The GodFather
9/10
·544 syf.·
2026 24. kitabı
KİTAP HAKKINDA Baba, İtalyan kökenli Amerikalı yazar Mario Puzo tarafından yazılan romandır. İlk kez 1969 yılında yayımlanmıştır. Mafya edebiyatının en bilenen eserlerinden biridir. 1972 yılında “The Godfather” adıyla sinemaya uyarlanmış ve sinema tarihinin en büyük klasiklerinden biri haline gelmiştir. KİTABIN KONUSU Kitapta, İtalyan kökenli bir mafya ailesi olan Corleone’lerin yükselişleri, iç çatışmaları ve Amerikan toplumuna etkileri anlatılmıştır. Hikayenin merkezinde aile reisi Vito Corleone bulunmaktadır. Zamanla onun yerini ailenin en küçük oğlu Michael alacaktır. Michael, aile işleriyle hiç ilgilenmek istememektedir. Ancak yaşanan beklenmedik olaylar Corleone ailesini yıkımın eşiğine getirir ve Michael’ın sorumluluk alması gerekir. KİTAP YORUMUM Ben kitabı okumadan önce filmini izlediğim için konuya vakıf biriyim. Kitapla filmi arasında bazı farklar var. Tabii ki kitabın daha derin ve detaylı bir anlatımı var. Filminden farklı olarak, kitapta her karakter ayrı ayrı işlenmiş. Bu da onları tanımamızı, karakter gelişimlerine tanıklık etmemizi sağlıyor. Kitabı oldukça keyifle okuduğumu belirtmek isterim. Akıcı ve sürükleyici bir anlatımı var. Edebi olarakta başarılı buldum. Özellikle suç-polisiye romanlarını sevenlere tavsiye ederim. Baba Mario Puzo
Edebiyat
BabaMario Puzo · E Yayınları · 20253,043 okunma
6/10
·296 syf.··
2026 15. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:23
Fas’ın Cedîde şehrinde 1944 yılında doğan Taha Abdurrahman, Muhammed el-Hâmis Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldıktan sonra Oxford ve Sorbonne üniversitelerinde başta dil felsefesi ve mantık olmak üzere çeşitli alanlarda öğrenimini sürdürmüştür.1972 yılında “Ontoloji Sorunsalının Dilsel Yapısı” teziyle doktorasını tamamlamış; 1985 yılında “Doğal ve Argümantatif İstidlalin Mantığı” isimli teziyle de ikinci kez doktor unvanını almıştır. 2005 yılında emekliye ayrılan yazarımız birçok ülke ve üniversitede dil felsefesi ile mantık dersleri vermiştir. İncelemekte olduğumuz kitabımızın asıl adı el-Amelu’d-Dinî ve Tecdîdü’l-Akl olup Mehmet Emin Güleçyüz tarafından Türkçeye tercüme edilen eser Pınar Yayınlarınca İstanbul’da 2020 yılında 296 sayfa olarak yayınlanmıştır. Eserde; Soyut Akıl (el-‘aklu’l-mucerred), Rehberlik Edilmiş Akıl (el-‘aklu’l-musedded) ve Desteklenmiş Akıl (el-‘aklu’l-mueyyed) olmak üzere üç farklı akıl türü detaylıca ele alınmış. 1. Soyut Akıl (el-'Aklu'l-Mücerred) : Soyut aklı, metinde "sahibini herhangi bir şeye bir yönden bilgili kılan eylem" veya "nazar" olarak tanımlayan Taha Abdurrahman aklın özellikle bir eylem niteliği taşıdığını vurgulamaktadır. Ona göre Yunan düşüncesindeki gibi akıl insanı bilgi edinmeye hazırlayan bir öz, zat olarak tanımlanması birçok problemi de beraberinde getirir. Zira aklın bu şekilde tanımlanması, onu nesneleştirdiği gibi, insanı da eylem ve tecrübe boyutundan koparmaktadır. Abdurrahman’a göre Mucerred akıl ( soyut akıl) özel ve genel olmak üzere bazı sınırlılıklara sahiptir. Özel sınırlılıklar; soyut akıl dilin sınırlarına, zanniliğe ve mecburi teşbihe (Tanrı'yı maddileştirme tuzağına) mahkûmdur. Genel sınırlılıklar; soyut aklın, mantığın sınırlarına takıldığını, delillendirmelerde kesinlik ve tamlığın bulunmadığı ,
Dini Amel ve Aklın YenilenmesiTaha Abdurrahman · Pınar Yayınları · 202027 okunma
Reklam
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 20:34
Türk toplumunda pekçok kadın yazarın yazmaya cesaret edemeyeceği ölçüde cesur ayrıntılar içeren, erkek bakış açısından anlatılan, ortak teması yabancılaşma olan üç melankolik öyküden oluşan bir kitap. 1. “Türkan Hanımın Ölümü”: Eşsiz kişiliği ve keyifli sofraları ile ün salmış Türkan Hanımı eşlerinden, genç sevgilisinden, çocuklarından ve arkadaşlarından dinliyoruz. Parçalı anlatım sayesinde bir insanın farklı bakış açılarında nasıl farklı şekillerde görünebildiğini görüyoruz. 2. “Temmuz, Ağustos, Eylül”: Dul kalmış orta yaşlardaki Edibe Hanım ile genç bir oyuncu olan Turhan’ın hikayesi. Tutku, yalnızlık ve zamanın insan üzerindeki ağırlığı bu öyküde incelikle işleniyor. 3. “Kış Yolculuğu”: Eski bir siyasi mahkumun eşi, çocukları ve metresi ile kurduğu yaşamından uzaklaşıp çocukluğunun geçtiği yere yolculuğuyla ilerleyen bir varoluş hikayesi. Tabut yapmayı reddeden marangoz babasının aksine; cenazelere çelenk yapmaktan para kazanan bir oğul oluşunun farkındalığı ile yaşadığı içsel tezatlığa ve daha birçok şeye dikkat çeken bir hikaye. Selçuk Baran, hukuk mezunu bir kadın yazar ve çevirmen. Almanya’da yüksek lisansa başlamış ama yazma aşkı yüzünden yarım bırakıp Türkiye’ye geri dönmüş. Ancak sonrasında yazdıklarını beğenmeyip 30 yıllık yazma serüvenini kendi isteğiyle noktalamış (Kafka’nın reenkarnasyonla vücut bulmuş hali olabilir misin acaba?). Aslında ben Selçuk Baran’ın kaleminde Sait Faik Abasıyanık’ın olaydan ziyade duruma yoğunlaşan, içe dönük ve insan ruhunun kırılganlıklarını yakalayan üslubunu hatırladım. Zaten 1978 yılında “Sait Faik Hikaye Armağanı” ödülünü kazanmış. Ayrıca 1972 TDK Öykü Ödülü, 1979 Milliyet Roman Yarışmasında mansiyon ödülü de almış. Bir santçıyla gerçekleştirdiği aldatma sonucu boşanma ile gerçekleşen otuz yıllık bir evlilik hayatı.
Kış YolculuğuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020591 okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
67 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 14:29
Berna Moran’ın ilk kez 1972 yılında yayımlanan "Edebiyat Kuramları ve Eleştiri" adlı eseri, Türkiye’de edebi eleştirinin ve kuramsal arka planın akademik bir temele oturmasını sağlayan gerçek bir klasiktir. Karmaşık Batı teorilerini inanılmaz derecede duru, anlaşılır ve organize bir dille aktarması, bu kitabı edebiyat öğrencileri ve araştırmacıları için hâlâ bir numaralı başvuru kaynağı. Berna Moran, yüzyıllar boyunca ortaya atılmış düzinelerce edebi kuramı ve eleştiri yöntemini akıl karışıklığına yer vermeyecek bir formülle sınıflandırır. Sanat olayını meydana getiren dört ana unsuru (Dış Dünya, Sanatçı, Eser, Okur) merkeze alır ve kuramları bu unsurlara olan yakınlıklarına göre ayırır: I. Kısım: Dış Dünyaya Dönük Kuramlar (Yansıtma) Moran, Batı düşüncesinin temeli olan mimesis (taklit/yansıtma) kavramıyla başlar. Platon'un dışlayıcı tavrı: Platon'a göre bu dünya zaten ideaların bir kopyasıdır, sanatçı ise kopyanın kopyasını yaparak bizi hakikatten uzaklaştırır. Aristoteles'in yapıcı tavrı: Aristoteles ise sanatın olanı değil, "olabilir olanı" (tümeli/özü) yansıttığını söyleyerek sanata itibarını iade eder. Modern Dönem: Bölüm, Marksist estetik ve Toplumcu Gerçekçilik akımlarıyla son bulur. Sanatın toplumsal sınıfları ve tarihi gerçekliği yansıtma gücü irdelenir. II. Kısım: Sanatçıya Dönük Kuramlar (Anlatımcılık) 1 yüzyıl Romantizmi ile birlikte ayna yerini "lambaya" bırakır. Sanatçı artık dış dünyayı yansıtan pasif bir varlık değil, içindeki ışığı (duyguyu) dışarı saçan bir yaratıcıdır. Moran burada sadece Romantikleri değil, yazarın bilinçaltını deşen Psikanalitik Eleştiri yöntemini de derinlemesine inceler. III. Kısım: Esere Dönük Kuramlar (Biçimcilik ve Metin Merkezli Eleştiri) Berna Moran’ın kendi eleştiri pratiğinde de en çok ağırlık verdiği ve değer bulduğu
Edebiyat Kuramları ve EleştiriBerna Moran · İletişim Yayınevi · 20211,157 okunma
Puan vermedi·171 syf.·
2024 5. kitabı
Füruzan’ın 1971’de yayımlanan ilk kitabı. Aynı zamanda 1972 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanmış bir eser. İçerisinde çocukların ve kadınların gözünden anlatılan 12 farklı öykü var. Bu öykülerde özellikle “Parasız Yatılı” yılları, yazarın kendi hayat hikâyesinden izler taşıyor. Bu yüzden anlatılan duygular daha gerçek, daha dokunaklı hissediliyor. Kitabı okurken her satırda yoksulluk, çaresizlik ve hayatın sert yüzü insanın içine işliyor. Ben bu kitabı iki-üç yıl önce okumuştum ve hâlâ etkisinden çıkamadığım kitaplardan biri. Özellikle son öykü olan “Haraç”, boğazımı düğüm düğüm etmişti. Kitabı kapattığımda içimde ağır bir his kalmıştı. Evet, ağır bir kitap. Kasvetli, üzücü ve insanın içine çöken bir tarafı var. Ama tam da bu yüzden okunması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü böyle kitaplar, fark etmediğimiz hayatları görmemizi, empati kurmamızı ve kendi hayatımıza başka bir yerden bakarak ne kadar fazla şükretmemiz gereken şey olduğunu hatırlatmamızı sağlıyor. Mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm kitaplardan biri.
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
9/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 01:05
Suat Derviş : 1905 -1972, İstanbul Eser yayın yılı: 1968 Suat Derviş, Türk edebiyatının en dikkat çekici kadın yazarlarından biridir. Osmanlı’nın son döneminde iyi eğitimli bir ailede büyümüş , avrupa’da bulunmuştur. Özellikle: güçlü kadın karakterleri, yalnızlık,aşk,toplumsal eşitsizlik,yoksulluk, şehir hayatının karanlık yüzü üzerine yazmıştır. Romanlarında: psikolojik derinlik, duygusal yoğunluk, toplumsal eleştiri çok güçlüdür. Bazı eserlerinde erken dönem modernist ve hatta gotik/hüzünlü bir atmosfer hissedilir. İstanbul’u sisli, yalnız ve melankolik bir şehir gibi anlatmasıyla dikkat çeker.
Ankara MahpusuSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021707 okunma
Reklam
Reklam