Seri katil Ted Bundy idam edilmeden hemen önce Stephen Michaud ve Hugh Aynesworth ile yaptığı birkaç görüşmede, doğrudan suçluluk duygusundan söz etmişti. "Geçmişte [her ne) yaptıysam, işte, unutulan ve yaşanan duygular, bunları hiç umursamıyorum. Geçmişe dokunabiliyor musunuz? Geçmişle başa çıkabiliyor musunuz? Bu gerçek değil. Bu bir hayal!" [s.284]. Bundy'nin "hayal"inde neredeyse yüz genç kadının öldürülmesi vardı. Bundy geçmişinden uzaklaşmakla kalmamış, genç kurbanlarının her birinin geleceğini de teker teker söndür. müştü. Hapishanede, "Suçluluk duygusu mu?” demişti. "Bu, insanları denetlemek için kullandığımız düzenektir. Bir yanılsamadır. Bir tür toplumsal denetim düzeneğidir ve çok sağlıksızdır. Bedenlerimize korkunç şeyler yapar. Davranışımızı denetlemenin, suçluluk duygusunun bu sıra dışı kullanımından çok daha iyi yolları vardır..
Hasen [Radyallâhu Anh) şöyle anlatmıştır: Yûsuf (Aleyhisselâm)ın, babasının koynundan ayrılışıyla, tekrar buluştukları güne kadar geçen seksen senelik zaman zarfında Ya'kûb (Aleyhisselâm) ın gözlerinin yașı dinmemiştir. Oysa o gün Allâh nezdinde Ya'kûb (Aleyhísselâm)dan daha değerli bir kul yeryüzünde bulunmuyordu."
(et-Taberi,rakam:19739, 7/284)
284. Amr b. Şuayb'ın, babası vasıtasıyla dedesinden naklettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kadın, kocasının malından sadaka verdiğinde, sevabı hanıma, bir o kadar da kocasına olur. Onlardan hiçbiri diğerinin sevabını eksiltmez. Biri kazancından, diğeri de infak ettiğinden dolayı sevap kazanırlar."