enfal suresi
36. Kuşku yok ki (insanları) Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcayanlar, onu yine harcayacaklar, sonra bu kendilerine yürek acısı olacak ve sonunda mağlup olacaklar. Ve inkarlarında ısrar edenler, toplanıp cehenneme götürüleceklerdir. 37. Ki, Allah pis olanı temizden ayırsın ve pis kısmı birbirinin üzerine bindirip hepsini istiflesinde topunu cehenneme koysun! İşte bunlardır, o zarar içinde kalanlar...
Âyet-i Kerime meali
Güneş de kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider. (Yâsin Sûresi, 36:38)
Reklam
Cem Sultan 22 Şubat 1495'de Napoli'ye vardığında kanındaki zehir bedenini sarmıştı bile.İki gün sonra,24 Şubat 1495'de henüz 36 yaşında hayata veda etti.Kral,cansız bedenini son sadık hizmetkarlarının gözetimi altında gerekli onurlarla önce Gaeta'ya defnettirdi. Napoli Kralı II. Frederik daha sonra özel talep üzerine Cem Sultan'ın cenazesini,talihsiz kardeşinin son isteğini yerine getirmek için kendini Bursa'da II. Murad'ın türbesinde defnettiren Sultan Bayezid'e teslim etti.
Sayfa 354·Kitabı okuyor
Alıntı
Kur'an'da "miskin" kelimesi birçok yerde geçmektedir; anlamı yalnızca maddi yoksunluğu değil, güçsüzlüğün en derin hâlini ifade eder. Kimi zaman denizin ortasında fırtınaya kapılmış, çaresizliğin sınırına itilmiş yolcuları haber verir (18/79); kimi zaman evine ekmek götüremeyenleri, toplumun merhametine muhtaç bırakılanları anlatır (2/184; 2/215); kimi zaman da himayesiz bırakılmış, kendini savunacak gücü kalmamış insanları işaret eder (4/36; 17/26). Başka bir yerde, toprağa yapışmış hâlde hayata tutunmaya çalışan kimselerin hâlini tasvir ederken (90/16) başka bir yerde ise yalnız açlık değil, kimsesizlik ve korunmasızlık hâliyle birlikte anıldığı da görülür (76/8). Miskin kavramı, bütün bu ayetlerde ortak bir özellik taşır: Hayatın yükü altında hareket edemeyecek kadar güçten düşmüş insan. Mâûn Suresi'ndeki vurgu da tam buradadır: Miskinin yemeğe, rızka, yardıma ihtiyacı olduğu kadar; görülmeye ve fark edilmeye de ihtiyacı vardır. Bu bağlamda "taâmi'l-miskîn" yalnızca aç bir insanı doyurmak değildir; düşmüş birini kaldırmak, çöküş hâlindeki bir ruhu fark etmek, desteğe ihtiyacı olana omuz vermektir. Çünkü miskin, çoğu zaman yardım isteyemeyecek kadar güçsüzdür.
Sayfa 115·Kitabı okuyor
"Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur." (İsrâ, 17:36)
Sayfa 325 - Elif Genç 2. Baskı Kasım 2024 İstanbul
Schmidt ve van der Walt, Stirner'in “egoizm” derken neyi kastettiğini sorgulamazlar, ancak Stirner'in düşüncesini "erdem" ve "hak" gibi reddettiği terimlerle de tanımlarlar (Schmidt ve van der Walt 2009: 36, 52). Bununla birlikte, Bakunin ve Kropotkin'e ilişkin açıklamalarından, Stirner ile onların “geniş anarşist geleneği" arasında belirli temas noktaları olabileceği anlaşılmaktadır. Stirner'in egoist birliği, Bakunin'in sözleriyle “ortak çıkarların, özlemlerin ve eğilimlerin özgür federasyonu" olarak tanımlanabilir (aktaran Schmidt ve van der Walt 2009: 48). Aynı şekilde, Stirner'in düşüncesiyle Bakunin'in "eşitlik ve kolektif emek yasa tarafından değil, gerçeklerin gücü tarafından zorunlu kılınan" çağrısı arasında da bir çelişki yoktur. Stirner'in en belirgin şekilde ayrıldığı noktalar birey ve toplum arasındaki ilişki ve ahlakın rolüdür.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Reklam
Reklam