Neredeyse kitabın yarısına kadar pek bir şey anlamadım. Kitabın yarısından sonra okuma ivme kazanıyor.Kitabın dili Körlük'le kıyaslayacak olursak oldukça karışık, sayfalar dolusu bitmek bilmeyen bir paragraf ve bolca kullanılan virgüller var.
Jose Saramago ironik ve hucivsel anlatımıyla konuyu ilginçleştirmeyi başarmış. Bu arada Görmek, Körlük romanının devamı gibidir. Olaylar anlatılırken Beyaz Aydınlık meselesine sık sık değinilmiş, zaten kitabın konusu körlük salgınından dört yıl sonra yaşanılanların farklı şekilde devam etmesidir.. İktidarı ve onların yönetimindeki polisi, askeri, toplumu ve MEDYAyı kendi menfaatleri boyutunda ustaca ve acımasızca kullandığını ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Siyaset içerisinde yer alanların kirli savaşları, yöneticilerin yasaları diledikleri gibi kullanarak haklı çıkma uğruna işledikleri suçları, iktidar mücadelelerini, devlet-iktidar-toplum ilişkilerini sarsıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Kitabın konusuna kısac değinecek olursak:
Bilinmeyen bir zamanda bilinmeyen bir ülkenin başkentinde seçim günu bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaya başlayınca kimse oy atmaya gitmez. Öğleden sonra yağmur durunca, saat tam dörtte, seçmenler emir almışçasına sandıkların başına koşarlar ve sandıklar açılınca, kullanılan oylarin yüzde 83'ünün boş olduğu ortaya çıkar. Bunun bozguncu gurubun , dahası uluslararası bir anarşist örgütünün işi olduğunu düşünen hükümet olağanüstü hal ilan eder. Yıllar önce kenti saran "körlük salgını"ndan kurtulan tek kişinin bu olayla bağlantılı olduğundan kuşkulanılır. "Beyaz veba"nın öteki şehirlere yayılmasını önlemek için başkent abluka altına alınır, bir polis komiseri "suçlular"ı bulmak için görevlendirilir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap 1960'lardaki ırkçılığı hangi boyutlarda olduğunu aile kavramı içersinde ele almakta. Scout Finch ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk gözüyle anlatmaktadır. Avukat olan babası Atticus çocuklarına erdemli, adil,saygılı,dürüst olmayı sevgiyle anlatmaktadır. Atticus dışarıda ne ise evde de daima aynı olmaya çalışan bir karekterdir. Daima çocuklarına örnek olmaya özen göstermiştir. ”Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.”
Atticus bir "siyahi" nin avukatıdır,onu en güzel şekilde savunur,yapmadığı suçtan dolayı cezalandırılmaya çalışılır, o güne kadar kimse bir siyahinin avukatlağını almamıştır. Atticus'un avukatlağını alması yaşadıkları yerde herkesçe hor görülmektedir. İftira olduğu gün kadar ortada olan durumda Tom'un ceza almaması için çok çaba gösterir ancak "eşitliğin" olmadığı bir dönemde yaşadıkları için mahkemece "suçlu" bulunur Tom.Suçlu olmadığını ufacık cocuklar bile bilirken mahkeme jürisi ret cevabı verir. Çünkü o siyahidir. Burada insanın duruşu her şeydenönce ne kadar önemli olduğuna değinilmiştir