Sadece sen ve ben mavinin ve siyahın birbirine karıştığı en güzel tonda ,şemsiyenin altında ,herkes kaçarken kuşkusuz sıcaklıklarımız birbirine karıştı.sadece nefesin ve yağmur damlalarına yapışan negatif iyonlarla hava temizlendi.sadece buğulanan cam bizi gizledi, sadece biz olmak...sanki bütün hidrolojik döngü birbirimizin olmamız için kendi içlerinde bi ahenk yarattı
Sineklerin tanrısı benim hayatımda iyilik ve kötülükle ilgili değerlendirmelerinin en büyük etkeni aslında.Hayatta her şeyde iyilik ve kötülükle alakalı bir iz var ve bu kitap benim bi şeylere karşı umut bağlamayı öğretti.Toplum antropolojisi ve inşası hakkında bilgi verdi ama bi o kadar da çevremdeki insanların fasistligini farkedip onlardan uzaklaşma isteği doğurdu.Herkesin içinde karanlık ve aydınlık taraf var çünkü yüzyıllardır hayattayiz ve bu karanlıklar toplum yapısını ve birbirleri asagilamanin önüne geçecek şekilde karsimiza hem dinle hem eğitimle hem yasalarla çıktı.küçük yaşlardaki çocukların bu bilincten mahrum olması da eğlenceli yolla dayatilmasiyla karsimiza çıktı.Bilinç sahibi olunca kişi kendisi dogruyla yanlısı ayırt etmeye çalıştı.Yani kısacası insan zihni doğuştan karanlık ve aydınlık şekilde ikiye ayrılır diyor mina tugay ama bence bu ikisi bütün şeyler çünkü bunları ikiye ayırmadan önce neden karanlığa karanlık dendiğini bilmiyorduk.Tabi Şuan tabirimiz bu şekilde çünkü birbirimizin karanlık yanlarını beslememeye önce karanlık yan neresi diye bakarak ayırt ediyoruz.Karanlık ve faşist insanların vicdan duygusu yoktur bu yüzden tereddutte olmadan her şeyi yok ederler ama aslında kendi insanlığını yok etmiş olurlar çünkü herkesi yok etmişlerdir.Birini öldürmek veya manipüle etmek kişinin kendi zayifliginin göstergesidir çünkü kazanma duygusuyla yapılır ve bunu yok ederek elde etmek kazanmak demek değildir senden daha yetenekli kişilerin önüne onları anca yok ederek geçebilmek demektir ve bu kişi elde ettiğinde kendi sonunu getirir zaten.Ve bi kere bu bazda ulaşan kişi kendini durduramaz ama aslında kendisini kaybeder.Karanlık yanınizi dizginleyebilirsiniz,egitebilirsiniz. Ve bu konuda umutsuzluğa düşmeyin çünkü siz aslında kaybetmediniz....
SPOILER
Kitabı önceden okudum ana karakter çok ezikti her şeye özür dileyip teşekkür ediyordu biraz rahatlamalıydı bence ama başkasının yaşadığı şeyler bize basit gelebiliyor o yüzden onu çok iyi anlıyorum ve kendini bastırılmış hissettiği için üstünde zaten bu kadar yuk varken kendi çocuğunu bile alamamanin verdiği o hissi çok iyi vermiş sabahattin ali ama benim aldığım tek duygu bastırılmış stresler oldu üzüntü duygusuna giremedim sonunda aglayanlar da fazla dramatik geldi bana bu yüzden.
Sevgilisi terk etti diye hayata kusmesini anlayamamıştım başta ama Şuan anlıyorum.Ne yasarsak yaşayalım kalbimizde bi seyleri yıpratan şeyler hayattaki amacimizin yonelimini solduruyor ve bi kere bırakırsanız devamı geliyor.İnsanlar sizi hiç anlayamıyor ve kötü bir adam olmasa bile insanlar sizi güçsüz gördüğü zaman kendisi başka insanların yanında güçsüz hissetmesine rağmen kendini güçlü hissetmek için sizi aşağılıyor ve bu adam gerçekten yıpranmış bir durumda olduğu için ona karşılık veremedi ve bu durum bir karadelik gibi kendine çekti.Ve birisi size kaba davraniyorsa ve kendinizi yetersiz ve ezik birisi gibi hissettiriyorsa bunu yapmak için geçerli bir sebebi olamaz kimsenin.Ve karakter bunu örtmeye çalışmak için işini hep en iyi şekilde yapmaya çalıştı ama onlar susmadilar.Kendini iğrenç hissettirdiler insana.Keşke o kişi yanımda olsaydı da üzülmeni kimse umursamıyor ayağa kalk ve onlar gibi ol diyebilseydim ama beni burda çelişkiye düşürüyor bu durum.kendinizi korumak için başkalarını ezmek geçerli bi durum mu? Diğer türlü kendiniz ezileceksiniz ve hayatınızı boşa yaşamış hissedeceksiniz.İyilik ve kötülük gerçekten bu kadar önemli mi? Yoksa herkes kendinden mi sorumlu?