Faysal'ın Arap ordusu muhteşem bir gerilla savaşı çıkardı ancak Bedeviler Osmanlı ordusuna karşı neredeyse dört yüzyıldır yaptıkları klasik vurkaç taktikleriyle savaşıyorlardı. Hâlâ Faysal'ın kuvvetlerinin Arabistan dışındaki Arap eyaletlerindeki Osmanlı idaresini kendi başlarına sona erdirip erdiremeyecekleri tartışmaya açıktır. Bir yüzyıl önce, Vehhabi savaşçıları Arabistan'ı ele geçirdi ama Şam'ı işgal edememişlerdi. Ancak Faysal'ın güçlü müttefikleri vardı. 1917 yılı Avrupa'daki Batı Cephesi'nde korkunç bir çıkmaza girmişti ama, İngilizler Osmanlı İmparatorluğu'nu savaşta mağlup etmek çabasında büyük başarılar imza attı. Hindistan'dan Basra'ya takvije kuvvetleri gönderildi ve İngiliz-Hindistan birlikleri 11 Mart 1917'de Bağdat'a girdi. Batı'ya doğru, General Edmund Allenby kumandası altındaki İngiliz ve İngiliz İmparatorluğu güçleri, o yılın sonbaharında Sina'da Osmanlı direnişini ezebildi. İngiliz kuvvetleri 16 Kasım 1917'de Yafa'yı işgal edip 11 Aralık'ta Kudüs'e girdi. Arap topraklarındaki savaş, yaklaşık bir yıl kadar sürecekti ama İngilizlerin 1917'deki zaferlerinin ardından sonuç kesinleşti. 1 Ekim 1918'de Şam'a giren Faysal'ın ordusuna daha fazla Bedevi kabilesi katıldı. Havran'da İngiliz kuvvetleri karşısında büyük bir yenilgi alan Osmanlı kuvvetleri ise zaten şehirden çekilmişti. Şehre ilk girenin İngiliz komutasındaki birlikler olup olmadığı hâlâ araştırmacılar arasında tartışmalı bir konudur. İngilizler Faysal'a ordusunun kurtardığı bölgelerin gelecekteki Arap Krallığı'nda yer alacağı sözünü vermiş olduğu için bu soru önemsiz bir mesele değildir. Hangi ordu ilk olarak Şam'a ulaşmış olursa olsun, 1516 yılında Selim'in zaferinde olduğu gibi, şehir bir tek silah patlamadan düştü. Faysal şehre girişini müteakip ilk cumada, bilerek ya da bilmeyerek Selim'in
Sayfa 238·Kitabı okudu
Bir karış toprak için...
2.11.1963'te Cuma Yiğit Siverek'te Musikan köyünün ağasının kardeşi Yusuf'u öldürdü. 5.11.1963'te Polat ve Marangoz aileleri ağa tarafından köyden atıldı. 9.11.1963'te ağanın oğlu Marangoz'lardan Mehmet'i çarşı ortasında vurdu. 30.10.1964'te çıkan kavgada İki taraftan birer kişi yaralandı. 5.11.1964 iki taraf arasında çıkan silahlı çatışmada Süleyman Polat öldürüldü. 13.5.1964 Şehmuz Marangoz adlı 14 yaşındaki bir çocuk ağa taraftarı Hasan Polat'ı çarşıda tabancayla vurup öldürdü. 29.11.1964 iki taraf arasında çıkan silahlı çatışmada Onbaşı Tahir Yılmaz Öncal şehit Oldu. Er Nazif Atıcı ve Osman Polat yaralandı.
Sayfa 145 - Cumhuriyet Gazetesi (1964)·Kitabı okuyor
Röportaj
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Dayan Memet… :)
Beni özel bir hastaneye yatırıyor; başımda adeta gece gündüz nöbet bekliyor. Bu haptan kurtulma meselesi çok zor bir şey. Yani bağımlılığa karşı yapılan bir tedavi, %30 ölüm tehlikesi olduğunu söylüyor, tabii ben o dönemde dua filan etmeyi de bilmiyorum. Babamın vefatında başında ne yapmak gerektiğini düşündüğüm zaman yapacak hiçbir şey bulamamıştım. Bir İhlâs Suresini biliyorum, o da yarım yamalak. Hiçbir manevî dayanağım yok. Doktor Doğan da dine uzak… Bana, bunaldıkça “Dayan Memet!” dersin, diyor; bu ne demekse bugün de hâlâ bilmiyorum… Dayan Memet…
Sayfa 106 - Timaş Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Henüz 30'lu yaşlarının başında İlahiyat Fakültesi'nde hoca olmuştu bir kadın olarak... Bu bir ilkti...
00:30
...ve hepsi birbirinin aynı olan günleri art arda dizip duruyoruz.
30 Ağustos zaferini mutlak ve münhasır olarak millî irade kazandı; ondan sonra bu köke bağlanan işler zincirini ise millî iradeye zıd olarak bu iradenin istismarcıları, yani CHP işçileri çekti; ve bu milleti o zincirin içine hapsetti. 30 Ağustos gününde, sadece Allahın, Resulünün, tarihinin, ecdadının, imanının kendisine gösterdiği mâna yolunda, bir çarıktan tank yapacak kadar azametli harikalar iklimine ayak basan Türkü, o günün aziz şeref ve hakkı yalnız kendisine ait olarak, Allah, yine o güne bağlanacak ve millî iradeyle tam bağdaşacak ve asla yol değiştirmeyecek mâna fatihlerine kavuştursun! Büyük Doğu Gazetesi 30 Ağustos 1952, Sayı 105