Afrikalı kölelerin Atlantik üzerinden taşınması esas olarak 14. yüzyılın sonlarında ve 15. yüzyılda başladı. Bu dönemde öncelikle Portekizliler ve İspanyollar, sonraları ise Alman, İngiliz ve Fransızlar Yeni Dünya'da koloniler kurdular. 17. yüzyılın ortalarında Afrika'nın batı sahilinde kırktan fazla köle hisarı kuruldu. İç bölgelerde köleleştirilmiş olan Afrikalılar buraya getirilip Yeni Dünya'ya götürülmeyi bekliyordu (Bu süreç özellikle 18. yüzyılda hızlanacaktı, Bkz. sayfa 127) 1650 ve 1850 yılları arasında 11.5 milyon Afrikalı Yeni Dünya'ya taşındı.
Maya Kitap
Kölelik
Osmanlı hayatında tüketim kısıtlıydı;örneğin ayna lüks eşyalardan sayılırdı ve ünlü bilgin ve gezgin Andreas David Mordtmann 1850'lerde Ankara'ya geldiğinde ve zengin bir konakta kaldığında,kaç zamandan beri nihayet bakabileceği bir boy aynası bulduğunu söylüyor.
Sayfa 160·Kitabı okuyor
Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Erken 20.yüzyıl halkbilimcisi Abdülaziz Bey’e (1850-1918) göre külhanbeyleri, ya yetim ya da evden kaçan veya kovulan çocuklardı. Hamamcılar kışları bu çocukların külhana geçmelerine izin veriyor, karşılığında da çocuklar hamamlarda çalışıyorlardı. Bazıları her türlü ufak tefek, vasıf gerektirmeyen işleri alarak ve bazen de hırsızlık ve yankesicilik yaparak hayatlarını kazanıyordu. Diğerleri de gün içinde hamamlarda çalışırken geceleri de “döşek yoldaşı” olarak yeniçerilere fahişelik yapıyordu…Yoksul, savrulmuş ve savunmasız bu oğlan çocukları, karşılığında bir ödeme ve koruma alacaklarını umuyorlardı.
Sayfa 76
Alıntı
Mordtmann da İstanbul'da en fazla dikkatini çeken şeyin, genellikle kahvehanede oturan insanların kendilerini yoğun bakışlarla izlemesi olduğunu vurgular. Mordtmann şaşkınlığını da "bu bakışı her yerde göremezsiniz" şeklinde yazıya döker (Mordtmann, 1925, s. 5).
Sayfa 55·Kitabı okudu
Bakınız; The stone breakers
Taş kırıcılar 1850 yılında Paris Salonu'nda sergilendiğinde sıra dışı konusu itibariyle büyük ses getirdi. Bu önemli eser ne yazık ki 2. Dünya Savaşı'nda... gerçekleşen bombardıman sonucu beraberindeki çok sayıda eserle birlikte yok oldu.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Alıntı
Prensipler yoktur; yalnızca olaylar vardır. İyi ve kötü yoktur, yalnızca şartlar vardır. Üstün insan onlara rehberlik etmek için olayları ve şartları benimser. Eğer prensipler ve sabit yasalar olsaydı, ülkeler onları bizim gömlek değiştirdiğimiz gibi değiştirmezlerdi ve bir insanın bütün bir ulustan daha akıllı olması beklenemez. Honore de Balzac, 1799-1850
Altın Kitaplar·Kitabı okuyor
Alıntı