.
Haber, dalga dalga Mekke’yi tuttu. Henüz teslimiyet sırrının en büyük dehası Ebu Bekr Hazretlerinin haberi yok..
Haberi akla en zıd şiveyle müşriklerden duyunca şöyle dedi:
~ Bunları O mu söyledi ?
~ O söyledi !
~ O söylediyse doğrudur !
.
.
Mütemerrid nüfus-u emmarenin işledikleri seyyiatının mes'uliyetinden kendilerini kurtarmak için kadere yapışmak ve onlara in'am olunan mehasinle iftihar etmek, gururlanmak, cüz'-i ihtiyarîye istinad etmek; bütün bütün sırr-ı kadere ve hikmet-i cüz'-i ihtiyariyeye zıd bir harekete sebebiyet veren ilmî mes'eleler değildir.
30 Ağustos zaferini mutlak ve münhasır olarak millî irade kazandı; ondan sonra bu köke bağlanan işler zincirini ise millî iradeye zıd olarak bu iradenin istismarcıları, yani CHP işçileri çekti; ve bu milleti o zincirin içine hapsetti.
30 Ağustos gününde, sadece Allahın, Resulünün, tarihinin, ecdadının, imanının kendisine gösterdiği mâna yolunda, bir çarıktan tank yapacak kadar azametli harikalar iklimine ayak basan Türkü, o günün aziz şeref ve hakkı yalnız kendisine ait olarak, Allah, yine o güne bağlanacak ve millî iradeyle tam bağdaşacak ve asla yol değiştirmeyecek mâna fatihlerine kavuştursun!
Büyük Doğu Gazetesi 30 Ağustos 1952, Sayı 105
Din bir imtihandır, bir tecrübedir. Ervah-ı âliyeyi, ervah-ı safileden tefrik eder. Öyle ise ileride herkese göz ile görülecek vukuatı öyle bir tarzda bahsedecek ki; ne bütün bütün meçhul kalsın, ne de bedihî olup herkes ister istemez tasdike mecbur kalsın. Akla kapı açacak, ihtiyarı elinden almayacak. Zira eğer tamamen bedahet derecesinde bir alâmet-i Kıyamet görülse, herkes tasdike muztar olsa; o vakit kömür gibi bir istidad, elmas gibi bir istidad ile beraber kalır. Sırr-ı teklif ve netice-i imtihan zayi' olur. İşte bunun için, Mehdi ve Süfyan mes'eleleri gibi çok mes'elelerde çok ihtilaf olmuş. Hem rivayat dahi çok muhteliftir, birbirine zıd hükümler olmuş.