Osmanlıların daha 1352'de, Sultan Orhan zamanında Cenevizlilere ticarî ayrıcalıklar tanımış olması ilginçtir. İranlı tüccâr Bursa'ya getirdikleri ipeği, burada, Batı'dan gelen mallarla, özellikle de ince Floransa yünlüleriyle takas ediyorlardı. 14. yüzyıl bir İran kaynağında (Risala-yi Falakiyya) Floransa'nın skirlat denilen kırmızı ince yünlülerinden söz edilmektedir. Bertrandon de la Brocquière'in 1432'de tanık olduğu gibi, Türk tüccâr da sık sık Ceneviz Pera'sını ziyaret etmekteydiler. Ham ipek üzerine bu canlı ticaret, Osmanlı hazinesine büyük gelir sağlıyordu. En yüksek düzeye ulaştığı 1487-1513 arası dönemde, Bursa'da ham ipek üzerinden alınan vergilerin toplamı altı milyon akça ya da 130.000 dukaya varıyordu.
Sayfa 304 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
CEMİL MERİÇ HOCA'YLA KONUŞMA¹ SORU: “Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim” diyorsunuz. Okuyucularımıza sizi bu cümlenizle takdim etmek isterdik, muvafık buluyor musunuz? CEVAP: Şeref telakki ederim. Yalnız hemen ekleyeyim, bu bir iddia değil bir temenni. Bölünen bir tarihi birleştirmek münzevi bir yazarın harcı mı? Bu, bir neslin, daha doğrusu nesillerin işi. “Yaşayan bir toplum, kökü mazide olan ati- ((Dipnot) “Cemil Meriç’le Sohbet” başlığı ile 13-14 Mart 1979 tarihli Son Havadis gazetesinde yayımlanan bir röportaj. Röportajın, Şeref Oğuz imzalı “Takdim” yazısı şöyle: “Son yıllarda kültür ve sanat dünyamızda en geniş alâka gören muharrir kimdir diye sorulsa, Cemil Meriç cevabını vermek herhalde en doğrusu olur. Düşünce alanımızda alelaceleciliğin, durgunluğun hâkim olduğu bir sırada, en fazla muhtaç olunan, gerçek aydın olarak zuhur eden üstad, cemiyetimizin içinde bulunduğu derin, çok yönlü ve karanlık buhranı halis tefekkür projektörüne tâbi tutuyor. Bilhassa son kitapları, millet olarak şikâyetlerimizin temel sebeplerine ve çarelerine dair en sıhhatli, en samimi objektif tespitler ihtiva etmekte, deneme türünün Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en ileri örneğini vermektedir. Son Havadis, günümüzün can alıcı bahisleri üzerinde değerli görüşlerini almak üzere Cemil Meriç’i evinde ziyaret etti. Aşağıda suallerimizi ve muhterem hocamızın verdiği cevapları bulacaksınız”.) Sayfa: 535 dir”. Medeniyetlerin anahtarı: Birikim. Tekâmül de inkılâp da kemiyetten keyfiyete geçiştir. İnsanı insan, milleti millet yapan: Hafıza. Biz hafızamızı kaybettik. Düşünce, bütünü kucaklamak, dünü yarına bağlamak. Olanı bilmeden olacağı fethedebilir miyiz? Sıhhatli toplumlar kendileri kalarak değişenlerdir. İçtimaî uzviyet iki zıt kanuna uyarak
Sayfa 535 - İletişim yayınları 9.baskı·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nasıl Konuştuğun Senin Asıl Kimliğindir ..
Kur'an'da konuşma ahlakıyla ilgili 8 şey tavsiye edilir: - Kavl-i hasen: "İnsanlarla güzel konuşun..." (2/83) - Kavl-i adll: "Konuştuğunuzda adil konuşun..." (6/152) - Kavl-i sedid: "Sağlam-doğru konuşun..." (33/70) - Kavl-i leyyin: "Onunla (Firavun'la) yumuşak konuşun..." (20/44) - Kavl-i kerim: "Onlarla (anne-babayla) gönül alıcı şekilde konuşun..." (17/23) - Kavli ma'ruf: "Onlar çirkin ve yalan söz söylüyorlar. (Siz böyle yapmayın...)" (58/2) - Kavl-i meysur: "Hiç değilse rahatlatıcı (kolaylaştırıcı) bir söz söyle..." (17/28) - Kavl-i tayyib: "Güzel söz, kökleri sağlam ve dalları göğe uzanan bir ağaca benzer..." (14/24)
Sayfa 51·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Ipuwer Papirüsü
Ipuwer Papirüsü¹ (IP) ya da Ipuwer’in Nasihati olarak bilinen papirüs yazısı Kadim Mısır’daki açlık, kuraklık, ölüm ve şiddetli bir kaos ortamını ağıt diliyle anlatan tartışmalı bir metindir. Bazılarına göre bu papirüs kutsal metinlerin Çıkış anlatısındaki musibetlerden bahsetmektedir.Papirüs metninin başlangıç ve sonuç kısımları korunamadığı için Mısırbilimcileri metni tarihlendirmekte, içeriğini yorumlamakta ve anlattığı olaylar hakkında nihai bir kanaate ulaşmakta güçlük çekmişlerdir.Papirüste belirli bir dönemde Kadim Mısır’da meydana gelen şiddetli doğal afetler anlatılmaktadır. Büyük ölçüde Tevrat’teki Çıkış dönemi musibetlerini hatırlatan bu afetler arasında oldukça ilginç bir şekilde Mısır halkının ilk doğanlarının öldüğü de kaydedilmiştir. Ipuwer Papirüsü’nde kaydedilmiş felaketler ile Çıkış sırasında yaşanan musibetler şu şekilde ilişkilendirilebilir: 1. Musibetler bütün ülkeyi kuşattı. Her yer kan oldu (IP 2:5). İşte, nehir kana döndü; herkes susuzluk çekmekte (IP 2:10). Nehrin bütün suları kana dönüştü (Çık. 7:20). Mısırlılar içecek su bulmak için nehir kıyısını kazmaya koyuldular; çünkü nehrin suyunu içemiyorlardı (Çık. 7:24). 2. Ağaçlar yerlere devrildi, dalları koptu (IP 4:14). ... ve dolu bütün ağaçları yıktı (Çık. 9:25). 3. Her yerin tahıl ürünleri kaybolup gitti (IP 3:10). ... keten ve arpa mahvolmuştu (Çık. 9:31). 4. Kuşlar ne bir meyve ne bitki bulabildi (IP 6:1). ... (çekirgeler) toprağın her otunu ve doluların bıraktığı ağaçların bütün meyvelerini yediler (Çık. 10:15). 5. Ülkenin her yanında inleme sesleri ağıtlara karıştı (IP 3:13). ... ve Mısır’da büyük bir feryat koptu (Çık. 12:30). 6. İşte, ölüler nehre gömüldü; nehir mezar, mezar nehir oldu (IP 2:6), her yer kardeşini toprağa veren insanlarla doldu (IP 2:13). Mısırlılar ilk doğanlarının
¹“Papyrus Leiden 344" olarak adlandırılan papirüs, İsveç diplomat Giovanni Anastasi tarafından ele geçirilmiş ve 1828 yılında Hollanda, Leiden Müzesi'ne satılmıştır. Papirüs metninin ilk kez tam tercümesi 1909 yılında İngiliz Mısır-bilimci Alan ·Kitabı okudu
Din
TEVHİDİN ÖNEMİ… (Tevhid nedir)
İlim ve amel yönünden en çok değer verilmesi gerekenler sırasının başında Yüce Allah'ı ibadette birleme emridir. Bu, Kur'ân'ın en büyük davasıdır, ilk Rasüllerin yegane görevidir: "Kasem olsun ki biz her ümmete "Allah'a ibadet edin ve tağuttan sakının" davetini yapmaları için Rasül gönderdik." (Nahl, 36) "Senden önce gönderdiğimiz tüm Rasüllere "benden başka ilah yoktur, öyleyse sadece bana ibadet edin" diye vahyettik." (Enbiya, 25) Kur'ân'in tamamı bu sözden bahseden, bu söze davet eden ve dünya ve ahirette kurtuluşu bu söze bağlayan bir bildiridir. Bu söz, yani kelime-i tevhid, Adem (aleyhisselâm)'dan Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e dek tüm semavi risaletlerin özüdür. Her Rasûl kavmine şunu derdi: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, Ondan başka ilahınız yoktur." (Araf, 59) Rahman'ın kullarının özelliklerinden birisi de şudur: "Onlar ki Allah'ın yanı sıra bir başka ilaha ibadet etmezler." (Furkan, 68) Yeryüzünde otoriterlik vadedilen müminlerin vasıflarından birisi de şudur: "Bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar." (Nur, 55) Hatta Allah peygamberlerin babası ve haniflerin önderine şirki bir kenara atması ve müşriklerden beri olması yönünde hitapta bulunmuştur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Bir zamanlar Kabe'nin yerini İbrahim'e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada (kıyama) duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için evimi tertemiz et." (Hac, 26) Musa'ya da şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilah yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl." (Taha, 14) Râsullerin sonuncusuna da şöyle buyurmuştur: "Andolsun ki, sana da, senden öncekilere de şu vahyedildi: "Yemin ederim ki, eğer şirk koşarsan bütün çalışmaların boşa gider ve mutlaka kendine
Sayfa 10·Kitabı okudu
Asla! Hayır! onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur. Hayır! Gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek yoksun tutulmuşlardır. Sonra onlar, kuşkusuz cehenneme yollanacaklardır. Sonra onlara: 'İşte sizin yalanladığınız (şey) budur' denir." (Mutaffifîn, 14-17) Vallahi... Vallâhi... Vallâhi... Cennette Rahmân ve Rahîm'i görmekten daha memnun edici, daha güzel, daha büyük bir nimet yoktur... Vallâhi... Vallâhi... Vallâhi... Ateşte Allah'ın kerîm olan vechini görmekten mahrum kalmaktan daha şiddetli ve daha büyük bir azap yoktur...
Din