Biz Mustafa'yla aşırı derecede samimiydik... İzinden dönünce, "komutanım," dedim, "bana öç alma niteliğinde bir şey yapabilir misiniz?" Ondan sonra ilk yakaladığımız kişiyi, fazla bir bilgi vermediği için, artı 18 şehidin stresi olduğu için, seçilen üç dört kişi birlikte kurşuna dizdik. İnsan rahatlamıyor. Pişman dahi oldum. "Kelime-i şahadet getirirse, mermi atmayacağım" demiştim. Herkes mermi atmaya başladığı zaman ben de attım. Çok yakındı, dört beş metre, kelime-i şahadet getirseydi, duyardım. Televizyonun çekmesi için ölüleri bir araya taşırız. Zaten yirmi tane ölü vardı, yirmi birinci ölü yere yığıldı. Onu da yirmi birinci ölü yapmış olduk..
Siz tam 18 sene, ezanın Türkçe mi, Arapçamı okunacağına dair münakaşa ederken, Amerika uranyum bombasını 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’nin kuzeyindeki Urakami bölgesine atıverdi. Halbuki, Urakami’de Katolik katedrali vardı. Rahibi, cemaatiyle 8 bin 500 Hristiyan duman oldu. Modern dünyada Tanrı galiba biraz küçüldü ve kim bilir nereye kayboldu.
Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki, O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve arşın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
Tekvir ﴾18-21﴿
18)KötüAhlak(Huluku's-seyyi')
Başka bir nüshada ta'n diye geçer ki her ikisi aynı anlamdadır. Burada insanın gönlü daralır, ahlakı kötüleşir. Sevdiği bazı insanlar onu eleştirmeye başlar ve şöyle derler: "Bütün insanlara karşı ahlakının kötüleştiğini görmekteyiz." Bu eleştiriler üzerine halini gizleyip insanların kınamalarından uzak kalmak üzere huylarını gizlemek zorunda kalır. Bu gizleme insanı nifak, yani ikiyüzlülüğe ulaştırır.
"Bir kez yenilgiye uğrayıp kendine bunu atlatacağını söylediysen ama öncekinden farksız hareket ediyorsan şunu bil ki sonunda hastalanacak ve zayıf düşeceksin. Ve bunların ardından hatalarının farkına dahi varmayıp yaptıkların için bahaneler üretmeye başlayacaksın."
Epiktetos, Makaleler, 2.18.31