Mevlâna, Kuran'da göklerin ve yerin yüklenmekten çekinip, sonunda insarın yüklendiği ilahî "emanetin"246 onun akıl ve irade sahibi, sorumlu bir varlık olmasında yattığını, "Biz hakikaten insanı şereflendirdik." ilahî hitabının da verilen bu emanete binaen söylendiğini belirtir: "Sen değerinle ve düşüncenle iki âleme bedelsin. Ama ne yapayım ki kendi değerini bilmiyorsun. Kendini ucuza satma, çünkü değerin yüksektir.""Benim müşterim Hudấ'dır. O beni yukarı çeker. Çünkü Yüce Allah: "Ben, sizi, vaktinizi, nefsinizi, mallarınızı satın aldım" buyurarak sana müşteri olduğunu belirtmektedir."
Daha önce Erbakan'ın başbakanlığına yanaşmayan Çiller, Yüce Divan korkusu ile taviz vermek durumunda kaldı. Böylece Necmettin Erbakan, "73 yıllık Cumhuriyet'in ilk İslâmcı Başbakanı" olarak tarihteki yerini aldı. 19 Haziran 1995'te Örtülü Ödenek skandalıyla ilgili önergenin RP'lilerin desteğiyle, 246'ya karşı 259 oyla reddedilmesi, onların da verili siyasetin kurallarına çabucak uyum gösterebildikleri şeklinde yorumlanmış, temiz siyaset isteyenlerde bir başka hayal kırıklığı yaratmıştı.
Hammer'in hatıratının el yazmaları toplam 246 deftere baliğdir. Her yılın ortalaması da 3 deftere tekabül eder, ancak iki İstanbul ikametinin toplamı 14 defter olması gerekirken 16 defter + 6 varak, yani 390 varaktır. Bu istatistikî bilgiye göre Hammer'in İstanbul yıllarının üzerinde diğer yıllara göre ortalamanın üzerinde durduğu söylenebilir. Hammer hatıratına doğu el yazma geleneğine uygun olarak Arap harfleri ile Besmele yazarak başlamış ve metni "elham-dülillah Temme Bi-inâyetillah" ile bitirmiştir. Bu rumuzları yalnızca hatıratının başında veya sonunda değil, farklı yerlerde de kullanmıştır. Buraya konu olan ilk İstanbul seyahatinin başında besmele yazmasa da sonunu "Temme-Elhamdülillahi Teala..." ile bitirmiştir. İkinci İstanbul ikâmeti hatıralarına ise Besmele ile başlayıp "Temme Elhamdüllahi Rabbi'l Alemin" ile bitirmiştir. İstanbul anılarında genellikle Hammer'in sosyal yaşantısı ve çevresinden bahsedilir. Siyasi meselelerden uzak durur...
Sayfa 39 - Kronik Kitap, 1.Baskı, Eylül 2023·Kitabı okudu
Bahnsen, kişiyi kötümser yapan şeyin hazzın noksanlığı veya acının varlığı bile olmadığını, fakat hedeflerin hüsrana uğraması, normların ihlali ve idealleri başaramamanın hayal kırıklığı olduğunu ifade eder (61, 105, 246, 317-8). Bahnsen için değerli bir varoluşa sahip olmanın en büyük tehlikesi mutsuzluktan değil, en önemli ideallerimizi veya hedeflerimizi gerçekleştirmeyi imkânsız hale getiren talihsizlikten gelir (102, 105). Talihsizlik öylesine can sıkıcı olur ki, eski Stoacıların en sevdiği yöntem olan "içsel sığınağa" geri çekilerek onun etkilerinden kaçmak imkânsız hale gelir; o, sadece dış bedene veya fiziksel ihtiyaçlara değil, içsel ruhumuza, öz saygımıza ve bütünlüğümüze de saldırır (80, 88, 102).
“Birinin seni incitmesi, onları sevmekten vazgeçebileceğin anlamına gelmez. İnsanı en çok inciten şey davranışları değildir. Aşk bu. Eyleme bağlı aşk olmasaydı, acıya katlanmak biraz daha kolay olurdu (Hoover, 2016: 246).”