Il. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'nin çektiği sıkıntılarla diğer ülkelerin çektiği sıkıntılar karşılaştırıldığında Milli Şef İsmet Paşa'nın şükranla anılması gerekir. Milyonlarca insan ölmüş, Avrupa ülkelerinde ekonomi çökmüş, kentler yerle bir olmuştur. Türkiye'nin savaşa dahil olması için birçok ülke baskı yapmış hatta 30 Ocak 1943'de İngiltere Başbakanı Winston Churchill gizlice Adana'ya gelip İsmet Paşa ile görüşmüştür. Ülkemizi bu savaş belasından ustaca koruyan, bunun için gerekli tedbirleri almak üzere tasarruf yoluna giden İsmet Paşa, bütün bunlara rağmen karşı devrimciler tarafından ülkeyi aç bırakmakla suçlanarak yıpratılmaya çalışılmıştır.
"İsmet Paşa ülkeyi aç bıraktı" suçlaması getirenlere sormak gerekir: Tüketimi azaltma yoluna gitmek, gıda stoku yapmak, askeri gücü en yüksek noktasına çıkarmak yani ülkeyi dışarıdan gelmesi muhtemel bir saldırıya karşı hazırlıklı hale getirmek, bir asker ve devlet adamına yakışır öngörülü bir siyaset değil de nedir? Bu topraklar, daha yirmi yıl önce düşman çizmeleri altından kan ve can pahasına kurtarılmamış mıdır? İşte bunun bedelini ödemiş olan bir halkın temsilcileri, bir Dünya Savaşı şartlarında da genç devleti savunmak için gereğini yapmasını bilmişlerdir.
İlerleme düşüncesi ve ütopyalar arasındaki ilişki önemlidir.
... Comte ve Marks gibi 19. yüzyıl ütopyacılarına göre hayallerindeki toplum artık önlerindedir ve onu yakalamaya çok az kalmıştır. Bu dönemin bilim adamları sürekli "ilerleme" ile yeni ve aydınlık bir çağın eşiğinde olduğuna inanıyorlardı.
Oysa Batı'daki bütün olumlu düşünülen gelişmeler 1914'de tarihte eşi görülmemiş bir olayla dokuz milyon kişinin öldüğü Birinci Dünya Savaşı ile sonuçlandı. Geçmişte de Haçlı Savaşları, 30 Yıl Savaşları, Yüzyıl Savaşları gibi çok uzun ve çok milletli yıkıcı savaşlar olmuştu ancak hiçbir savaş bu kadar geniş coğrafyayı etkilememiş ve bu kadar insan kaybı yaşatmamıştı. Bunun esas sebebi de bilim ve teknolojide gelinen "ileri" noktaydı şüphesiz.
24-Kuran’ı Allah’ın koruduğu
25- Kuran’ın çelişkisiz bir kitap oluşu
26-Kuran’ın eksiksiz oluşu
27- Kuran’ın rahmet oluşu
28- Kuran’ın doğru yola iletmesi
29- Kuran’ın müjde olduğu
30-Kuran’ı ince ince düşünmenin gerekliliği
"Mümin, müminin bir parçasıdır. Onun sevindiğine sevinir, üzüldüğüne üzülür. Eğer kardeşinde hoşuna gitmeyecek bir hal görürse onu düzeltir, ona yol gösterir."
İlim öğrenme yolunda insanlar üç kısma ayrılırlar.
Bunlardan birincisi ilmi, ahiretini kazanmak için okur. İlmi ile sadece ahireti ve Allah'ın rızasını kazanmayı ister. İşte bu kimse kurtuluşa erenlerdendir.
İkincisi, dünyasını kazanmak için okur. İlmi ile izzet ve şerefi, makam ve mevkii elde etmeyi ister. Dünyalık elde etme peşine düşer. Aslında o da ilim elde etmek ile niyetinin zayıflığını ve gayesinin düşüklüğünü bilmektedir. Bu niyetle ilim okumaya devam ettiği sürece helak olanlar zümresine katılır. Haline tövbe etmeden ansızın ölürse, imansız gitmesinden korkulur. Artık onun işi Allah'ın dilemesine kalmıştır. (Dilerse onu affeder, dilerse affetmez) Yalnız, henüz eceli gelmeden tövbe eder, ilmine amelini ekler ve eksikliklerini de giderirse o da kurtuluşa erenler zümresine katılır. Nitekim Resûlullah (s.a.v);
"Günahından tövbe eden, sanki o günahı hiç işlememiş gibidir." buyurmuştur. (İbn Mâce, Zühd, 30)
Üçüncüsüne de şeytan musallat olmuştur. Çünkü ilmini mal mülk toplama, şan, şöhret peşinde koşma ve makam, mevkii ile övünme vesilesi kılmıştır. İlmini kullanarak dünyalık ihtiyaçlarını giderir. Bunun için her türlü hileye başvurur. Zahiren ve batınen dünyaya meylettiği halde, konuşmasıyla, giyim ve kuşamıyla alimlerin şekline bürünerek kendisinin Allah (c.c) katında üstün bir makama sahip olduğunu zanneder. Halbuki bu kimse helak olanlar ve mağrur ahmaklar zümresindendir. Zira kendisini ilmiyle amel eden muhsinlerden olduğunu zannederek tövbe etmeye ihtiyaç duymaz.
Ey ilim talibi!
Sen (anlatılan bu üç kısımdan) birinci kısmı tercih et. İkinci kısımdan olmaktan sakın. (Tövbede acele et) Tövbesini geciktiren nice kimseler vardır ki ölüm onları ansızın yakalayıverir. Sonra hüsrana uğrayanlardan oluverirler. Sakın üçüncü kısımdan da olma! Bu