•| Siz şükreder ve iman ederseniz Allah sizi ne diye azaba uğratsın! Allah şükredenlerin mükâfatını veren, her şeyi hakkıyla bilendir.Allah’ın verdiği sağlık ve her türlü nimetlerine karşı şükür, üzerimize bir vecîbe olduğu gibi vücûdumuzdaki uzuvların şükrünü yerine getirmemiz de bir vecîbedir. Sağlık ve nimetlerin şükrü, tam iman, ibadet, itaat, nefsin tezkiyesi ve infaktır. Uzuvların şükrü de, onlarla başkalarına zarar vermemek, onları haram ve günaha sebep olan yerlerde kullanmamaktır. Çünkü kalp, göz, kulak, dil, el, ayak, mide vb. bütün uzuvlardan Allah’a karşı sorumluyuz. Bunları Allah’ın rızasına uygun olarak kullanmazsak, sorumlu tutulur, cehennem azabını hak etmiş oluruz. Şükrün karşılığında bol nimet ve mükâfat, nankörlüğün karşılığında da azap vardır. [bk. 7/179; 17/36; 41/20-22; 36/65]
1915 yılı kasımında büyükbabam Harbiye'deki evi kapatarak ailesini Beyoğlu'na taşır. Bursa Sokağı'nda (bugünkü adıyla Sadri Alışık Sokağı) aldığı konağı hatırlıyorum. Çocukluğumda Dapei adında bir İtalyan'a satılmıştı. Bugün aynı yerde yükselen apartmanın numarası aynı: 27.
Ön cephesi Bursa Sokağı'nda olan bina arka sokağa (Telgraf Sokağı) kadar uzanan dört katlı, 36 odalı bir konaktı.
Evin arka sokağa bakan cephesinde büyükbabamın arabasının ve atlarının barındığı ahır bulunurdu.
Büyükbabam evin alt katında bir de muayenehane açmış, saraydaki görevinden vakit buldukça dost ve akrabayı burada muayene ve tedavi edermiş.
Mustafa Kemal, Arıburnu'ndan Istanbul'a döndükten sonra bir gün (Mustafa Kemal 12 aralık 1915 tarihinde İstanbul'a dönmüştür) Corinne'in yeni evindeki cumartesi toplantısına katılır, fakat önemli bir işi olduğu için müzik dinlenirken kimseyi rahatsız etmemek düşüncesiyle, yanında oturan Ali Özdeniz Bey'e kendisi adına özür dilemesini rica ederek ayaklarının ucunda sessizce salondan ayrılır.
Bunun üzerine Corinne çalmakta olduğu parçayı birden keser. Onun rahatsızlandığını sanan Abdülhak Hamid Bey:
- Bir şey mi oldu hanımefendi? diyerek yerinden fırlar.
Corinne piyano taburesinin üzerinden salonda bulunanlara dönerek:
Çıkan zatı, Mustafa Kemal Bey'i tanıyor musunuz? Emin olunuz ki bu büyük insan bir gün yalnız Türkiye'nin değil, bütün dünyanın tanıdığı bir kişi olacaktır, der ve piyano çalmaya devam eder.
Adî b. Hâtim’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“(Kıyamet gününde) Rabbiniz sizin her birinizle tercümansız olarak konuşur. O adam sağa bakar. Yalnız (dünyada iken) yaptığı iyi amelleri görür. Soluna bakar yine yaptıklarından başkasını göremez. Önüne bakar, bu defa karşısında yalnız cehennemi görür. Bir hurmanın yarısıyla da olsa, kendinizi ateşten koruyun.” (B7512 Buhârî, Tevhîd, 36; M2348 Müslim, Zekât, 67)
36. Kuşku yok ki (insanları) Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcayanlar, onu yine harcayacaklar, sonra bu kendilerine yürek acısı olacak ve sonunda mağlup olacaklar. Ve inkarlarında ısrar edenler, toplanıp cehenneme götürüleceklerdir.
37. Ki, Allah pis olanı temizden ayırsın ve pis kısmı birbirinin üzerine bindirip hepsini istiflesinde topunu cehenneme koysun! İşte bunlardır, o zarar içinde kalanlar...