Bu kitaba başlarken yanınızda kağıt kalem bulundursanız iyi olur. Olaylar birbiri ile ilişkili. İpuçları, gizem seviyorsanız özellikle resimlerden sizi tatmin eder. Akıcıdır, tavsiye ediyorum. Diğer kitabı da listeme girdi.
Kitabı beğenmedim 5/10.
Stefan Zweig kitapta kısaca bir kadının bir anlık tutkusuyla nasıl onursuzca tercihler yaptığını ve rezil oluşunu anlatır. Niye yazarımız kadını atomlarına ayırmak için roman yazmak istesin ki diye düşünürken kitabın arkasında yazan "1920 li yılların sonunda Avrupa'nın 'kibar' tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrı" anektodu altı çizilir.
Kitap kurtları okuyabilir. :)
Kitabı uzun zaman önce okumuştum. Yine okumak istedim. Amerikalı bir kadının Avusturalya da aborjin bir grupla yürüyüşü anlatılıyor. Tabii her yürüyüş bir arayıştır. Aramak lazım. Herkes bu kitapta kendince anlamlar bulacaktır.
Aborjinler kendilerini Gerçek İnsanlar şeklinde nitelendiriyorlar özünden kopmadan doğru yaşayarak on binlerce yıl var olduklarını iddia ediyorlar. Ben bilmem. Kitap da bir iğneleme var bununla ilgili, aborjinler söylüyor ancak kadın yazarımız da çuvaldızı kendimize mi batırsak deyip yazmış olabilir:
''İsa, Gerçek İnsanlar Kabilesi'ne gelmemiştir. İstese elbette gelirdi, biz gene(bu çevirmen kesin batılı:)) buradaydık, ama mesajı bizler için değildi. Bize gerekli değildi çünkü bizler nasıl yaşamamız gerektiğini unutmamıştık.'' Sayf.153
Kitapta kendimizi sorgulayabileceğimiz ilginç bakış açıları var. Ha bir de, kendimce naçiz benzerliği dikkatinize sunarım; aşağıdaki kitaplarda da (belki de nicesinde) yürüyüşler var; insanlar, mekanlar, zamanlar farklı ama arayışlar hep aynı. Belki on sene sonra tekrar okuduğumuzda daha farklı şeyler öğretecekler, kim bilir...
Bence okuyun.
Bir de okurken aklıma gelmedi değil, Şems bu aborjinlerle karşılaşsaydı nasıl bi muhabbet dönerdi acaba :)))
Sürükleyici, gizemli en önemlisi de tahmin edilemez oluşu, beğendim. Tek seferde okunabilecek kitap. Polisiye roman.
(Not: Fazlaca vahşi cinayetler vardır. )
Demek ki Paula Coelho da olsa yorumlarına bakmadan kitap almamak gerekiyormuş. Hayal kırıklığı ile dolu 200 sayfa... Sözde aşk biraz da tanrısal figürlerin(bize göre değil) geçtiği... Yani Tavuk Suyuna Çorba kitabında yurdum insanın yolladığı hikayeler bile daha etkileyici, anlamlıydı.
Özetle; sürükleyici değil, aşk hiç değil. Biraz Meryem Ana etrafında dönen sıkıcı bir romandı.
Emeğe saygı duyuyorum ancak tavsiye etmiyorum.
Puan: 2