Türk Büyüklerine Saygı, Eylül 1972
16 büst arasında Atatürk'ün büstü de var ve galiba sahibine en çok benzeyen de bu. Atatürk'ün büstü bize, İstanbul Üniversitesi Merkez Binası'nın bahçesindeki Atatürk heykelini hatırlattı. Görenlerin bildiği gibi heykel erkek ve kız iki üniversiteli öğrencinin ortasında Atatürk'ü göstermektedir. İşin garibi öğrencilerin atlet kılığında, Atatürk'ün ise entarili olarak tasvir edilmiş olmasıdır. Her şeyden önce bir asker olan Atatürk'ü gecelik denecek çirkin bir kılıkla, eski Asurî ve İran hükümdar röliyeflerindeki şekillere benzeyen biçimde canlandırmak hem Türk Milleti'ne, hem de onun hâtırasına saygısızlıktır. Bunu bir zamanın Talebe Derneği İdare Heyeti'nin yaptırdığı söyleniyor. Üniversite öğrencisi deyince akla atlet veya atlet kılıklı gençler gelmez. Atatürk deyince de ya kumandan, ya da sivil elbiseli devlet adamı gelir. Hakikat bu iken atletli, entarili heykelleri oraya dikmekteki sebep nedir? En hafifi: Düşüncesizlik. Rektörlüğün dikkatini çekerim: O çirkin heykeli indirsin.
Sayfa 105 - 106·Kitabı okuyor
ABD ile olan hayati önemdeki ittifak Geroge S. Harris’in kitabının konusudur: Troubled AlUance: Turkish-Amerİcan Problems in Historical Perspectİve / Huzursuz İttifak: Tarihsel Açıdan Türk-Amerikan Sorunları (Was- hinğton: American Enterprise Institute, 1972). Ortadoğu
Reklam
Bu eser, hasret derecesini termometrelere ifade ettirmekten aciz olduğum bir ruh çilesi içinde 1960-1961 hapsimde yazılmaya başlandı; ve ondan sonra, haşîn hayatın zalim çarkları arasında tekrar gaflet tüneline giren ruhumun kasvet ikliminde 11 yıl uyuyup 1972 Ramazan ayında ve ötesinde, belki daha yakıcı bir çile dürtüşüyle tamamlandı.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Edebiyat
Benim Nefsim
Ruhuma bir kefen bezi yeter de, Yetmez aç nefsime sırma ve ipek. Çare yok, yüzünden düştüğüm derde; Yesem de "toprakla karışık kepek…” Güneşle bir tutsam girmez hizaya; Dar bulur, sığmam der, dipsiz fezaya. Kuyruk sallar, sonra hırlar ezâya; Benim nefsim, benim nefsim ne köpek!.. (1972) (İnsan)
Sayfa 70·Kitabı okuyor
Roma Kulübü'nün 1972 raporunun yazarlarından biri olan Dennis Meadows'un da ifade ettiği gibi, "piyasanın 'görünmez eller' tarafından yönlendirildiğine inanıyorsanız, teknolojinin fiziksel kıtlıkla alakalı tüm sorunu çözebilecek sihirli bir yeteneği olduğuna inanıyorsanız ya da ilahi bir varlığın yeryüzüne inerek hepimizi aptallıklarımızdan kurtaracağını hayal ediyorsanız, fiziksel sınırlara karşı da tamamen kayıtsız kalırsınız.”
Sayfa 140·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Sağlam bir model: World3
World3 modeli yaşı kırktan fazla olan eski bir modeldir. Bu model, dünya çapında 12 milyondan fazla satan ve daha çok “Roma Kulübü Raporu" diye bilinen Büyümenin Sınırları isimli kitapta tanımlanmıştır. Ancak bu raporun ana mesajı bunca zaman hem aynı fikirde olduğunu düşünenler tarafından hem de hemfikir olmak istemeyenlerce çok az anlaşılmıştır. Rapor şunu söylüyordu: Dünyamızın fiziksel sınırları olduğunu varsayarsak (bu temel hipotezdir), termo-endüstriyel uyarlığımızın genel çöküşünün 21. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşmesi çok muhtemeldir. 1960'ların sonunda Roma Kulübü MIT'deki (Massachusetts Institute of Technology, ABD) araştırmacılardan “dünya” sisteminin uzun vadeli evrimini incelemelerini istemişti. Bu araştırmacıların arasında sistem dinamikleri alanında profesör Jay Forrester ile Dennis ve Donella Meadows'un da aralarında bulunduğu öğrencileri vardı. O zamanlar bilgisayar bilimlerinin ilk günleriydi ve araştırmacılar da dünyanın ana küresel parametreleri arasındaki etkileşimleri tanımlayacak sistemik bir bilgisayar modeli (World3) tasarlamaya karar verdiler. Ana parametrelerden en önemli altısı nüfus, endüstriyel üretim, hizmet üretimi, gıda üretimi, kirlilik seviyeleri ve yenilenemeyen kaynaklardı. Daha sonra bunları bir bilgisayara yüklediler. Hedef, dünyanın gerçek verilerini modele dahil etmek ve Enter tuşuna basarak bu dünya sisteminin 150 yıl içindeki davranışlarını simüle etmekti. Elde edilen ilk sonuç “standart çalışma” diye adlandırılmış ve “business as usual” senaryosu gibi kabul edilmişti; bu sonuç sistemimizin son derece istikrarsız olduğunu gözler önüne sermiş ve 21. yüzyılda genel bir çöküş olacağını göstermişti 2015 ile 2025 yılları arasında ekonomi ve tarımsal üretim çökmeye başlayacak, yüzyılın sonuna varmadan da bütünüyle çökecekti,
Sayfa 105·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Reklam
Reklam