Siddharta dindar bir ailede iyi bir Brahman olarak büyür. Tefekküre yetenekli, ruhsal olarak güçlüdür. Ailesi onu iyi bir Brahman olması için yetiştirmiştir. Babası onun yeteneklerinden memnun ve huzurludur çünkü oğlunun yaşayacağı hayatta tutacağı yolun sabit ve doğru olduğundan emindir. Oğlu iyi bir Brahmandır ve olmaya devam edecektir. Ancak Siddharta'nın kalbinde çağlayan sorular babasının tahayyülünden başkadır. Arkadaşı Govinda da Siddharta'nın farklı olacağını seziyordur "kof bir söz ustası, bir büyü taciri, kalabalıkların oluşturduğu sürüde aptal bir koyun olmayacağını" biliyordur.
Siddharta'nın sorgulamaları inandığı dini irdelemekten başlar. Vaat edilen cennete yakın olduğunu bilmesine rağmen ona ulaşamaması, çoktan ulaşmış olması gereken aile fertlerinin ise hedeflerinden uzak olması Siddharta'nın bu vaatlere olan inancını köreltir. İmanının çizdiği sınırlardan kolayca çıkması imkansızdır bu nedenle ilk sorgusu diniyle ilgili; kendisinin yanlış anladığını sandığı, bazı şeyleri yeniden düşünmekle başlar; Benliği öldürmek, reenkarnasyon, gerçek ben'e ulaşmak, benlikten vazgeçmek, dünyevi isteklerden vazgeçmek gibi bir çok şeyi sorgular.
Siddharta bu aşamada iman yolunda dört kere ciddi sorgulama içine girer. Dünyevi tüm isteklerden ve bedensel ihtiyaçlarından soyunarak iman yolunda yürümeyi, hiç günah işlemeden günahsız olmanın mutluluğa erdirmeyeceğini, günahlarla geçirdiği günlerde de mutluluğa eremeyeceğini peki o halde nasıl mutluluğa ereceğini, bu koskoca kainatta amacının ne olduğunu, tüm yaratılanlar arasında rolünün ne olduğunu anlamaya çalışır. Kendisini anlamaya çalışırken, kimi zaman imanıyla böbürlenir kimi zaman da günahıyla.... Ancak yine de içinden çıkamaz. Ayrıştırarak