Bu inceleme 19 yıl önce yazıldı.
1/10
·304 syf.··
2025 58. kitabı
DENİZLER KARIŞINCA Şenol Dicleli Yakamoz Yayınevi; İstanbul, 2005, 295 sayfa, Türkçe. (28.07.2006)(1) Dün akşam başladım bu Siyah Deniz ile Beyaz Deniz' i birbirine karıştıran tarihi kurgu romanı okumaya. Notum az oldu, fakat 1 puanı öylesine vermedim. Tam 43 sayfa okuduktan sonra büyük bir şaşkınlık yaşadım: Bu bir roman mıydı? Bırakın bu kadar baştan savma ve bozuk cümlelerle dolu bir romanı okumayı,,, kompozisyon bile okumamıştım. Yazarımız Şenol Dicleli daha doğrusu Dr.Şenol Dicleli umuyorum ve diliyorum ki kendi mesleğinde -hiperbarik tıp doktoru imiş kendisi- iyidir ve hastalarına bakarken işinin gereğini yapıyordur. Ama bir kitapsever olarak kendisinden ricam olacak: Yazı olarak sadece hastalarına reçete yaz Şenol Hocam! '' YAZI ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRMEKTEDİR.'' yazmışlar doktorumuzu tanıtırken...Net' ten konuyla ilgili neler bulabilirim diye araştırdım ve aşağıda tırnak içine aldığım bilgiyi buldum: '' Şeker hastalarına oksijen tedavisi gaz zehirlenmelerinden şeker hastalığının yol açtığı yaraların iyileştirilmesine, radyoterapinin veya damar tıkanıklıklarının sebep olduğu yaralardan kemik iltihaplarına kadar pek çok alanda kullanılan Hiperbarik Oksijen Tedavisi, hastaya dış ortamdan izole bir basınç odası veya kabini içerisinde, deniz seviyesindeki atmosferik basınçtan 2-3 kat daha fazla bir basınç altında, yüzde 100 oksijen solutulması ile vücudun doğal iyileşme sürecinin hızlanmasına neden olan bir yöntem. Gençleşmek için de kullanılabilir HBO, cildin gençleşmesi ve yenilenmesi, saçların yeniden çıkması gibi estetik amaçlı tedavilerde de kullanılıyor ancak ülkemizde bu anlamda bir kullanım henüz uygulanmış değil, çünkü zaten ciddi hastalıklar için bile basınç odası kapasitesi çok az. Özel Derya Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi`nden Dr. Şenol Dicleli,
Denizler KarışıncaŞenol Dicleli · Yakamoz Yayınları · 20055 okunma
Puan vermedi·276 syf.··
2025 437. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 14:36
türkçü karakter üzerinden, türkçü karakter gözüyle yazılmış bir istiklal harbi romanı.. çoğumuzun Eylül adlı kitabıyla kendisini tanıdığımız, kendisiyle tanıştığımız servet-i fünun döneminin önemli temsilcilerinden olan Mehmet Rauf kitaplarını okuyanların bileceği üzere genelde kitaplarında aşkın farklı türlerine, kadın-erkek arası ilişkilere, kadın-erkek arasındaki ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarına yer vermiş, yaşadığı dönemin toplumunun sorunlu yanlarını kitaplarına taşımamıştır.. mehmet raufun eserlerine hakim olan yukarıda sayılanlara kendisinin son iki romanında pek rastlanmaz, rastlansa da roman bu yukarıda sayılanlar üzerine oturtularak oluşturulmaz.. bu iki roman; Define ve Halas adlı romanlardır.. 1926 yılında vücudunun sağ tarafına felç inen mehmet rauf; sağ kolunu, sağ ayağını ve kısmi olarak dilini dilediğince hareket ettirmekten mahrum kalır.. doktorların kendisine evinde istirahat ederek dinlenmesini tavsiye ettikleri mehmet rauf halas adlı romanını -zaman zaman eşine dikte ettirerek- şubat 1927den nisan 1928e kadar 14 aylık dinlenme süresi içerisinde tamamlar.. mehmet raufu tedavi eden doktorlar kendisini değil sağ kolunu kullanarak yazı yazmak, düşünmekten bile kesinlikle men etmişlerdi. ancak mehmet rauf, doktorların kendisine yönelik bu önerilerini dikkate almamış ve halas adlı romanı kah kendisi yazmış kah eşine dikte ettirmiştir.. mehmet raufun doktorların kendisinin hastalığına yönelik önerilerini dinlememe nedeni halas adlı romanın girişinde söylediği/yazdığı bir cümlenin bir bölümünde kendisini belli eder; 'en hakiki ve en sade manasıyla bir mucize
Türk Tarihi
HalasMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020973 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·535 syf.··
2025 330. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 21:18
Mustafa Kemal'in geçerken uğradığı cephe(!), çanakkale .. okumuş olduğum kitap mehmet niyazinin (yazarın adı mehmet değil, mehmed, farkındayım.. el alışkanlığı sebepli kendisinden yazım boyunca yeri geldiğinde mehmet niyazi şeklinde bahsedeceğim..) yedi yıllık bir çalışma, okuma, sonrası yazdığı bir çanakkale romanı.. kendisi bu romanın ortaya çıkış sürecini şöyle dile getirir; 'aslında benim tarihi olayları yazmak gibi bir niyetim yoktu. 70li yıllarda bir program için almanyaya gitmiştim. yaşlı bir prof. yanıma geldi. 'genç, bu çanakkale savaşını bir daha yapabilir misiniz?' dedi. ben tabi çok şaşırdım, ama 'yapabiliriz.' dedim. almanyaya gittiğim zaman bana hep 'çanakkaleyi anlat.' diyorlardı. ben de onların çanakkale hakkında ne yazdıklarını merak edip kütüphanelerine gittim. almanya kütüphanelerinde çanakkaleyle ilgili 700 küsur kitap buldum. sonra beyazıt devlet kütüphanesine geldim. orada ise çanakkale hakkında o zamanlar sadece 23 kitap vardı. biraz araştırdım, okudum. bir gün beyazıt kütüphanesinde araştırma yaparken, Osman Selim Kocahanoğlu diye biri geldi kütüphaneye. bana orada ne işim olduğunu sordu. 'çanakkale hakkında bir kitap yazmak istiyorum, ama altından kalkabilir miyim bilemiyorum.' dedim. 'çanakkalede ne var, gavurlar bize hücum etti, askerlerimizi görüp çekip gittiler.' dedi. bunu söyleyen de üniversite mezunu biri. 'sen bunu söylüyorsan, bunu yazmak üzerime farz oldu. dedim ve yazmaya başladım. çanakkaleyi ciddiye almıyorlardı. çünkü orada ne olduğunu bilmiyorlardı.' şimdi de bu düşünceden hareketle yazılmış romanın içeriğine bakalım biraz.. Mehmed Niyazi nin yazdığı Çanakkale Mahşeri adlı kitap çanakkale savaşının başladığı ilk zamandan (kasım 1914) itilaf devletlerinin çekildiği zaman (ocak 1916) aralığını kapsayan bir roman.. bu da haliyle
Mustafa Kemal Atatürk
Çanakkale MahşeriMehmed Niyazi · Ötüken Yayınevi · 20082,082 okunma
Geleceğe Dair Bir Rüya...
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2025 18:38
Detaylar: konumuzkitap.com/2025/07/geriye-... 19. yüzyılda yaşarken bir anda 21. yüzyılda uyanmak ister miydiniz? İşte sizi derin düşüncelere sürükleyecek bir roman önereceğiz. Okuduğumuz modern klasikler dizilerinin arasından en etkilendiğimiz kitaplardan birisi olan Geriye Bakış, 2000'den 1887'ye yolculuğa çıkartıyor. Romanın başkahramanı Julian West, 1887 yılında Boston'da yaşayan ve uykusuzluk problemi çeken bir aristokrattır. Hipnozla uyutulduktan sonra 113 yıl sonra, yani 2000 yılında Doktor Leete'nin evinde uyanır. Gözlerini açtığında bambaşka bir dünyayla karşılaşır: Özel mülkiyetin, sınıf ayrımlarının ve kapitalist sistemin ortadan kalktığı; refahın, eşitliğin ve dayanışmanın hüküm sürdüğü bir toplum... Doktor Leete ve Julian West'in sohbetleriyle ilerleyen romanda ters köşeler de mevcut. Özellikle de son 50 sayfası... Spoiler olmasın. Ama dili o kadar sürükleyici ki... Şimdiden bilgilendirmememizi yapalım, eğer bu tür siyasi sosyal içerikleri barındıran ütopik eserler okumayı sevmiyorsanız Geriye Bakış'ı okurken sıkılabilirsiniz. Eğer bu tür sosyolojik konulara ilgiliyseniz Geriye Bakış romanı size bambaşka bakış açıları sunabilir. Roman: Geriye Bakış 2000’den 1887’ye Yazar: Edward Bellamy
Edebiyat
Geriye Bakış 2000’den 1887’yeEdward Bellamy · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020597 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2025 127. kitabı
Fransa'da arzularının esiri asil bir kadın. Sürgünle gelen itibar kaybı, ruhsal iniş-çıkışlar ve neticesinde şahit olduğumuz bir çöküş. Beşeri arzularına yaşama sebebi olarak bakan bu kadının gücünü ve güzelliğini kaybedişiyle başlayan farkındalık. Fakat bu farkındalık bir uyanışın aksine bir biri ardına uzanan yanlışlar zincirinin sağlam bir halkasıdır. Hayattan koparabileceği her şeyi elde etmiş bu kadının yaşamından tek alacağı kalmıştır artık o da ölüm... Tüm planlar ve hesaplarının aksine bir ölüm... Bolca ruhsal betimleme ve bunalım yansımaları neticesinde altı çizili onlarca cümle olarak tekrar kitaplığına yerleştirdiğim bir kitap, Bir Çöküşün Öyküsü 19.07.18
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,8bin okunma
10/10
·308 syf.··
2025 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 02:21
Uzun zamandır kitap okuma heyecanımı kaybetmiştim. Hayat meşgalelerine dalıp dinginliğin, huzurun, sevginin, dertleşmenin şu satır aralarından geçtiği gerçeğini neredeyse unutuyordum. ‘Okumak’.. Tarif edilemeyen ne söylenirse söylensin hep daha fazlası söylenebilecek muazzam güzellikte bir kelime.. İncelememe başlamadan önce okumak kelimesinin güzelliğine bu denli yakışacak bir eser bırakan kıymetli değerlerimizden biri olan Sayın Hüseyin Nihâl Atsız’a canı gönülden teşekkür ediyorum. Ruh Adam.. Romanın biraz önce son sayfalarını kapadım. Hele son bölümlerine doğru bağrıma basasım geldi.. Gerçek miydi, düzmece miydi, olağan üstü hayal gücümüydü bilmiyorum ama galiba okucularına hediye ettiği bütün anı yaşatarak gözümün önünde canlandıran bir eser. Karşında tiyatro oynuyor sanki sen izliyorsun. Yada sahne de sende varsın. Şimdidiki diziler de çok daha izlensin dikkat çeksin diye gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır diye bir tabir varya.. Eğer bir hakkım varsa böyle, bu hakkımı bu eser için kullanmak isterim. ‘Gerçek hayatta yaşanmıştır.’ Altını çizmiş olduğum bazı sözleri de bu bize kalan mirasdan bu güzel eserden esinlenerek yazmaya çabaladığım naçizane incelememe ekleyeceğim. Bura da çünkü kalıyor. Daha önceleri neler söylemişim bu kitap hakkında diye geriye dönüp okumak galiba tarif edemeyeceğim güzel bir duygu olacaktır. Okumak.. “ İnsanların beynini safsatalarla doldurmak bence yanlış bir harekettir...” “Yaşlı insanlar hayatın kötülüklerini göre göre kötüleşiyorlar; gönül saf­lığını, insan duygusunun bütün iyi taraflarını kaybediyorlardı.” “Susmanın bazen çok güzel sözlerden bile üstün olduğunu..” “Meçhuller bize daima heyecan verir. ” “İnsan her hakikati dosdoğru söyleyemez ki... ” “ Kötülükleri gördükçe hayatta faziletli olarak kalınamayacağını kabul
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201933,9bin okunma