İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtüvesselâm şöyle dua buyurdular: “Allahım, ümmetime, günün ilk vakitlerinde yaptıkları işi bereketlendir.”
Sayfa 256·Kitabı okuyor
Din
Önsöz-İlmihal
Sözlükte; "davranış bilgisi" anlamına gelen ilm-i hål terimi dini literatürde; "inanç, ibadet, muamelåt (günlük yaşayış), ahlâk konuları, yer yer ulu'l-azim peygamberler, ayrıca Peygamber Efendimiz'in hayatına dair özlü bilgileri içeren el kitabı" diye tanımlanabilir. İlmihaller, kişinin Rabbine, kendine, ailesine ve içinde yaşadığı toplum ve çevreye karşı sorumluluk ve yükümlülüklerinden kısaca günlük yaşamında bilmesi gerekenlerden bahseden kitaplardır. İlmihal geleneği onuncu yüzyıldan itibaren oluşmaya başlamıştır. Peygamber Efendimizin; "İlim öğrenmek her müslümana farzdır" (İbn Máce, Mukaddime, 17; Ibn-i Abdi'l-Berr, Camiu'l-Beyan, 1/8-9; Taberâni, Mucemü'l. Kebir, 10439.) mealindeki hadis-i şerifinde zikredilen ilim kelimesi, "ilm-i hål" olarak yorumlanmış ve bunun kapsamına iman, namaz, oruç, helâl ve haram gibi temel bilgilerin girdiği belirtilmiştir. Fıkıh kitapları, dini konuları ayrıntılı biçimde ele alıp görüş ayrılıklarına yer verir, her görüşün delillerini zikreder ve karşıt delillere cevap verir. Fetva verilen görüşü anlatmaktan ziyade fıkıh ilminin esaslarına göre meseleyi incelemeyi, rivayetler arsında tercihler yapmayı hedefler. Bu yüzden fıkıh kitapları, daha çok âlimlere veya bilenlere hitap etmektedir. Bu durum halkın, temel konularda özlü bilgiler ihtiva eden, dili sade, anlatımı basit, hatta ezberlenmesi mümkün eserlere ihtiyaç duymasına sebep olmuştur. Osmanlı döneminde ilk ilmihaller bu sebeple yazılmaya başlamıştır. Yine bu sebeple Müslümanların her an müracaat edebilecekleri, önemli ve ihtiyaç duyulan bilgileri içerdiği için herkesin eli altında mutlaka bulundurmaları gereken kitaplar olmuştur ilmihaller. İlmihal, dinî metinlerin özeti halinde tercih edilen ve fetva verilen görüşleri kısaca anlatan ve günlük yaşama uyarlanmasını
Kitap Alıntısı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
farklı bir hadis senedi
عَنْ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ قَالَ: لَمَّا تُوُفِّيَ الْقَاسِمُ ابْنُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَتْ خَدِيجَةُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ دَرَّتْ لُبَيْنَةُ الْقَاسِمِ، فَلَوْ كَانَ اللَّهُ أَبْقَاهُ حَتَّى يَسْتَكْمِلَ رَضَاعَهُ. فَقَالَتْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "إِنَّ تَمَامَ رَضَاعِهِ فِي الْجَنَّةِ". قَالَتْ: لَوْ أَعْلَمُ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَهُوِّنَ عَلَيَّ أَمْرُهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "إِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللَّهَ تَعَالَى فَأَسْمَعَكِ صَوْتَهُ". قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، بَلْ أُصَدِّقُ اللَّهَ وَرَسُولَهُ. (Sünen-i İbn Mâce, Hadis No: 1512 / 1579) Hüseyin bin Ali'den (r.a.) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah'ın (s.a.v.) oğlu Kasım vefat ettiğinde (annesi) Hatice: "Ey Allah'ın Resûlü! Kasım'ın (onu emzireceğim) sütü göğsüme geldi. Keşke Allah süt emme dönemini tamamlayıncaya kadar onu yaşatsaydı!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.): "Şüphesiz ki onun süt emmesinin tamamlanması cennettedir" buyurdu. Hatice: "Ey Allah'ın Resûlü! Bunu (kesin olarak) bilseydim, onun acısı bana hafiflerdi" deyince, Resûlullah (s.a.v.): "Eğer istersen Allah Teâlâ'ya dua edeyim de sana onun sesini işittireyim" buyurdu. Bunun üzerine Hatice: "Ey Allah'ın Resûlü! Hayır, (buna gerek yok), ben Allah'ı ve Resûlü'nü tasdik ederim" dedi.
Sayfa 125·Kitabı okuyor
Din
Fedâle ibni Ubeyd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah Teâla, güzel sesle Kur'an'ı açıktan okuyan kimseyi dinlemeye, şarkıcı cariyesini dinleyen bir efendiden daha çok rağbet (alaka) gösterir.”
Sayfa 91·Kitabı okuyor
Din
İnsanların yüzde doksan dokuzu gaflettedir
Eğer bir kişi: Mademki biz kendimiz fiili işleyen değiliz, o halde o amelden, o işten doğan sevabı biz nasıl umut ederiz? Hiç kuşku yoktur ki, bize verilen sevap, şu işlediğimiz işlerden ötürüdür. Bu da kendi irade ve isteğimizle, kendi seçmemizle olmuştur! dese ona şu karşılığı veririz: — Gerçekten sen Hak Teâlâ’nın kudretinin yolusun. Sen hiç bir şey değilsin. Nitekim Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Sen o işi işlemedin, belki Allahü Teâlâ işledi.” (Enfal Sûresi: 17) Lâkin Cenab-ı Hak hareketi, ilimden, kudretten ve iradeden sonra yarattı, ama sen öyle sanırsın ki, senden dolayı doğan hareketi sen yarattın! Bunun sırrı çok incedir. Sen bunu idrâk edemezsin, anlayamazsın.Ama şimdiki halde sen kendini anlayışın yolunda müsamaha edilmiş tut. Şöyle farzet ki, amel senin kudretin ve ilminle mümkün değildir. Amelin anahtarı bu üçüdür. Üçü de Hak Teâlâ’nın armağanı, hediyesidir. Diyelim ki, sapasağlam bir hazine olsa, onun içinde birçok nîmet bulunsa, sen o zenginliği elde etmekten âciz olsan, o hâzineyi açmaya anahtarın olmasa, ama hazinedar sana onun anahtarını verse, oradan elini uzatıp ne dilersen alsan, bu ihsana mâlik olmayı haznedara mı yorarsın, yoksa elini uzatıp aldığına mı? Şunu bilirsin ki, anahtar vermenin yanında el uzatmanın o kadar kadri ve kıymeti yoktur. Belki kudret, sana anahtarı verendedir. Çünkü nîmet senin eline o anahtarla geçmiştir. Demek ki, senin kudretine sebep olan şeyler de ki bunlar amellerin vekilidir. Hak Teâlâ’nın vergisi, hediyesidir. Şaşılacak şey, Hak Teâlâ’nın fazlındadır. Çünkü sana tâat, ibâdet hâzinesinin anahtarını vermiştir. O kilidi açma yolunu bütün fâsıklara yasakladı. Ve günahkârlık anahtarını onlara verdi. İbâdet hâzinesinin kapısını onların üzerine bağladı. Onlardan bir cinayet ortaya konulmakla değil, kendi adaleti bunu böyle
Din
Bir hadis...
‘‘İnsanların cimriliğe boyun eğdiğini, kötü arzularına uyduğunu, herkesin kendi görüşüyle övünüp durduğunu gördüğünde sana düşen, bir kenara çekilip başının çaresine bakmandır.” _____________________ Ebu Davud, Melahim, 17; Tirmizi, Tefsiru Sûre (6); İbnu Mace, Filen, 20.
Sayfa 321 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu