“Bir kadın kurmaca yazacaksa parası ve kendine ait bir odası olmalı.”
Neden toplumda daima erkekler baskın olmalıydı? Ataerkil olmak zorunda mıydık ?
Eşitlik , adalet , kadının gücü... Neden bu kavramlar bize bu kadar uzak?
Kadının toplumda ki yerini anlatırken ; evi temizleyen , çocuk doğuran , büyüten , yemek yapan ve yeri geldiğinde ailede ki tim bireyleri memnun etmek için çırpınan bir varlık olarak anlatıyoruz.
Oysa Kadın; dünya üzerindeki en güçlü varlıktır. Kimsenin dayanamadığı acılara dayanıp , zorluklara göğüs gerer.
Kadın olmak zordur. Savaşırsın, didinirsin, yaparsın , ancak kimse görmez. Her zaman eleştirilir ve yerilirsin.
Virginia Woolf’un da dediği gibi ;
“Para kazanın, kendinize ait bir oda ve boş bir zaman yaratın. Ve yazın , erkekler ne der diye düşünmeden ,yazın!”
Bu kadar söylemden sonra kitabın içeriğinden bahsederek bitireyim yazımı.
“Kendine Ait Bir Oda” edebiyat dünyasının feminist makalelerindendir.
Aynı zamanda kadın hareketlerine önderlik eden bir kitap niteliği taşır.
Erkeklerin sürekli olarak uyguladıkları baskının Kadın’ın düşünce yapısına etkisi ve yarattığı huzursuzluk ele alınmıştır kitapta.
Belirtmekte fayda görüyorum ki kitaptaki yazı ve karakterler kurmacadır. Gerçek ile ilişkisi yoktur desem yalan olur. Gerçeği anlatır ancak kurmacadır.
Sevgiyle kalın ️