8/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2023 32. kitabı
Duyduk duymadık demeyin!. Kavgaya gelin kavgaya! Oyy aman neler okudum ben? Daha önce birçok kez Sabahattin Ali ve Nihal Atsız kavgasını çok önemsedigimi belirtmiştim. Çünkü ben bu iki insanı anlayan herkesin bu ülkedeki sağ-sol çatışmasınn temelini anlayacağını düşünenlerdenim. Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan kitabı, ah o dostlukları bitiren, ortalığı karıştıran kitap. Ben kitabı yıllar önce okumuştum. Okumayan da kalmasın isterim. Işte Nihal Atsız bu kitabı çok dikkatli okuyup, değerlendirmiş. Sabahattin Ali'nin kitapta milliyetçileri üstü kapalı kötü gösterdiği gerekçesiyle eleştiren Atsız adeta açmış ağzını yummuş gözünü! Kitabın baş karakteri Ömer'in Sabahattin Ali'nin ta kendisi olduğunu söyleyip sonra da saydırmış. Ben de okuduğumda Ömer'in direkt Sabahattin Ali olduğuna kanaat getirmiştim. Sabahattin Ali ile gençlik yıllarından beri tanış olan Atsız, onun kişiliği hakkında bilgi verir ama bunu hakarete vardıracak şekilde ifade eder maalesef. Zaten bu yazısından sonra Sabahattin Ali ile mahkemelik olur ve tarihte bilinen 3 Mayıs 1944 olayları cereyan eder. Sabahattin Ali benim çok sevdiğim yazarlardandır, bunu her defasında ifade ediyorum Hele ki hiçbir insan evladının hak etmediği şekilde hayattan koparılması olayı hep bir yara olarak kalacak kesin! Lakin Nihal Atsız'ın Sabahattin Ali'nin kişiliği hakkında sarf ettiği hakaret içermeyen kısımlara katıldığımı söyleyebilirim ki yakın arkadaşı Mehmet Ali Cimcoz'un ve Aziz Nesin'in aynı yöndeki ifadeleri de mevcut. Geçen okuduğum Hıfzı Topuz'un yazdığı biyografide de yazıyordu. Zaten Sabahattin Ali'yi benim gibi yakından takip eden her okur da illaki bunu gözlemlemiştir. Eh tüm bunların yanında yine de hakaret edilmeseydi keşke demekten başka bir şey diyemiyorum. Yalnız hakaret, diyorum ama mahkeme bu
Düşünce
İçimizdeki Şeytan, En Sinsi Tehlike, Hesap Böyle VerilirHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayınevi · 2015615 okunma
Felsefe-Bilimkurgu şaheseri
10/10
·288 syf.··
2025 2. kitabı
Bilimkurguya azıcık bile ilgisi olan bir kişi, şu an okumakta olduğu her neyse bırakmalı ve Ted Chiang'ın "Hayatının Hikayesi" öyküsünü okumalı. Çok ciddiyim. Bu eser, bilimkurgu edebiyatını temsil eden en iyi kısa hikayelerden biri olabilir. Bu türün en kaliteli örneklerine baktığımızda, iki farklı yaklaşım görebiliyoruz. Birincisinde, bilim ön plana çıkıyor. Yazar, hayal ettiği bilimsel gelişmeyi günümüz bilimine dikkatli ve özenli bir şekilde bağlamaya gayret ediyor. Bu tür hikayelerde konu edilen bilim dalıyla ilgili detaylı açıklamalarla karşılaşmak ve yeni şeyler öğrenmek mümkün olabiliyor. İkinci yaklaşımda ise bilimsel gelişmeler bir arka plan görevi görür. Asıl mesele, bu gelişmelerin insan hayatına ve toplum yapısına etkileridir. İnsan psikolojisi, siyaset ve sosyoloji gibi alanlarla ilgili gözlemler, analizler ve spekülasyonlar ön plana çıkar. Bilimkurgunun en iyi eserleri, bu iki yaklaşımı ustalıkla birleştirmeyi başaranlardır. Okuyucuyu üst düzey hayal gücü gerektiren bir ortama taşırlar; burada sağlam bir bilimsel çerçeve içinde, insanla ilgili anlayışımızı artıran bir hikaye anlatırlar. "Hayatının Hikayesi" tam olarak bunu başarıyor. Oldukça gerçekçi işlenen bir anne-kız ilişkisine şahit olurken, dilbilim ile ilgili uç bir durumu inceliyoruz. Hikaye bununla da kalmıyor ve felsefi bir boyuta açılıyor. Uzaylıların zamanı algılayış şekilleri geleceği ve geçmişi aynı anda görmeyi içeriyor. Zamanı bu şekilde algıladıkları için dilleri de buna uygun biçimde evrilmiş ve insan dillerinden çok farklı bir yapıya sahip. Bu dili çözmeye çalışan bilim insanlarının zihinleri değişmeye başlıyor. Ana karakterimiz uzaylıların dilini anlamaya başladıkça, zamanı da farklı algılamaya ve geleceği görmeye başlıyor. Bu da özgür irade ve gelecek hakkındaki felsefi bir
GelişTed Chiang · Monokl Yayınları · 2017377 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf Bilmeceler “Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf Bilmeceler” Yazar Polat Onat'ın 2024 yılında Kent Kitap etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu bilmece türündeki eseridir. Beş bölümde tasniflenmiş yazılar, yüz yetmiş sayfa hacmindedir. Bin üç yüz kırk (1340) şair ve yazara birer esprili bilmece ile yer verilmiştir. Yazar, oğlu Said Fazıl ile beraber futbol maçı izlerken aralarında yaptıkları bir espri üzerine bu kitabı yazma fikrinin doğduğunu öğreniyoruz. Bölüm başlıkları şu şekildedir. "Ünlü Yabancı Şair ve Yazarlar", "Ünlü Yerli Şair ve Yazarlar", "Edebiyatımızın 'En'leri", "Günümüz Şairleri", "Günümüz Yazarları" Şeklindedir. Mizahi esprilerde, “Hafız-ı Şirazî, Feridüddin Attâr, Ömer Hayyam, Rimbaud, Neruda, Eliot, Jules Verne, Fyodor Dostoyevski, Gogol, Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet, Orhan Veli Kanık, Sezai Karakoç, Orhan Pamuk" gibi birçok şair ve yazar ile karşılaşıyoruz. Yazarın bu kitabı yazarken, kurgularken özellikle gençleri eğlendirmeyi ve verilen bilgi kırıntılarıyla gençleri eğitmeği de amaçladığını anlıyoruz. Yazar ve şair soy ismi veya isminin çağrıştırdığı, daha çok akla ilk gelen espriyle konu ele alınmaktadır. Bir cümlelik bu anlatımlarda şair ve yazarın nereli olduğu, en bilinen yapıtı gibi kısa bilgilerle de karşılaşıyoruz. Bazı örneklemelerle, anlatımı daha da netleştirelim. "Üç oktavlık sese sahip, pazıları gelişmiş Meksikalı şair: Octavio Paz", "Eliyle ot toplayan, TSE onaylı İngiliz Şair: T.S. Eliot", "Diyarbakır Hani kökenli İrlandalı Şair: Seamus Heaney", "Şiirlerinde Ahmed Arif'ten etkilenmiş Rus kadın Şair: Anna Ahmatova", "İlahi komedya yazarı, dantel sevdalısı, İtalyan Şair: Dante", "Bazen bir günün asra bedel olabileceğini savunan Kırgızistanlı yazar: Cengiz Aytmatov", "Adı
Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf BilmecelerPolat Onat · Kent Kitap · 20247 okunma
celal şengör: armstrong az bile anlatmış (!)
Puan vermedi·125 syf.··
2024 249. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2024 22:42
(bu uzun bir incelemedir. okuyana/okuyanlara şimdiden teşekkür ederim.. incelemeyi uzun diye okumaya üşenen varsa incelemeyi ses kaydına alıp da buraya ekleyebilirim. maksat inceleme konusunda daha fazla insan bilgi/fikir sahibi olsun..) 12 haziran 2024 tarihinde uygulamada Varsayalımismail • İTC adlı kullanıcının şu alıntısını gördüm; #243283138 alıntıda adı geçen Bozkurt adlı kitapta yazarın bahsettiği yalan yanlış düşünce ve iddialara karşı Mustafa Kemal Atatürk'ün dönemin akşam gazetesinde verdiği yanıtların bir araya getirilmiş hali olan Atatürk'ün Armstrong'a Cevabı adlı kitap geldi sonra aklıma.. Bozkurt adlı kitap genelde eleştirel gözle değil de Mustafa Kemal Atatürk'ü, onun ülkeye kazandırdıklarını ve türk milletini karalamak isteyenler tarafından belirli bir art niyetle okunuyor.. bunun üzerine yukarıda bahsettiğim alıntıda da dile getirildiği gibi bu kitap Mustafa Kemal Atatürk'ü seven, sayan, onun devrimlerine bağlı olan (söylem ve eylemleriyle bunu gösteren) Celâl Şengör tarafından da Atatürk okuması/okumaları yapmak isteyenlere tavsiye kitap olarak sunuluyor.. bu incelemeyi celal şengörün bu düşüncesinin ne derece sağlıksız ve tehlikeli olduğunu göstermek, armstrongu incelememi okuyanlara tanıtmak, onun yazdığı kitabıyla (bence) neleri amaçladığını göstermek, Mustafa Kemal Atatürk'ün armstrongun bu kitabına karşı söylediklerini, yaptıklarını göstermek, armstrongun kitabının başka hangi Atatürk'ü karalayan kitaplara öncülük ettiğini göstermek, armstrong üzerinden türkiye cumhuriyeti-ingiltere arasında geçen olaylara bakmak gibi düşüncelerden hareketle yazıyorum.. konuyu, olayı okuyucunun aklında netleştirmek için adım adım gidelim ve önce H. C. Armstrong un kim olduğuna kısaca bir göz
Atatürk'ün Armstrong'a CevabıH. C. Armstrong · Kaynak Yayınevi · 20001,881 okunma
Hiçlik ya da Her Şey
9/10
·86 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2024 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Tuğba Saydam kaleminden Hiçlik ya da Her Şey kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2024 yılı basımlı 88 sayfalık bir kitap. Hepimizin öyküleri var bu hayatta... Sabahları fazla huysuz oluyordu genç kadın. Her sabah kahve içerek güne başlardı. Popüler kültüre bağlı kaldığı tek alanın bu olduğunu düşünüyordu. Bazı zamanlarda kendisiyle kalabilmeyi çok özlüyordu. Evden çıktı. Dışarıda aynı bıkkın, mutsuz ve beklentisiz suratlar vardı. Hızlı hızlı işyeri binasına doğru yürümeye başladı. Dört yıldır aynı departmanda başını sallamış, maaşını almıştı. Bugün, nasıl çalışıyormuş gibi yapması gerektiğini kafasında yazdı, çizdi. Bunu yaparken de yalancı, iki yüzlü, sahtekâr bölüm şefi Naci beye zorda olsa selam vermeyi ihmal etmedi. Bu adamın tavırlarını hiç beğenmiyordu. Ofise geldiğinde Zilli Türkan ilk dedikoduları vermeye başlamıştı bile. Bu arada kendisinin çalışıyormuş gibi yapma halini de beğendi. Bu zilli Türkan bugün umarım başına dert olmazdı. Umarım... Öğle molası saati gelip çatmıştı. Deniz kenarına gitmeye karar verdi. Mola bittiğinde departmanına çıktı ve hiçbir şey yapmama işine devam etti. Akşam, yine hiçbir şey yapmama işini yarım bırakarak çıkış saatini bekledi. Eve ise geldiği gibi geri döndü. Tıpkı dört yıldır olduğu gibi... Eve geldiğinde mama kabında mama olduğunu fark etti. Mama vardı, kedi yoktu. Çığlık çığlığa ağlayıp bağırmaya başladı: - Gitme, Hector gitme... Evin girişinde bulunan derme çatma dolabın aynasına yansıyan bir cenini andıran kadın bedeni bir süre daha isyanlar ve yakarışlar arasında gidip geldi. Sonrasında üzerine kabanını geçirdi, ayaklarına da kapının önünde duran terlikleri giydi. Arkasından kapıyı çekti. Önce apartmanın içini, apartman boşluklarını aradı. Evin önündeki boş ve biçimsiz araziye
Edebiyat
Hiçlik ya da Her ŞeyTuğba Saydam · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024349 okunma
Kapanışta açılırım.
Puan vermedi·690 syf.··
2024 88. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2024 17:56
30.05.2024 Çok sevdiğim bir şarkıda diyor ki: Bir gün gelir yol ayrılır, yaprak düşer dal ayrılır. Dünya döner, kul ayrılır; bunu çözmek kolay değil.... O zaman biz de çözmeye çalışmak yerine Dünya'da bize verilen görevi, düşen rolü hakkıyla yerine getirmek için çabalamalıyız. Yoksa çözmeye, akıl sır erdirmeye çalışırken düğüm oluruz Allah korusun. Bu kitabın ve okuduğum tüm kitaplarını benim için anlamı bir. Her zaman hakikat kitabını anlamak için okuyacağım. Hâliyle de belki başka birinin kel alâka dediği alâkalar kuracağım. Yapacak bir şey yok. Olsaydı zaten... Ölüm Yadigarları son kitap olduğu için en vurucu kitap demeyeceğim. Çünkü değil. Normalde düğümlerin çözülmesi dikkat çekebilir ama hem kitap okurken hem gerçek hayatta, benim için önemli olan düğümün atıldığı zamandır. Birisi bana konuşurken ondan beklemediğim bir laf etse o an vermem gerekenden büyük tepki vermem ama hissettirdiği şok çok çok büyük olur. Çünkü o lafı edecek an çoktan yaşanmış olmalı ve ben onu kaçırmış olduğumu anlarım. Bunun gibi de bu kitap evet düğümleri çözüyor olabilir ama altı kitap boyunca ilmek ilmek işlendi, atıldı o düğümler. Şu kitap çok vasat ya da bu kitap en iyisidir demeyeceğim hiçbir zaman Harry Potter okurken. Kitabın birçok konusu var ama benim için en önemli bölümü Hogwarts savaşı. Değerleri için savaşan insanlara her zaman saygı duydum. Filistin'e de saygı duyuyorum. Evini terk etmeyen insanlara saygı duyuyorum. Güvenli bir yere gitmek yerine topraklarını terk etmeyen insanlara saygı duyuyorum. Güvenli denilen çadırlar bombalanmadı mı? İçimizden bazıları onların orada isteyerek kaldığını düşünüyor. Çocuklarını isteyerek bombalatıyor ve fotoğraf çekiyorlarmış. Sabrımın sınırından sadece siz ne anlarsınız diyorum. Davası uğruna ölen atasını anlamamış siz, elin
Edebiyat
Harry Potter and the Deathly HallowsJ. K. Rowling · Bloomsbury · 201528,9bin okunma