Cinayetin Sırları Kapalı mı Kalacak? Kilitli Oda Muammaları
10/10
·988 syf.··
2025 11. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 17:48
Dünya Polisiyesi’nin ilkleri, sonları, gelişimi ve devrimi… Hepsi “Kilitli Oda Muammaları” kitabında toplanmış. Çevirisini yapan da hepimizin yakından tanıdığı Türk polisiyesinde Çağatay Küpçü’den sonra en sevdiğim komedi tarzında polisiyesi ile Algan Sezgintüredi . Çok iyi bir iş çıkarmış ve bu birbirinden heyecanlı, nefes kesen 57 polisiye hikayeye hayat vermiş. Yazarlardan bazıları hepimizin tanıdığı ve çok sevdiği polisiye yazarları. Stephen King , Arthur Conan Doyle , William Hope Hodgson , Agatha Christie , Edgar Allan Poe bu kitabın kahramanlarından birkaçı. Kilitli Oda Muammaları kitabı belirli kategorilere ayrılmış. Giriş kısmında bizleri gelmiş geçmiş ve en çok basılmış imkansız suç öyküleri karşılıyor. İkinci bölümde katillerin favori cinayet silahı olan “bıçakla işlenmiş cinayet tarzı polisiye” tadında öykülere vurgu yapılmış. Üçüncü kısımda kurban öldüğünde ne ayak izi ne de herhangi bir ipucu bulunmayan öyküler var. Ben en çok dördüncü bölümü beğendim. Birden ortadan kaybolan kişileri arayan dedektif ve polislerin nefes kesen hikayeleri var. Beşinci bölüm tamamen yaratıcı cinayetlere ayrılmış. Altıncı bölüm klasik polisiyeden örnekler içeriyor silahla vurulma cinayetleri. Yedinci bölüme de muzip diyebilirim. Hırsızların sessiz ve derinden kıymetli nesneleri çaldığı polisiyeler anlatılmış. Sekizinci bölüm ise zehirlenmeler. Son derece etkileyici. Son bölümde ise sınıflandırılamayan bir polisiye hikayesi mevcut. Çok fazla öykü barındırdığı için değerli 1000K sakinlerine tadımlık en beğendiğim birkaç öyküden bahsetmek istiyorum: William Irish - Alice’i Gören Yok= Yeni evli bir çift balayına çıkar. Ama o gecenin sabahında öpülecek bir gelin yoktur. Hatta hiç varolmadığı iddia edilir. Damat çıldırır. Dedektif Ainslie ise Damat Jimmy’e eşi Alice’i bulmaya yardım eden daha doğrusu ona inanan tek kişidir. Agatha Christie - Rüya= Hercule
Polisiye
Kilitli Oda MuammalarıKolektif · Domingo Yayınevi · 202437 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
Sev Diyebiliriz Hâlâ "Sev Diyebiliriz Hâlâ" Şair Mine Ömer'in Nezih-er Yayınları aracılığıyla okurla buluşturduğu şiir kitabı. Doksan beş sayfa hacmindeki eser dört bölümden oluşmaktadır. "Odalar Kan Gürültüsü, Gür Sesli Hayat, İçimdeki Mektuplar ve Gül Damlası Şiirler" şeklindedir. Aforizma türü kısa şiirlerle beraber altmışın üzerinde şiir yer almaktadır. Ayrıca birçok şiirin dergilerde yer almış olduğu görülmektedir. Bu kitaptaki şiirlerin, şair duyarlılığının numune-i imtisali desek yanlış olmaz. Bu duyarlılık perspektifinde bunun gibi her bir kitap, yazarı daha şümullü bir şekilde tanıma imkânı veriyor bir taraftan. Yalın bir anlatımla, kontrollü bir duygu ve derinliğe haiz bir eser. Lirik ve birazda romantik şiirler ihtiva etmektedir. Okuyucunun nisbi dağınıklığına sebebiyet vermiyor kesinlikle şiirler. "Tek çocuklu evimizin ikinci kızıdır şiir" girizgâhıyla şair, Kızı Peri Su'ya kitabı atfettiğini görmekteyiz. Şiirlerin özünde kadın ve şair duyarlılığı görülmektedir. Kadınların yaşadığı şiddet, tecavüz ve bilumum sıkıntılar, şiirlere konu olmuştur. Küçük gelinlere yazdığı "Gelincik" şiiri bunlardan birisidir. Başka bir şiirinde şairin, Nazım Hikmet'e atfen yazdığı 'Davet' şiirinin bir bölümü şöyledir. "Acılarını gözlerine gömer kadınlar/ perdeler ıssıza çekilir/ zonklayan öykülerle yürür zaman" (sayfa 23) Yer yer yaşanan türlü vahşetlerin, cinayetlerin, kötülüklerin boyutlarını daha da genişletir şair. "Bahar kokusu yirmi birinci yüzyılda da yalan" diyerek uyarısını en üst perdeden yapar. "Herkesin hıncı sokak/ cinayet/ gasp/ terör" (sayfa 37) Mısrasıyla demek istediklerini daha da alenileştirerek anlatımına devam eder. Başka bir şiirinde yeryüzünü "yüzyıllar hurdalığı" olarak betimler mesela. “En deli uçurumlar/ kan sesli uzun bacaklı/ savaşlar döner
Sev Diyebiliriz HalaMine Ömer · Nezih-er Yayınları · 20162 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·420 syf.·
2018 170. kitabı
İlk dikkatimi çeken şey çok tadında bir harmanlaşma. Geçmişle bugünün, karakterlerin hatıraları ve şimdiki halleri arasında gidip geliyorsunuz. Böylece roman çizgisel zamanda değil döngüsel zamanda ilerliyor aslında herkes baştan beri aynı resmin içindeymiş gibi. Bu da okumayı sıkıcılıktan ziyade ilerledikçe heyecanlı hale geliyor. Ayrıca bu kitabın bir diğer özelliği de İclal Aydın'ın DokuzSekiz Müzikten aynı adlı bir albüm çıkarmış olması. Bu albümde de İclal Aydın'ın o duru ve samimi sesinden şiirler ve birçok sanatçının bu albüm için yeniden seslendiği parçalar var. Kitabı okumamış bile olsanız bu albümü spoiler korkusu olmadan dinleyebilirsiniz :) İçeriği de şöyle: İlk kısım şiirin adı, ikincisinde ise parça ve seslendiren yer alıyor. İclal Aydın - Unutursun (Full Albüm) youtu.be/7r1ZrXiPHVM 1- GÜN GELİR DE / UNUTURSUN DİYE FEAT. CİHAN MÜRTEZAOĞLU 00:00 2- İKİMİZE KALAN / AYRILMALIYIZ ARTIK FEAT. GÖKÇE BEKAROĞLU 04:11 3- O ESKİ ŞARKI / UNUTAMAM SENİ FEAT. KORAY AVCI 08:37 4- HİÇ KİMSENİN / ALTIN TASTA GÜL KURUTTUM FEAT. CEREN ÇAĞATAY 14:27 5- BİR SERVİ DİKTİM / ŞU KARŞI Kİ DAĞDA FEAT. MÜMİN SARIKAYA 17:30 6- UNUTULAN SARDUNYA / KİMSEYE ETMEM ŞİKAYET (ENSTRUMANTAL) 21:30 7- SOLARKEN / SARARDIM BEN SARARDIM FEAT. RUBATO 24:37 8- YARA / EL ÇEK TABİP EL ÇEK FEAT. ENDER BALKIR 29:57 9- NİŞAN / YÜCE DAĞ BAŞINDA (ENSTRUMANTAL) 36:03 10- ELVEDA TOPRAĞIM / ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ FEAT. CEM ADRİAN 39: 30 11- BİR CİHAN KAFES / BÖLEMEDİM FELEK İLE KOZUMU FEAT. GÖKÇE KILINÇER 42:41 12- GÖÇ / ÇUBUĞUM YOK YOL ÜSTÜNE UZATAM (ENSTRUMANTAL) 45:46 Ve bu da benim kitabın içinde geçen şarkılardan oluşturduğum bir oynatma listesi. Okurken kitaptaki karakterler açısından birkaç parçanın hikayesini öğrenince zaten nadide olan bu eserler daha bir anlam
Unutursunİclal Aydın · Artemis Yayınları · 20171,947 okunma
Sevgi, Saygı ve Özlemle Anıyor, Yolunu Kaybettik; Arıyoruz...
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2018 9. kitabı
“Ölümün bitmeyen ufkunda yatarken gene sağ, Bir avuç toprak olurken gene yüksek, gene dağ…” *** Dolmabahçe sarayı her zamankinden daha sessizdi, En yakın arkadaşlarının gözleri dolu dolu ona bakıyorlardı, O günün sabahında herkeste bir huzursuzluk vardı, Etrafı kalabalık değildi, Ayağa kalkacak diye umutla bakıyorlardı, Tüm heybetine rağmen, sessizce uyuyordu, Trablus’ta, Çanakkale’de, Sakarya’da düşmanı titreten o mavi gözler canlansın diye bekliyorlardı, Kocatepe’de ki o meşhur fotoğraf akıllarına geliyordu, Çocukluk arkadaşı ve yaveri, onun yanından ayrılmayan can yoldaşı Salih Bozok odasına gitmişti, Eğer Atatürk’ü ölürse, dayanamazdı, o da ardından ebediyete gidecekti, Onsuz bir dünya yaşanılır değildi, “Bana ‘ölenle ölünmez’ diyorlar. Ben ölenle ölmüyorum ki… Yaşayamadığım için ölüyorum! Siz, oksijensiz bir dünyada yaşayabilir misiniz? İşte Mustafa Kemal Paşa benim hayatım için bir oksijendi. Bugüne kadar geçen hayatımı nasıl Mustafa Kemal Paşa’ya adamışsam, bundan böyle geçecek hayatımı da Mustafa Kemal Paşa’nın buyruğunda geçirmeliyim.” diyecekti, *** 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıktığında bir milletin yazgısı değişecekti, Selanikli küçük Mustafa, Zübeyde Hanım’ın Sarı Paşası vatanı uğruna gerektiğinde canını vermek için yola çıkmıştı, O günden bugüne yeni bir ulus doğacaktı… Atatürk komadaydı… Bilinmeze doğru bekleyiş sürüyordu, Saat 09.00 olduğunda göğsü hızla inip çıkmaya başladı, Dünyadaki son 5 dakikasına gözleri kapalı giriyordu, Dışarıda bütün bir ulus, endişe içinde radyo başında bekliyordu, Savarona, son bir saygı duruşu için Dolmabahçe önüne demirlemişti.” Savarona’yı Türkiye Büyük Millet Meclisi Atatürk’e hediye etmek için almıştı, Ertuğrul Yatı ile bir kaza atlatılmış, daha büyük bir yat alınması kararı alınmıştı, Savarona hazır olduğunda Atatürk
Tarih
10 Kasım Yas GünüKolektif · Yapı Kredi Yayınları · 201775 okunma
8/10
·262 syf.··
Beğendi
·
2018 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2018 00:00
Kitap inceleme yazısı Kitap Adı: Benden selam söyle anadoluya Yazarı. : Dido Sotiriyu Çeviri. : Attila Tokatlı Yayınevi : Alan Yayıncılık Baskısı. :57. Baskı/ 243 sayfa Türk, kürt, rum, ermeni, çerkez, müslüman, hıristiyan, musevi olmak; yeryüzünde ne bir üstünlük, ayrıcalık kimliği, ne de bir utanç kaynağı. Bunlardan birini ön plana çıkarıp dayattığımızda, dolaylı olarak başkalarına da bu hakkı verip, özendiriyoruz. Sevginin, aşkın, acının, gözyaşının, merhametin dini ve ırkı yoktu aslında. Her birey farklı bir inanç, farklı bir medeniyetin parçası olarak, farklı bir coğrafyada dünya ile tanışıyor. Kendi iradesi ile mi belirliyor bunu? Kavga etmek için değil, tanışıp kucaklaşmak ve barış içinde yaşam sürdürmek için, farklılıklar içinde yaratılmışız aslında. İnanç ve ırk nasıl bir kavga, savaş ve ayrışma nedeni olabiliyor? Tolstoy da, vahşi zevkler adlı kitabında; savaşın insanları nasıl bir akıl tutulmasına sürüklediğini çok güzel tasvir ediyor. Yağmur ve kar taneleri birbirini ezmeden gökyüzünden inip, yeryüzünde bir ırmak ya da gölde buluşabiliyorsa, böyle bir yolculuğu insanoğlu da başarabilir. Ulaşmış olduğum yaşam felsefemle ben buna bir gerekçe ve anlam bulamıyorum. Cemil Meriç hint kültürü ve medeniyetini anlattığı, "bir dünyanın eşiğinde" kitabında şu veciz vurguyu yapıyor : " yunan felsefesi ve medeniyeti artık kitaplarda kaldı" diyerek, ahlak, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve şefkat anlayışının gerilediğini vurguluyor. Tarihi olayları, bugünkü gözlemle yargılamak tartmak elbette mümkün değil. Hatalar hataları doğurmuş. İhmaller, yıkımları kovalamış. Cehalet de ilk kıvılcımı ateşlediğinde, insanlar yurt bildikleri yerlerde cehennem hayatı yaşamışlar. Mübadele bile tam bir mutluluk ve huzur tesis edememiş. Damarlarındaki kanın ırkıyla gaza
Edebiyat
Benden Selam Söyle Anadolu'yaDido Sotiriyu · Can Yayınları · 2014553 okunma