10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 20:56
Hüseyin Rahmi Gürpınar ile ilk olarak Efsuncu Baba adlı eseri sayesinde tanıştım. O kitabı okuduktan sonra yazarın kalemini çok sevdim. Hatta yazarla ilgili ilk inceleme yazımı da Efsuncu Baba üzerine yazmıştım. Yazarın anlatımını beğenince ikinci kitabı olarak Gulyabani 'yi okumaya karar verdim. Kitaba geçmeden önce, eserin ortaya çıkış hikâyesinden bahsetmek istiyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar, adını vermeyen sıkı bir okuyucusundan bir mektup alır. Bu mektupta okuyucu, yazardan cinli, perili, gulyabanili ve benzeri doğaüstü varlıkların yer aldığı bir roman yazmasını ister. Yazar da bu isteğe kayıtsız kalmaz ve Gulyabani adlı eserini kaleme alır. Romanın başkahramanı Muhsine'dir. Muhsine, bir akrabası tarafından çalışmak üzere büyük bir köşke yerleştirilir. Roman boyunca da köşkte başından geçen ilginç ve gizemli olayları anlatır. Köşkte yaşanan tuhaf olaylar, geceleri duyulan sesler ve etrafta dolaştığı söylenen gulyabani, hem Muhsine'yi hem de beni sürekli merak içinde bıraktı. Sayfaları çevirdikçe olayların nasıl sonuçlanacağını öğrenmek istedim. Kitapta cin, peri ve gulyabani gibi varlıklardan sıkça söz edilse de yazarın asıl amacı bunların insanların korkularından ve batıl inançlarından kaynaklandığını göstermektir. Hatta bu varlıklara mani söyletmesi, esere hem mizahi hem de farklı bir hava katmıştır. Romanın sonunda yaşanan olayların perde arkası ortaya çıkarken yazar da okuyucuya akılcı düşünmenin önemini hatırlatır. Eserin dili oldukça akıcıdır. Halkın günlük konuşma diline yakın bir anlatım kullanıldığı için kitabı okurken hiç zorlanmadım. Aksine, kendimi olayların içinde hissettim. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın en beğendiğim yönlerinden biri de budur. Dönemin insanlarını, özellikle kadınların yaşamını, günlük konuşmalarını, halkın inançlarını ve sosyal yapısını anlatırken aynı
İnceleme
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:06
Sevgi Soysal’dan okuduğum ilk kitap.. Gazete yazıları.. 1976 yılında Politika’da çıkan yazıları.. TRT’den sol görüşü nedeniyle atıldıktan sonra evlilikle birlikte yürüttüğü gazete yazarlığında çok başarılı buldum onu. Dili akıcı ve üslubu sürükleyici.. Konular 1976’nın siyasi hayatı ..
BakmakSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 2012111 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·280 syf.··
2026 2. kitabı
Forrest Carter (Asa Earl Carter) tarafından kaleme alınan ve 1976 yılında yayımlanan Küçük Ağaç’ın Eğitimi (The Education of Little Tree), otobiyografik tarzda yazılmış, doğa bilgeliğini ve saf insanlığı göklere çıkaran son derece naif bir büyüme hikayesidir. Roman, 1930'ların Büyük Buhran Amerika'sında, beş yaşındayken öksüz kalan yarı Çeroki yerlisi Küçük Ağaç’ın, Tennessee dağlarında yaşayan büyükanne ve büyükbabasının yanında, modern dünyanın hırslarından uzak bir Kızılderili kültürüyle büyüme sürecini konu alır. Eserin felsefi temelini, Çeroki yerlilerinin doğayla tam bir uyum içinde yaşamayı ve ondan yalnızca ihtiyacı olanı almayı öğütleyen "Yol" inancı oluşturur. Küçük Ağaç'ın dedesinden aldığı bu bilgece eğitim; beyaz adamın bürokratik, önyargılı ve sevgisiz kurumları tarafından zorla bir yetimhaneye kapatılmasıyla kesintiye uğrar. Kitap, bu yönüyle resmi eğitim sistemini, modern toplumun ikiyüzlülüğünü ve yerli kimliğini yok etmeye çalışan dini bağnazlığı bir çocuğun gözünden sert bir dille eleştirir. Kitabın arkasındaki en büyük çelişki, sevgi ve hoşgörü dolu bu metni yazan yazarın, gerçek hayatta geçmişi karanlık bir Ku Klux Klan (KKK) üyesi olduğunun sonradan ortaya çıkmasıdır. Ancak yazarın bu tezat geçmişine rağmen, kitaptaki dilin saflığı, samimiyeti ve doğaya duyulan derin saygı eseri yazarından bağımsız zamansız bir klasiğe dönüştürmüştür. Özetle Küçük Ağaç'ın Eğitimi, modern dünyanın koşturmacasından yorulan ruhlar için adeta bir dağ esintisi, sadeliğin ve köklere bağlılığın iç ısıtan ve burkan bilgece anlatısıdır.
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,6bin okunma
9/10
·222 syf.··
1996 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 1996 00:00
Benim 1990'larda okuduğum bir kitap. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını anlatan bir kitap. Yakalanmaları ve mahkeme sırasında olanlar anlatılıyor. Ayrıca kitapta yazarın şiirleri de var. Kitabın son bölümünde ise mahkeme ve bunun hukuki geçerliliği hakkında bazı insanların yazıları var. Kitap aslında Vatan gazetesinde yazı dizisi olarak yazılmış 1976 yılında ve sonra kitap haline getirilmiş. 22 yıl yasaklı olarak kalmış kitap. Tekrar izin verilince birçok baskı yapmış. Kitapta yazanlar idam kararının haksız ve ağır olduğunu söylüyor. Suçluydular ama cezası idam olmamalı idi deniyor. Bugün bile bazı insanlar, banka soymak nasıl idam ile cezalandırılır veya kimseyi öldürmemişler neden idam edildiler der. Halbuki idama gerekçe bunlar değildi. İdam kararı gerekçesi anayasayı zorla değiştirmek yani rejim değiştirmek idi. Kitapta bunun bir avuç genç ile yapılamayacak bir suç olduğu ve kararın ağır olduğu yönünde. 68 hareketlerinden etkilenmiş Türk solu ve bu gençler acaba komünizmi veya 68 hareketini ne kadar anlamışlardı? Orası da muamma bence. 68 hareketi ne kadar sol bir hareket gibi görünse de mesela Stalin ve Sovyetlere karşı bir hareketti de aynı zamanda.
Darağacında Üç FidanNihat Behram · Everest Yayınları · 201913,2bin okunma
8/10
·312 syf.··
2026 30. kitabı
Örümcek Kadının Öpücüğü, Manuel Puig’in 1976 yılında yayımlanan; siyasi, psikolojik ve queer edebiyatın en kült eserlerinden biri olarak görülen kitabı. Öyle ki eser, 1985’te sinemaya uyarlandıktan yıllar sonra yeniden 2025 te filme çekilmiş ve ayrıca Broadway’e kadar uzanan ünlü bir müzikale de dönüşmüş. Kitapta, Arjantin’de bir hapishanede aynı koğuşu paylaşan iki karakteri okuyoruz: Eşcinsel Molina ve siyasi suçlu genç Valentín’i. Hikâye tamamen diyaloglardan oluşuyor ama bu diyaloglar o kadar doğal, samimi ve sahici ki bir noktadan sonra kendinizi o hücrede onlarla birlikte yaşıyor gibi hissediyorsunuz. Molina’nın özellikle geceleri Valentín’e anlattığı eski filmler kitabın en sevdiğim kısmıydı. Betimlemeler öylesine güçlüydü ki sanki izlediği filmler gözümün önünde sahne sahne canlandı. Hatta bir yerden sonra ben de o filmlerin sonunu merak eder oldum. Birbirine tamamen zıt iki insanın zamanla kurduğu o bağ ve dostluk çok etkileyiciydi.Başlangıçta birbirlerini anlamayan, hatta yer yer birbirlerinden rahatsız olan bu iki karakterin; yavaş yavaş birbirine yaklaşmasını okumak,O küçük konuşmalar, birlikte geçirilen geceler ve anlatılan filmler arasında garip bir dostluk oluştu.Bence kitabın duygusal gücü de çok fazlaydı. Kitabın atmosferi inanılmaz derecede içine çekiciydi. Elimden bırakmak istemedim ve uzun süre etkisinden çıkamadım. Ancak son 50-60 sayfa benim için biraz daha zorlayıcıydı. Açık konuşmak gerekirse eşcinsel ilişki dinamiklerini okumak beni rahatsız eden bir durum olduğu için o bölümlerde kitaptan biraz uzaklaştım. Buna rağmen karakter derinliği, psikolojik altyapısı ve anlatım biçimiyle beni gerçekten etkileyen, uzun süre aklımda kalacak bir kitap oldu.
Örümcek Kadının ÖpücüğüManuel Puig · Can Yayınları · 2025299 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 5. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 16:22
Yarın Yarın, Pınar Kür’ün 1976 yılında yayımlanan ilk kitabı. 12 Mart dönemini anlatan kitap yayımlandığı dönem toplatılır ve yasaklı kitaplar listesinde yer alır. Kitap, 12 Mart Türkiye’sinin siyasi atmosferini anlatmakta ve döneme dair ayrıntılara yer vermektedir. Burjuva bir aileden gelen Selim, Paris’ten İstanbul’a döner ve çeşitli sol eylemlerin içinde yer alır. Yıllar sonra tesadüfen bir yemekte karşılaştıkları Seyda ve zengin kocası Oktay’ın teklifi üzerine onların evlerinde kalmaya başlayan Selim’in eylemlerinden ise Seyda ve Oktay haberdar değildir. Evliliği yolunda gitmeyen Seyda ile Selim arasındaki yakınlaşma ise Selim’in devrimci eylemlerinin gölgesinde başlar. Oktay ise çeşitli zor yollardan geçerek ünlü bir şarkıcı olan Aysel’in peşindedir. Kitap dönemin siyasi gündemine vurgu yapsa da yine de kitapta bazı konular havada kalmış ve bir okuyucu olarak hikayeyi tam olarak zihninde oturtmakta zorlanıyorsun. Anlatılan olaylar her daim karmaşık olan ülke gündemine uygun olsa da etkisi çok fazla olduğu söylenemez. Özellikle işçi hayatlarına dair ayrıntılar yüzeysel ve geçiştirilmiş gibi. Bu anlamda benim için çok sürükleyici ve etkileyici bir kitap değildi.
Yarın YarınPınar Kür · Can Yayınları · 2017626 okunma