Denizci ve onu korumaya yemin etmiş bir asker.
Ama denizci aslında çocuktu.Anne ise bütün zorluklara karşı nöbet tutan bir asker gibi.
Fakat bu asker…Kurşundan. Biraz yalnız biraz kırılgan. Çoğu zaman da savunmasız.
Denizci büyüdüğünde…Umarım öfkesini annesine yöneltmez.
Çünkü o asker çoğu zaman babanın bıraktığı boşlukları doldurmaya çalıştı.Sorumluluklardan kaçılan yerleri kendi varlığıyla kapattı.
Biraz kendinden vererek, çokça yorularak,
bazen de fark edilmeden tükenerek.
Sonra şunu düşündüm…Bu aslında sadece bir annenin hikâyesi değil.Dünyanın neresinde olursa olsun,çocuklarını korumaya çalışan annelerin hikâyesi.
Sessizce nöbet tutan,görünmeyen savaşlar veren,ama yine de sevgiden vazgeçmeyen annelerin.Belki de bu yüzden bu kitap bana sadece bir hikâye gibi gelmedi.Sanki birçok annenin içinde taşıdığı ama pek dile gelmeyen o yük…