Puan vermedi·152 syf.··
2026 11. kitabı
Merhaba arkadaşlar... Evet, bu kitabı geçen hafta elime almıştım ancak, yaşadığım sağlık sorunlarından dolayı okumaya pek vakit ayıramadım. Kitabı dün okumaya başladım ama ne yazık ki az önce bitirdim... Ne yazık ki diyorum çünkü kitap o kadar akıcı ve etkileyici ki, açıkçası kitabı bitirmek istemedim... Evet roman, anne ve babası ayrı olan, annesiyle birlikte yaşayan genç Antonio'nun beklenmedik bir anda sebebi belirsiz bir krizi yaşadıktan sonra Antonio'a epilepsi tanısı konulmasıyla başlıyor... Antonio babasıyla, alanında uzman olan bir doktora muayene olmak için Marsilya'ya gidiyor ve romanın akıcılığı da, işte burda başlıyor: farklı gibi görünen ama aynı karektere sahip olan baba ve çocuk arasındaki diyaloglar ile ... Doktor muayeneden sonra durumun geçici olduğunu ancak geçici olduğundan emin olmak için son bir testin yapılması gerektiğini söylüyor... Evet arkadaşlar, incelemenin tam burasıydayken -21.05.2026/18:05- çalan telefonla kötü bir haber geldi -teyzem vefat etmişti-, teyzemin vefatına inanmayarak şok içinde yazmayı bırakmak zorunda kaldım... Hala kabullenemiyordum o ayrı ama şimdi, bu saatte incelemeye dewam etmek istiyorum... Çünkü Antonio ve babası arasındaki yıllar içinde uzayıp giden o buz gibi soğuk mesafe, doktorun tanıyı belirlemek için şart koştuğu "2 günlük uyanık kalma" testiyle son buldu... Antonia önyargı ile eleştirdiği, aslında tanımadığı babasını, 'gerçekten' tanımaya başladı; babasının sıcaklığını, samimiyetini, sanat ruhunu ve en önemlisini sevgisini, evet sonsuz evlat sevgisini hissederek... Evet yazar, bir baba ile oğul arasında geçen yolculuğu ve o yolculukta başlarına gelen olayları anlatırken, aslında hayatın en derin meselelerine dokunuyor: korkular, seçimler, büyümek ve kendinle yüzleşmek gibi… Saatler ilerledikçe yapılan
Hayata Dair
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,019 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
NAMAZ Psikolojisi 1. ALLAH’ın isteğini ve rızasını düşünerek yapılan bütün davranışlar birer ibadettir. 2. Dinde ibadet olarak belirlenen bazı özel davranışlar vardır ki bunlar, insanın ALLAH’la olan ilişkilerini canlı tutmak için belli aralıklarla tekrarlanırlar, işte namaz, her gün tekrar edilen, belli hareketleri ve dualar içine alan bir ibadettir. 3. Namaz İslam dininde ilk emredilen ibadettir. 4. Namaz aynı zamanda, yaratılanın YARATANA karşı duyduğu saygı, sevgi, minnettarlık ve bağlılığın, şükür duygusunun bir ifadesidir. 5. Namaz önce ki peygamberlere de farz kılığı Kuran-i Kerimin değişik ayetlerinde ifade edilmektedir. ( H.z. İbrahim Kur’ani Kerimde geçen duası ; ‘’Rabbim! Beni ve Soyumu namaz kılanlardan eyle!’’ amin…) Ancak önceki peygamberlerden sonra o din mensuplarının namazı koruyamadıkları. Ondan uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. 6. Taha Süresi 132 ayette ALLAH C.C. şöyle buyurmuştur. ‘’ Ailene namazı emret! Sen de sabırla ona devam et… ‘’ buyuruyor. 7. Cehenneme girenlere neden cehennem girdikleri sorulduğunda? Biz namaz kılanlardan değildik! Buradan namazın ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. 8. Genelde ibadetler, dini inancın koruyucularıdır. 9. Yetişkinlerin, anne babanın namaz kılmasının, çocukların namaz kılmayı arzu etmeleri, namaz kılmak istemeleri açısından da önemi büyüktür. Çünkü çocuk çevresini tanımaya başladığı anadan itibaren çevresinde ki büyüklerin, özellikle anne babasının söz ve davranışlarını taklit edip örnek almaya başlar. Bu nedenle namaz kılan bir anne babanın çocukları da namaz kılmaya özenir. Namazın Psikolojik Süreçleri 10. ‘’Vay haline şu namaz kılanların! Ki onlar şuurunda değildir namazlarının. Gösteriş yaparlar onlar, Hayra engel olurlar.’’ Ma’un 4-7 ayetler. 11. Namazda neyi okuduğunun bilincinde olunmalıdır. Çünkü
Din
Namaz PsikolojisiHüseyin Peker · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2020122 okunma
Reklam
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN BİR ANI-BELGESEL BAŞ YAPIT
10/10
·804 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:00
(E) SOSYOLOG ALBAY ALİCAN TÜRK’ÜN; “28 ŞUBAT – SİNCAN’DAN TARİHE NOTLAR” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ (E) Sosyolog Albay Alican TÜRK’ü ilk defa 2025 yılı Ağustos ayı başında tanımış ve tanışmıştım. Üç kitabı vardı hepsi de ilgi alanımda olan. Bundan önce iki kitabını okumuş ve geniş birer değerlendirme ve tanıtım yazısı yazmıştım. Tanışmamızın hemen arkasından, kısa süre içinde gelmişti bu okuma ve değerlendirme faaliyetlerim. Sayın yazarın bir kitabını okumamış olmayı ise büyük bir eksiklik olarak görüyordum kendi adıma. Tam 800 sayfa ve büyük boy (sayfa ölçüleri büyük) olan kitabını sona saklamıştım. Ve bugün (09.01.2026), sayın yazarı tanımamın ve kitapları ile tanışmamın üzerinden henüz beş ay geçmiş iken, son kitabını da okuyup bitirmenin ve bu tanıtım ve değerlendirme yazısını yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bakınca insanın gözünü korkutan bu çok kalın kitabı okumaya 25.12.2025 günü başladım ve sistematik/düzenli bir okuma ile 09.01.2026 günü bitirdim. Yani günde ortalama 50 sayfa okuyarak 16 günde bitirmiş oldum. Okumamın bu kadar uzun zaman almasının sebebi –yukarıda da bahsettiğim üzere- 800 sayfa ve sayfa boyutlarının büyük olmasının yanında, notlar alarak analitik bir okuma tarzını tercih etmem idi. Önceden iki cilt olarak basılmış, daha sonra ise iki cilt birleştirilerek tek kitap olarak piyasaya çıkmış. Kitap, 1. cilt ve 2. cilt olarak bölümlendirilmiş. Sayın yazarın kim olduğu ve onu nasıl tanıdığım ve tanıştığım konularına önceki iki kitabının değerlendirmesinde genişçe yer verdiğim için burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. **** Siyasal İslamın bitmek tükenmek bilmeyen asker alerjisi ve rövanş alma manevraları… Taa 1950’lerde başlıyor aslında bu furya. Yine çok güçlü bir sağ iktidar ve yine askeri pasifize etme, kodları, genleri ve teamülleri ile
28 Şubat: Sincan'dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2)Alican Türk · Galeati Yayıncılık · 202310 okunma
Puan vermedi·276 syf.··
2025 437. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 14:36
türkçü karakter üzerinden, türkçü karakter gözüyle yazılmış bir istiklal harbi romanı.. çoğumuzun Eylül adlı kitabıyla kendisini tanıdığımız, kendisiyle tanıştığımız servet-i fünun döneminin önemli temsilcilerinden olan Mehmet Rauf kitaplarını okuyanların bileceği üzere genelde kitaplarında aşkın farklı türlerine, kadın-erkek arası ilişkilere, kadın-erkek arasındaki ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarına yer vermiş, yaşadığı dönemin toplumunun sorunlu yanlarını kitaplarına taşımamıştır.. mehmet raufun eserlerine hakim olan yukarıda sayılanlara kendisinin son iki romanında pek rastlanmaz, rastlansa da roman bu yukarıda sayılanlar üzerine oturtularak oluşturulmaz.. bu iki roman; Define ve Halas adlı romanlardır.. 1926 yılında vücudunun sağ tarafına felç inen mehmet rauf; sağ kolunu, sağ ayağını ve kısmi olarak dilini dilediğince hareket ettirmekten mahrum kalır.. doktorların kendisine evinde istirahat ederek dinlenmesini tavsiye ettikleri mehmet rauf halas adlı romanını -zaman zaman eşine dikte ettirerek- şubat 1927den nisan 1928e kadar 14 aylık dinlenme süresi içerisinde tamamlar.. mehmet raufu tedavi eden doktorlar kendisini değil sağ kolunu kullanarak yazı yazmak, düşünmekten bile kesinlikle men etmişlerdi. ancak mehmet rauf, doktorların kendisine yönelik bu önerilerini dikkate almamış ve halas adlı romanı kah kendisi yazmış kah eşine dikte ettirmiştir.. mehmet raufun doktorların kendisinin hastalığına yönelik önerilerini dinlememe nedeni halas adlı romanın girişinde söylediği/yazdığı bir cümlenin bir bölümünde kendisini belli eder; 'en hakiki ve en sade manasıyla bir mucize
Türk Tarihi
HalasMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020975 okunma
The Smaller Sky -- Daha Küçük Bir Gökyüzü (John Wain)
7/10
·184 syf.··
2025 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 10:21
Daha Küçük Bir Gökyüzü Spoiler İçerir! Bir benzer karakter daha, insanlardan kaçmış ve bir istasyona sığınmış, ailesini ve işini bırakmış. Ben de bazen tüm sorumluluklardan kaçıp odama kapatmıyor muyum kendimi, veya eve. Aramızda hiçbir fark yok gibi, Ama ben kitapta bunun neden yaşandığını bulmadım. Eğer bulsaydım belki, nedenlerini karşılaştıracak bir fırsatım olurdu. Diğer mesele de şu ki bana kitabın sonu biraz aceleye getirilmiş gibi geldi. Bunun nedeni yazarın hikayeyi kısa tutma isteği olabilir, tam emin değilim. Yani çatıda geçen kısım biraz kısa geldi, oradan kurtulmasını beklerdim. Yazar, karakteri orada öldürüp hepimizin tahmin ettiği sonu yazmış oldu. Ama belki de bu bölümde şu mesaj vardı ki böyle bir davranışın/yaşayışın/durumun sonu alışılmadık bir sonuca/sona ulaşmaz. Belki de benim almam gereken asıl mesaj, “İnsanların yalnızlığı farklı çözümleri benzerdir. Belki de alışılmadık çözümler beraberinde ölümü getirir.” Düşünülecek bir konu daha, fazlasıyla yanlış yorumladığımın farkındayım kitabı. Kitap Adrian karakteriyle, Adrian’a benzeyen insanların hayatımıza etkilerini de kendi içinde tartışmış olabilir ve verdiği mesaj da eninde sonunda tercih insanlarındır (zarar görme tercihi) çünkü Geary kaçtı. Daha da uzatmadan söylemeliyim ki roman güzeldi. Kesinlikle güzeldi. Ama kendi yazarlarımızın verdiği o “çatışma” hazzı bu kitapta çok az bulunabildi. Ama yine de okuduğuma değdi. 18/05/2025 08.00—08.16
Roman
Daha Küçük Bir GökyüzüJohn Wain · Holden Kitap · 2025375 okunma
Refik Halid Karay - İnsanlık Halleri Huy Arabeskleri
Puan vermedi·496 syf.··
2025 11. kitabı
Refik Halid Karay'ın şu anda piyasada altmışın üzerinde kitabı mevcut. Şu anda diyorum çünkü bu sayının artma ihtimali de var. Misal; yeni bitirdiğim İnsanlık Halleri Huy Arabeskleri, Memleket Yazıları başlığı altında gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından derlenmiş. Hâlâ taranmamış eski gazete ve dergilerin olduğunu düşündüğümüzde, Karay külliyatının mevcudunun artma ihtimali kaçınılmaz oluyor. Kitaplaşmamış yazıları daha çok yurtdışı sürgün yıllarındaki yazıları imiş. Kim bilir, belki gün gelir o günlerin yazılarını da bizle buluşturacak çalışmalar yapılır. Gelelim İnsanlık Halleri Huy Arabeskleri'ne... Memleket Yazıları dizisinde, yazarımızın gazete ve dergi yazıları konularına göre ayrıştırılarak 18 kitapta toplanmış. Bu gazete fıkralarını okurken insan ister istemez yaşadığı dönem için hayıflanıyor. Belki de gazete okuyan son nesil bizdik ve dergilerin de ömrünün tükenmek üzere olduğu bu günlere kadar, Karay'ın kalitesine erişebilecek köşe yazıları okuyamadık. Tamam, geçmişe karşı olması gerekenden fazla hassasiyet gösterdiğimi kabul ediyorum. Fakat günümüzle eskinin arasında gözden kaçırılamayacak kadar büyük bir görüş ve kalite farkı var. Refik Halid'in yazılarını okuyunca bunu net olarak fark edeceksiniz. Bazen yabancı bir haberden, bazen yeni bir buluştan, bazen de gündelik olaylardan esinle başlattığı fıkralarını kendi ince bakışı ve derin kültürüyle o denli ilerletiyor ki okuduğunuz yazı bitsin istemiyorsunuz. Zaman zaman kendisi bugüne yani geleceğe sesleniyor, kimi zamansa sizi geçmişe götürüp 1940lı sokaklarda dolaştırıyor. Beraber taksiye, tramvaya binip zatı şahaneleriyle sohbet ediyorsunuz. Tam kırklı yıllardan sıkıldığınızı hissettiğiniz anda ise bir bakıyorsunuz ki Cumhuriyet öncesine, Meşrutiyet yıllarına gitmişsiniz.
İnsanlık Halleri Huy ArabeskleriRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 201522 okunma
Reklam
Reklam