Çelişkili bir durumla karşılaşan bir bireyin dikkati, uzun vadeye değil, o anki koşullara odaklanır. Sosyal psikoloji, buna "bilişsel uyumsuzluk" [cognitive dissonance] -anlam çerçeve lerinin çatışması- diyor. (Gregory Bateson, Lionel Festinger ve benim tarafımdan bilişsel uyumsuzluk üzerine çeşitli çalış-malar yapılmıştır.)20 Rose'un iyi bir iş çıkardığına dair kanıt görmek istemesi ve Park Avenue'deki şirket bu tür bir kanıt sunmadığı halde bunda ısrar etmesi, bilişsel uyumsuzluğa kla-sik bir örnektir. Bu tür çelişkilerle karşılaşan insanda "dikkat odaklanması" [focal attention] yaşanır; yani kişi belirli bir so-runun o anda dikkatin odağında olması gerektiğine inanır.
Kişi, sorunu çözmek için her şeyi yapmayı göze aldığından, uzun vadeli düşünceler askıya alınır. Ancak dikkat odaklan-ması sürer. Bu durumdayken, insan hiçbir şey yapmasa bile, bir şey yapmak gerektiği düşüncesiyle, o an içine sıkıştığı du-rumu tekrar tekrar gözden geçirir. Dikkat odaklanması, tavşa-nın gözlerinin tilkinin pençelerine donup kalmasında olduğu gibi, bütün gelişmiş memelilerde bulunan travmatik bir reak-siyondur