunu düşünürüm. Benim için şu sıralar bunlardan en önemlisi duygularımızı regüle etmeyi öğrenmek, bilişsel çarpıtmalarımızın farkında olmak. İyi Hissetmek bu anlamda yazılan en iyi bibliyoterapi kitaplarından biri. 1980 yılında yazılmış ve bir çok araştırmada self help kitapları arasında en çok önerilen ve en çok işe yarayan kitap olarak seçilmiştir. Sunuş bölümünde bilişsel terapi yöntemi ve okuyarak terapinin ilaçla tedaviden hiç de aşağı kalmadığını hatta çoğu durumda daha etkili olduğunu kanıtlar nitelikte birçok araştırma verisi verilmiştir. Bu kitabı okuyan depresif insanların %70'i başka hiçbir terapi yöntemi kullanmadan iyileşme göstermiştir. Depresyon üzerine yazılmış gibi görünse de günümüzde hızla artan birçok duygu-durumla ilgili hiç de yabana atılmayacak ve özümsenerek uygulandığında oldukça etkili olan çalışma pratikleri yer alıyor. Benim de çok sıkıntılı olduğum, kaygılar yaşadığım, stres düzeyimin yükselerek arttığı kritik bir dönemimde ilaç gibi geldi. Hepimizin kütüphanesinde yer almasını ve ihtiyaç duydukça karıştırmamızı faydalı bulduğum bu kitabı tüm okurlara öneriyorum.
Psikoloji
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 202415,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·320 syf.··
2023 30. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2023 12:00
Kitabımız Matematik felsefesinin en temel tartışmalarından biri olan "Matematik keşif mi, yoksa icat mı? İnsanlar olmasaydı Matematik olur muydu, yani biz bulsak da bulmasak da Matematik evrenin dili midir yoksa evreni anlamak için bu matematiksel kavramları tamamen biz mi oluşturduk?" sorularına ilk dönemden günümüze dek gelen ünlü matematikçilerin düşüncelerinden, matematiğin gelişiminden ve farklı disiplinlerdeki uygulamalarından hareketle bu konu hakkındaki düşünceleri sentezleyen, cevap niteliğinde yazılmış bir kitap. Matematik tıpkı bir gezegenin hiç keşfedilmemiş olmasına rağmen orada var olması ve gökbilimcilerin onu keşfetmesi gibi mi yoksa Matematik gerçekte yok ve biz matematiği icat mı ediyoruz? Tıpkı uzun mesafeleri katetmek için arabaları icat etmemiz gibi. Bu sorunun kesin bir cevabını vermemiz mümkün değil. Uzun yıllarca tartışılan ilginç bir soru. Fakat gelin, Matematik ve felsefeyi birleştirelim ve birkaç karşılaştırma yapalım. Matematiksel nesneler doğada yoklar. Örneğin matematikte doğrular sonsuza gider fakat doğada sonsuza kadar giden bir şey yoktur. Ayrıca Matematikte doğru bir boyutludur ve üç boyutlu dünyamızda görünür bir şey değildir ya da nokta sıfır boyutludur. Altıgene örnek arı petekleri verilse de gerçek altıgenlerin kenarları doğru parçasıdır ve yine bir boyutludur. Oysa doğadaki arı petekleri öyle mi? Bu örnekler matematiğin, evrenin mükemmelleştirilmiş bir modeli olduğunu gösterir. Yani matematik bir çeşit beynimizdeki mükemmel varlıklardır ama doğada yoklardır. Öte yandan yer çekimi insandan hatta yeryüzünden bağımsız olarak vardır. İnsan olmasaydı yer çekimi yasası bulunamazdı ama bundan yer çekiminin olmadığı sonucu çıkmazdı. Ayrıca fibonacci sayıları, doğada olan matematiği açıklamaktadır. Ayçiçekleri, çam kozalakları,
Düşünce
Tanrı Matematikçi mi?Mario Livio · Altın Kitaplar · 2015368 okunma
İncognito- bilinmezlik
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2023 20:24
Kitap beyinle ilgili yapılan çeşitli deneylere, araştırmalara yer veriyor. Bazıları kulak aşinalığımızın olduğu bilgiler. Kendimizle daha çok bağdaştırdığımız kişilere, olaylara daha çok çekiliriz. Bazen bunun hiç farkında olmayız ya da sebebini anlayamayız ya da isminin başharfi L olan kişiler L ile başlayan markayı ya da N olan kişilerin N ile başlayan markaları anlamlı bir şekilde daha çok tercih etmesi minvalinde pek çok örneğe yer verilmiş. Bununla beraber beyin kimyasında gerçekleşen çok küçük değişimlerin, davranışlarımızda büyük ölçekli değişimlerle sonuçlanacağına yönelik fazlaca örneğe yer veriliyor. Bu bazen bir hastalık şeklinde gözlemlebilirken bazen uç bir olay şeklinde olabilir. Bu kısımları okurken kafamda yeni yeni sorular uçuştu ve beni düşünmeye, sorgulamaya itti. David Eagleman 'la birlikte düşünmenin apayrı bir keyfi var. New York Times'ın da yazdığı gibi nörobilimci olmayı eğlenceli bir şey gibi gösteren adam Eagleman. Seçimlerimizin ne kadarını biz yapıyoruz, bilinçli zihin zannettiğimiz kadar fonksiyona sahip mi, gerçeklik olarak algıladığımız şey tam olarak ne ve nasıl oluşturuyoruz, hastalıklı davranışlar karşısında hukuk sistemi nasıl hareket etmeli, hastanın davranışı biyolojisinden ayrı tutulabilir mi -çünkü toplumsal olarak kabul edilebilir seçimleri yapmada belki de herkes aynı ölçüde "özgür" değildir- , benim kırmızı olarak gördüğüm şeyle senin kırmızı olarak gördüğün şeyin aynı olduğunu biliyor muyuz gerçekten gibi soruları sorduran bir eser Incognito - Beynin Gizli Hayatı Beni en büyüleyen ise beynimizin üçte ikisine ayrılan görmenin öğrenilmesiyle ilgili kısmı okumak oldu. Görmenin üzerinde özellikle durulduğunu söyleyebiliriz. Göremeyen insanların etrafı kapkaranlık algıladığını düşünürüz ama öyle değil aslında. Ya da görmenin, bakmaktan fazlası olduğunu biliriz
Popüler Bilim
Incognito - Beynin Gizli HayatıDavid Eagleman · Domingo Yayınları · 20138,1bin okunma
Gidiyorum; yorgun, solgun, ağlamaklı.
Puan vermedi·120 syf.··
2023 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2023 23:37
"siz haklısınız, ben ölümümden sonra hiçbir zaman cüret edemedim aynaya bakmaya ve o kadar ölüyüm ki, hiçbir şey ispatlamaz artık varlığımı. ah acaba siz gecenin himayesinde, bahçenin bitiminde aya doğru koşan bir ağustos böceği sesi duydunuz mu hiç? Çok meşhur dizelerden olan "kuş ölür, sen uçuşu hatırla." ile tanımıştım Furuğ'u. Bu cümlenin dünyaya fazla geldiğini düşünmüştüm. Sonra hemen başka başka şiirlerini merak edip araştırmaya koyulmuştum. Acaba bu denli derin, buram buram yalnızlık ve özlem kokan şiirlerin ardında nasıl bir hayat vardı? Önsözde Asuman Susam'ın belirttiği ve okudukça göreceğimiz gibi, "Yazdığı şiirlere tutunarak hayatta kalmayı denemiş, yaşamın fırtınalarından güzellemeler çıkarmayı bilmiş bir yürek." Çok erken yaşta evlenmenin, boşanmanın ve oğlundan ayrı kalmanın acısını; kendini ve özgürlüğünü seçtiği için dışlanmışlığını ve mücadelesini şiirlerine yedirmiştir. Yaşadığı dönem ve toplumsal koşullar düşünüldüğünde Furuğ'un yazgısı basit bireysel bir trajediden fazla bir şeydir. İliğiyle kemiğiyle yazıldığını bilirsiniz o şiirlerin. Kendi deyimiyle şiir kendine ve kişiliğine karşı duyduğu en büyük sorumluluk ve hayatına vermek zorunda olduğu yanıtların en önemlisidir aynı zamanda. Korkuya, acıya rağmen vermiş olduğu mücadeleleri görmek ve uçuşu unutmamak dileğiyle!
Edebiyat
Yeryüzü AyetleriFuruğ Ferruhzad · Can Yayınları · 20194,231 okunma
9/10
·191 syf.··
2023 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2023 00:02
İrade Terbiyesi 'ni okurken Jules Payot'un üzerinde ısrarla durduğu konulardan biri de öğrenilenleri hatırlamak ve içselleştirmek için yürüyüş yapmanın önemiydi. Tabii o bundan bahsederken, salt bu amacı edinip yürümekten değil bunun gayesiz bir şekilde gerçekleştiğinde de bu tür etkisinin olacağından bahsediyordu. Benim hayatımda da yürümenin çok ayrı bir yeri var. Her gün yürürüm, bazı yürüyüşlerim diğerlerinden çok daha uzun sürer. Bu yürüyüşler belirli bir lokasyon, mağaza, avm gezmek gibi değil de sadece yürümeye odaklandığım şekilde gerçekleşiyor. Daha çok yeşil yerler bulmaya, açık havada yürüyüş yapmaya çalışırım. Bazen düşünceler kafamdan hızlıca geçer, yürüdükçe durulduğunu ya da yeni bir perspektif geliştirdiğimi görürüm. Bazen çok neşeliyimdir ve sanki bunu doğayla paylaşmak istediğimden yürümeye atılmışımdır :d bazen zamandan ve mekandan uzaklaşmak için yürürüm ve daha aklıma gelmeyen çok sebebi var. Yürümenin beden sağlığı üzerindeki etkilerini uzmanlar hep vurgular. Yürüyüş yaptıkça zihnimiz için de ne kadar önemli bir yerinin olduğunu deneyimlemek ayrıca mutlu eden bir şey. Yine filozofların hayatını incelediğimizde çoğunun hayatında yürüyüş yapmanın kimi zaman ucundan kıyısından kimi zamansa hayati derecede önemli bir yerinin olduğunu görürüz. Frédéric Gros başta Nietzche, Rousseau, Kant'tan hareketle -fakat ağır felsefik kavramlara boğmadan- yürümek üzerine düşündürüyor. Yürümeye felsefik bir açıdan bakmak özellikle metropolde yaşayanlar için sık sık üzerine düşünmeye sevk edecektir bizi. 'Zamandan ve mekandan uzaklaştıran her şey sizi hızdan uzaklaştırır.' diyen Gros mutluluğun anahtarını elinde tutuyor gibi ve hatta hepimizin ayaklarında olduğunu söylüyor. "Hayat dediğin bir çift bacak ve gidebildiğin yol kadar." sözünü içten içe ve geniş ölçekte de
1000Kitap
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20179,1bin okunma