(sf. 7) Bazı gidişler, binlerce dönüşten daha gürültülüdür.
(sf. 14) Bir çocuk büyüyordu; yüreğinde memleket sevdası, elinde kalem, dilinde dua.
(sf. 18) Anadolu'nun her bir köşesi, Fırat için öpülesi bir ana eli gibi kutsaldı.
(sf. 22) Okumak, sadece bilgi değil; bir namus borcuydu vatana.
(sf. 29) Kurt kayası sert olur derlerdi; Fırat'ın iradesi o kayadan daha çetindi.
(sf. 35) Ege, rüzgarı sert, insanı mert bir yerdir derdi büyükleri.
(sf. 41) Zulme rıza göstermek, zulmün kendisinden daha ağırdı onun için.
(sf. 47) Gözlerinde bir ışık vardı; bazen hüzünlü, çoğu zaman ise kararlı.
(sf. 52) O, fakülte koridorlarında yürürken sanki bir kale muhafızı gibi vakurdu."
(sf. 58) Ülkücü olmak; çileyi bal eylemek, zoru kolaya tercih etmemektir.
(sf. 63) Kavga için değil, kavgayı bitirmek ve adaleti getirmek için oradaydı.
(sf. 69) Fırat, adıyla müsemma; bazen durgun, bazen bentleri yıkan bir nehir.
(sf. 74) Yalnız yürümek zordur ama hak yolda yalnızlık bile izzettir.
(sf. 81) Dostuna güven, düşmanına korku veren bir selamı vardı.
(sf. 85) Kitapları silahından, fikri bileğinden daha güçlüydü.
(sf. 92) Bayrak inmesin diye toprağa düşenleri düşündükçe uykuları kaçardı.
(sf. 98) Korkakların bin bir bahanesi olur, yiğidin ise tek bir doğrusu.
(sf. 105) "LEge Üniversitesi onun için sadece bir okul değil, bir kale, bir mevziydi.
(sf. 112) Anasının duaları zırhı, babasının öğütleri yoluydu.
(sf. 118) Vatan sevgisi imandandır; bu imanı sarsmaya kimsenin gücü yetmezdi.
(sf. 125) Zaman daralıyor, fırtına yaklaşıyordu; o ise dimdik bekliyordu.
(sf. 132) Bir davanın neferi olmak, canını o davanın uğruna sermaye yapmaktır.
(sf. 139) Kurtulmak değil, kurtarmak için yola çıkmıştı.
(sf. 144) Kalleşin pususu varsa, yiğidin de Allah'ı vardır.
(sf. 151) O gün kampüs, bir tarihin kanla yazılışına