18 – Nihan Kaya – İyi Aile Yoktur
İyi Aile Yoktur, Türkiye’de ebeveynlik, çocukluk ve aile miti üzerine en çok tartışılan metinlerden biri. Nihan Kaya, hem psikanalitik kavrayışı hem de edebi sezgisiyle aile denen yapının içindeki çatlakları görünür kılıyor. Kitabın temel iddiası, “İyi aile yoktur”, provokatif olduğu kadar açıklayıcı: Kaya, aileyi toplumsal olarak masumlaştırılmış bir kurumdan çıkarıp iktidar ilişkilerinin en yoğun yaşandığı yere, yani günlük hayatın içsel dinamiklerine yerleştiriyor. Çünkü insana en büyük zarar çoğu zaman büyük kırılmalardan değil, “normal” kabul edilen küçük temaslardan, iyi niyetle maskelenen mikro-istismarlardan geliyor.
Kaya’nın ilk bölümlerde kurduğu çerçeve, çocukluğun kültürel olarak romantize edilmesinin ardındaki körlüğe odaklanıyor. Çocuğun hissettiğini bilmediğimiz şeylere maruz kaldığını, acının çoğu zaman tanımlanamayan bir biçimde yaşandığını söylüyor. Kitabın açılışındaki cümle, “Çocukluk bir cehennemdir”, bir abartı değil; çocuğun acısını tanımlayamamasından, ona yanlış yapıldığını bile fark edememesinden kaynaklanan yapısal bir travmanın özeti. Kaya, çocukluğun en büyük kırılmasının acının kendisi değil, acıya isim verememek olduğunu hatırlatarak, psikanalizin temel bir noktasına işaret ediyor: Dilin olmadığı yerde işaretlenemeyen bir yara, yetişkinlik boyunca kendini yeniden üretir.
Kitabın merkezindeki kavramlardan biri, çocuğun anne-baba karşısındaki mutlak bağımlılığı. Kaya, bu bağımlılığın yalnızca fiziksel değil, duygusal bir mahkûmiyet olduğunu söylerken haklı. Çocuğun hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğu şey sadece bakım değildir; koşulsuz kabul, şefkat, güven ve duygusal aynalanmadır. Bu nedenle çocuk, ebeveynin sevgisini kaybetmeyeceğinden emin olmak için kendisini feda etmeye her zaman hazırdır.