ama zaman denen şey bir yanılsamadır. Geçmişin, saatlerin ve günlerin ve haftaların ve on yılların kül kadar ağırlığı vardır; gelecek zamansa, istese sonsuza dek sürsün, daima saniye saniye yaşanır.
Kazanılan her başarının, her sevindirici olayın Napoléon'a mal edilmesi artık bir alışkanlık olmuştu.
Bir tavuğun başka bir tavuğa,
"Önderimiz Napoléon Yoldaş olmasaydı, altı günde beş yumurta yumurtlayamazdım," dediği;
gölden su içmekte olan iki ineğin,
"Napoléon Yoldaş'ın önderliği olmasaydı, gölün suyu bu kadar tatlı olur muydu? diye bağırdığı bile duyulmuştu.
Vatandaşlarını bir sermaye kapısı gibi gören devletler, bilgiyi herkesten kısıtlar olmuştu, halkın cahilliği ham madde gibi kullanılırken, bu topraklarda kurulan bu cumhuriyetin niyetinin ne olduğu, anlatılmasına izin verilen bilginin zenginliği çocuklara sunulan derslerden belliydi. Devrimdi Cumhuriyet’in niyeti, bir insanlık devrimi... Sadece bu ülke vatandaşları değildi hedef, tüm insanlığa örnek olacak bir eğitim, yaşam ve kültür kurmak peşindeydi Cumhuriyetçiler, verdikleri eğitimden, olanı olduğu gibi anlatmaktaki gayretlerinden belliydi.
Benden, bana kayıtsız kalınması ile benden nefret edilmesi arasında bir seçim yapmam istense, tereddütsüz, nefreti seçerim - kayıtsız kalınacak bir yanım yoktur. Ve ben söylemek isterim ki her şeye ve herkese kayıtsızım. Değilmişim gibi davrandığım durumlar, yaşıyormuşum gibi yapma zorunluluğumdandır.
Bilim, bilinmeyen veya henüz tanımlanmamış bir şeye fiziki kanıt bulma girişimidir; ölçülebilecek gerçekleri bulmak için batıl inanışı ve yanlış algılamayı reddetmektedir.