MÔ 356'da, dünyanın yedi harikasından biri olan tapınağı, sırf şan kazanmak, adını tarihe yazdırmak için yakan şahıs. Efesliler şahsı cezalandırdıktan sonra hem başkalarını aynı şeyi yapmaktan caydırsın hem de bu şahıs tarihe geçme emeline nail olamasın diye adını anmayı yasaklamışlar ve bu yasağın cezasını da idam olarak belirlemişler. Gerçi yine antikçağ yazarlarından birinin bu olaya ve şahsın ismine yazılarında yer vermesi sayesinde ismi bilinir olmuş. Hatta zamanla bu isim, ne pahasına olursa olsun ün kazanmak için işlenen suçları (örneğin John Lennon'ın öldü-rülmesi) niteleyen bir kavram haline gelmiş. Jack London, şahsın adını anmayarak Efeslilerin bilgeliğine sahip çıkıyor.
Ahmed el-Shamsy'nin ikinci bölümde ve eserin başka kısımlarında da (meselâ bk. s. 23, 59, 293) tekrarladığı bir iddia var; o da XIX. asrın başlarında âlimlerin, sonrasında canlandırılacak olan "eski" klasik eserlere “şaşılacak derecede" ilgisiz olduklarıdır. 8Yazara göre bunun sebeplerinden biri XI-XIX. asırlara hakim olan "metinsel skolastisizm", yani medresenin ve ilmiyenin öne çıkardığı kitaplara, onların usul ve muhtevasına mutlak
körükörüne) bağlılık (bir tür şerh-haşiye edebiyatı), ikincisi de "epistemolojik ezoterizm", yani "hal ilmi" olan, derunî-iç tecrübeye dayanan tasavvufun kitabı ve okumayı reddeden yahut önemsizleştiren bir karaktere bürünmesidir.
8 Yazar güzel ve doğru örnekler de veriyor. Meselâ "1900'lerin başına kadar İbn Teymiye'nin çok sayıda yazısının [risâlesinin?] neredeyse hiçbiri neşredilmemişti" (s. 271); "Taberi'nin IX. yüzyılda telif ettiği Kur'an tefsiri 1890'larda hiç bilinmiyordu, ancak metin yeniden keşfedilip 1903'te neşredildiğinde klasik tefsirlerin mükemmel örneklerinden biri haline gelmiştir" (s. 356)."s.67
Gwenaël Murphy 18. yüzyılda, Niort kentindeki yedi rahibe manastırında, rahibeler arasında on altı gebelik ve dört tecavüz bildirimi ortaya çıkarmıştır; yazarın vardığı sonuca göre, Devrim döneminde evlenenlerin çoğu için, cinsel ilişki, söylediklerine bakılırsa, pek de arzulanmayan bir keşiftir. Aslında, evlenen 356 rahibe arasından, yalnızca biri cinsel arzuyla hareket ettiğini söylemiştir. Buna karşılık, Devrim döneminde evlenen rahiplerin % 30'u âşık olduğu için cinsel ilişkiye girdiğini bildirmiştir.
Beden Üstünde Kesişen Bakışlar/ Dinin Etkisi/Çileci Tavır·Kitabı okudu
Güya bir zikr-i cehrî halkasının bir reisi gibi işitenlerin cezbelerini tahrik ediyorlar ki, o vakit işitenlerin herbirisi lisan-ı mahsusuyla ve bir âvâz-ı hususî ile Fâtır-ı Zülcelalinin zikrine başlar.
Sözler - 356